Araf Sûresi53. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (38 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1هلhelmı?Do
2ينظرونن ظ رNƵRyenZurūnegözetiyorlarthey wait
3إلاillāilleexcept
4تأويلها و لEVLte'vīlehuonun te'vilini(for) its fulfillment
5يومي و مYVMyevmegün(The) Day
6يأتيا ت يETYye'tīgeldiği(will) come
7تأويلها و لEVLte'vīluhuonun te'viliits fulfillment,
8يقولق و لGVLyeḳūluderler kiwill say
9الذينelleƶīneolanlarthose who
10نسوهن س يNSYnesūhuonu unutmuşhad forgotten it
11منminfrom
12قبلق ب لGBLḳabluöncedenbefore,
13قدḳaddoğrusu"""Verily"
14جاءتج ي اCYEcā'etgetirmişhad come
15رسلر س لRSLrusuluelçileri(the) Messengers
16ربنار ب بRBBrabbināRabbimizin(of) our Lord
17بالحقح ق قḪGGbil-Haḳḳigerçeğiwith the truth,
18فهلfehelvar mı ki?so are (there)
19لناlenābizimfor us
20منminany
21شفعاءش ف عŞFAşufeǎā'eşefa'atçilerimizintercessors
22فيشفعواش ف عŞFAfeyeşfeǔşefa'at etsinlerso (that) they intercede
23لناlenābizefor us
24أوevyahutor
25نردر د دRD̃D̃nuraddutekrar geri döndürülür müyüz kiwe are sent back
26فنعملع م لAMLfeneǎ'meleyapalımso (that) we do (deeds)
27غيرغ ي رĞYRğayrabaşkasınıother than
28الذيlleƶīşeylerdenthat which
29كناك و نKVNkunnāwe used to
30نعملع م لAMLneǎ'meluyaptıklarımızdan"do."""
31قدḳadmuhakkakVerily,
32خسرواخ س رḢSRḣasirūonlar ziyana soktularthey lost
33أنفسهمن ف سNFSenfusehumkendilerinithemselves,
34وضلض ل لŽLLve Delleve saptıand strayed
35عنهمǎnhumkendilerindenfrom them
36ماşeylerwhat
37كانواك و نKVNkānūolduklarıthey used to
38يفترونف ر يFRYyefterūneuyduruyorinvent.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

هل ينظرون الا تاويله يوم ياتى تاويله يقول الذين نسوه من قبل قد جاءت رسل ربنا بالحق فهل لنا من شفعاء فيشفعوا لنا او نرد فنعمل غير الذى كنا نعمل قد خسروا انفسهم وضل عنهم ما كانوا يفترون

Arapça (Harekeli)

هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأْوِيلَهُ يَوْمَ يَأْتِي تَأْوِيلُهُ يَقُولُ الَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبْلُ قَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَاءَ فَيَشْفَعُوا لَنَا أَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ قَدْ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ

Transliterasyon

Hel yanzurûne illâ te´vîleh|u|, yevme ye´tî te´vîluhu yekûlullezîne nesûhu min kablu kad câet rusulu rabbinâ bil hakk|ı|, fe hel lenâ min şufeâe fe yeşfeû lenâ ev nureddu fe na´mele gayrellezî kunnâ na´mel|u|, kad hasirû enfusehum ve dalle anhum mâ kânû yefterûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Hal yan<span class="i"><span class="u">th</span></span>uroona ill<span class="u">a</span>ta/weelahu yawma ya/tee ta/weeluhu yaqoolu alla<span class="u">th</span>eenanasoohu min qablu qad j<span class="u">a</span>at rusulu rabbin<span class="u">a</span> bi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqifahal lan<span class="u">a</span> min shufaAA<span class="u">a</span>a fayashfaAAoo lan<span class="u">a</span>aw nuraddu fanaAAmala ghayra alla<span class="u">th</span>ee kunn<span class="u">a</span>naAAmalu qad khasiroo anfusahum wa<span class="u">d</span>alla AAanhum m<span class="u">a</span>k<span class="u">a</span>noo yaftaroon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, kitapta söylenenlerin gelip çıkmasını mı bekliyorlar ancak? Bir gün o söylenen şeyler, o sözlerin sonucu gelecek de evvelce onu unutanlar, gerçekten de Rabbimizin peygamberleri diyecekler, hak olarak gelmişlerdi; şimdi şefaatçilerden biri var mı ki şefaat etsin bize, yahut da tekrar dünyâya dönmemize imkân verilse de oradayken yaptığımız işlerden başka işler yapsak. Gerçekten de kendilerine yazık etmişlerdir, aslı yokken inanıp durdukları mabutlar da onları bırakmış, kaybolup gitmiştir.

Ali Bulaç

Onlar, onun tevilinden başkasına bakmazlar mı? Onun tevilinin geleceği gün, daha önce onu unutanlar, diyecekler ki: "Gerçekten Rabbimiz'in elçileri bize hakkı getirmişlerdi. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler var mıdır? Veya geri çevrilsek de işlediklerimizden başkasını yapsak." Gerçek şu ki onlar, kendilerini hüsrana uğratmışlardır, uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuşlardır.

Bayraktar Bayraklı

Onlar onun gerçekleşmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Gerçekleştiği gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Doğrusu Rabbimizin peygamberleri gerçeği getirmişlerdir. Acaba bizim için şefaatçiler var mı ki, bize şefaat etsinler; yahut daha önce yaptıklarımızdan başkasını yapalım diye geri gönderilebilir miyiz?” Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitti.

Diyanet İşleri

(Fakat onlar), Onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar. Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler veya (dünyaya) geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler (putlar) da kendilerinden kaybolup gitti.*

Edip Yüksel

Onun haberlerinin gerçekleşmesini mi bekliyorlar? Haberleri gerçekleştiği gün, onu daha önce önemsemeyenler, "Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişlerdi. Bizim için aracılık edecek bir şefaatçi var mı? Yahut, öncekinden farklı davranmak için geri gönderilsek" derler. Kişiliklerini yitirmişlerdir ve uydurdukları şeyler de onları terk etmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İlle onun te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (verdiği haberler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler, yahut tekrar geri döndürülmemiz mümkün mü ki eski yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini zarara soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup gitti.

Erhan Aktaş

Onun verdiği haberin gerçekleşmesini mi bekliyorlar? Onun haberinin gerçekleştiği gün, daha önce onu unutmuş olanlar diyecekler ki: “Gerçekten Rabb’imizin rasulleri gerçeği getirmişler. Acaba bir şefaatçi* var mıdır ki bize şefaatte bulunsun veya geri döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak.” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. Uydurdukları şeyler kendilerinden uzaklaşıp kaybolmuştur.

Hakkı Yılmaz

Onun ilk plâna çıkmasından başka ne bekliyorlar? Onun ilk plâna çıkacağı gün geldiğinde, önceleri onu umursamayanlar, “Rabbimizin elçileri gerçekten bize gerçeği getirmişti. Acaba bizim için aracılık edecek aracılar var mı? Veya geri gönderilip de yaptıklarımızdan başkasını yapabilir miyiz?” diyecekler. Kuşkusuz kendilerini kayba uğratmışlardı. Uydurdukları şeyler de kendilerinden ayrılmıştır.

Muhammed Esed

(İmdi), (inanmayanlar) o (Hesap Günü'nün) nihaî anlamının açıklanmasından başka bir şey mi bekliyorlar? (Ne var ki), onun kesin anlamının açıklandığı Gün, onu vaktiyle umursamayan kimseler: "İşin doğrusu, Rabbimizin elçileri bize gerçeği söylemişlerdi! Şimdi, bizden yana aracılık yapacak kayırıcılarımız yok mu bizim? Yahut, mümkün mü, (hayata) geri gönderilsek de edip-eylediklerimizden başka türlü davransak?" diyecekler. Gerçek şu ki, onlar (böyle diyerek yalnızca) kendilerini aldatmış olacaklar ve onların bütün (bu) boş hayalleri yıkılıp kendilerini yüzüstü bırakacak.

Mustafa İslamoğlu

(Şimdi) onları, O (Gün'ün) ne demeye geldiğinden başka bir şeyi bekleme hakları mı var? Onu vaktiyle göz ardı eden kimseler, onun ne demeye geldiğinin açıklandığı gün diyecekler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri bize hakikati söylemiş. Acaba şimdi bizden yana aracılık yapıp da bizi kayıracak birileri var mı? Veya geri dönmemize izin verilse de, şimdiye kadar yaptıklarımızdan başka türlü davransak olmaz mı?" Doğrusu onlar kendilerini (işte böyle) aldatacaklar ve uydurdukları kuruntu ürünü (şefaatçi)ler, kendilerini yüzüstü bırakacak.

Suat Yıldırım

Fakat onlar: “Hele bakalım nereye varacak? ” diye sadece bu kitabın dâvetinin âkıbetini gözlüyorlar. O'nun haber verdiği müthiş âkibet geldiği gün, daha önce onu unutup bir tarafa bırakanlar şöyle diyecekler: “Gerçekten Rabbimizin elçileri bize hakkı tebliğ etmişlermiş? Acaba burada bize şefaat edecek birisi bulunur mu? Yahut geri döndürülmemiz imkânı olur mu ki bu sefer yaptığımız kötü işlerin yerine güzel güzel işler yapabilelim? ”Muhakkak ki onlar, kendilerini hüsrana uğrattılar. Uydurdukları sahte tanrıları da kendilerinden uzaklaşıp ortadan kayboldular. [6, 27-28]

Süleyman Ateş

İlle onun te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş. Şimdi bizim şefa'atçilerimiz var mı ki bize şefa'at etsinler, yahut tekrar geri döndürül(üp dünyaya gönderil)memiz mümkün mü ki, (orada eski) yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini ziyana soktular ve uydurdukları şeyler, kendilerinden saptı (kaybolup gitti).

Şaban Piriş

Onlar yalnızca sonucun ortaya konmasını mı bekliyorlar? Sonucun geldiği gün, önceleri onu unutmuş olanlar:-Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi, bize şefaat edecek bir şefaatçi var mı? Veya yaptıklarımızdan başka şeyler yapmamız için bir dönüşümüz var mı? derler. Onlar, kendilerini mahvetmişler ve uydurdukları şeyler de kaybolup, onlardan ayrılmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Onun yalnız tevilini gözetirler. Onun tevili geldiği gün, daha önce onu unutanlar şöyle derler: "İnan olsun, Rabbimizin resulleri gerçeği getirmişler. Acaba bizim için şefaatçılar var mı ki, bize şefaat etsinler; yahut daha önce yaptıklarımızdan başkasını yapalım diye geri gönderilebilir miyiz?" Öz benliklerini hüsrana ittiler. İftiralarına alet ettikleri onlardan uzaklaşıp kayboldu.

Edip-Layth-Martha

Are they waiting for its fulfillment? On the day which its fulfillment happens, those who previously forgot it will say, "Our Lord's messengers have come with truth! Are there any intercessors to intercede for us? Or could we be returned so that we may act differently than what we did?" They have lost themselves and what they have invented has abandoned them.

Muhammad Asad

Are [the unbelievers] but waiting for the final meaning of that [Day of Judgment] to unfold?* [But] on the Day when its final meaning is unfolded, those who aforetime had been oblivious thereof will say: "Our Sustainer's apostles have indeed told us the truth! Have we, then, any intercessors who could intercede in our behalf? Or could we be brought back [to life] so that we might act otherwise than we were wont to act?"* Indeed, they will have squandered their own selves, and all their false imagery will have forsaken them.

Rashad Khalifa

Are they waiting until all (prophecies) are fulfilled? The day such fulfillment comes to pass, those who disregarded it in the past will say, "The messengers of our Lord have brought the truth. Are there any intercessors to intercede on our behalf? Would you send us back, so that we change our behavior, and do better works than what we did?" They have lost their souls, and their own innovations have caused their doom.,

The Monotheist Group

Are they waiting for what it says to come true? On the day it comes true, those who previously forgot it will say: "The messengers of our Lord have come with the truth! Are there any intercessors to intercede for us? Or can we be sent back and we will work differently than what we did?" They have lost their souls and what they have invented has abandoned them.