Araf Sûresi57. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (29 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وهوve huveO kiAnd He
2الذيlleƶī(is) the One Who
3يرسلر س لRSLyursilugönderirsends
4الرياحر و حRVḪr-riyāHarüzgarlarıthe winds
5بشراب ش رBŞRbuşranmüjdeci(as) glad tidings
6بينب ي نBYNbeynefrom
7يديي د يYD̃Yyedeyönündebefore
8رحمتهر ح مRḪMraHmetihirahmetininHis Mercy,
9حتىHattānihayetuntil,
10إذاiƶāzamanwhen
11أقلتق ل لGLLeḳalletonlar yüklenincethey have carried
12سحاباس ح بSḪBseHābenbulutlarıclouds -
13ثقالاث ق لS̃GLṧiḳālenağır ağırheavy,
14سقناهس و قSVGsuḳnāhuonu yollarızWe drive them
15لبلدب ل دBLD̃libeledinbir ülkeyeto a land,
16ميتم و تMVTmeyyitinölüdead,
17فأنزلنان ز لNZLfeenzelnāindiririzthen We send down
18بهbihionunlafrom it
19الماءم و هMVHl-māesuthe water
20فأخرجناخ ر جḢRCfeeḣracnāve çıkarırızthen We bring forth
21بهbihionunlafrom it
22منmin(of)
23كلك ل لKLLkullitürlü türlüall (kinds)
24الثمراتث م رS̃MRṧ-ṧemerātimeyvalar(of) fruits.
25كذلكkeƶālikeişte böyleThus
26نخرجخ ر جḢRCnuḣricuçıkaracağızWe will bring forth
27الموتىم و تMVTl-mevtāölüleri dethe dead
28لعلكمleǎllekumherhaldeso that you may
29تذكرونذ ك رZ̃KRteƶekkerūneibret alırsınıztake heed.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وهو الذى يرسل الريح بشرا بين يدى رحمته حتى اذا اقلت سحابا ثقالا سقنه لبلد ميت فانزلنا به الماء فاخرجنا به من كل الثمرت كذلك نخرج الموتى لعلكم تذكرون

Arapça (Harekeli)

وَهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاءَ فَأَخْرَجْنَا بِهِ مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ كَذَلِكَ نُخْرِجُ الْمَوْتَى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Transliterasyon

Ve huvellezî yursilur riyâha buşren beyne yedey rahmetih|i|, hattâ izâ ekallet sehâben sikâle suknâhu li beledin meyyitin fe enzelnâ bihil mâe fe ahrecnâ bihîmin kullissemerât|i|, kezâlikenuhricul mevtâ leallekum tezekkerûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wahuwa alla<span class="u">th</span>ee yursilu a<span class="b">l</span>rriy<span class="u">ah</span>abushran bayna yaday ra<span class="u">h</span>matihi <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> i<span class="u">tha</span>aqallat sa<span class="u">ha</span>ban thiq<span class="u">a</span>lan suqn<span class="u">a</span>hu libaladinmayyitin faanzaln<span class="u">a</span> bihi alm<span class="u">a</span>a faakhrajn<span class="u">a</span>bihi min kulli a<span class="b">l</span>ththamar<span class="u">a</span>ti ka<span class="u">tha</span>likanukhriju almawt<span class="u">a</span> laAAallakum ta<span class="u">th</span>akkaroon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle bir mabuttur ki rahmetinden önce müjdeci olarak rüzgârları yollar. Sonucu rüzgârlar, ağır yağmur bulutlarını yüklenince onları ölmüş bir ülkeye sevk ederiz, oraya böylece yağmur yağdırırız da her çeşit meyveler yetiştiririz. Düşünün de ibret almaya bakın, çünkü biz, ölüyü de işte böyle diriltiriz.

Ali Bulaç

Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız.

Bayraktar Bayraklı

Rüzgârları rahmetinin önünden müjdeci olarak gönderen O'dur. Nihayet rüzgârlar, ağır bulutları yüklenince onu ölü bir beldeye göndeririz; orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Umulur ki düşünüp ders alırsınız.

Diyanet İşleri

Rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O'dur. Sonunda onlar (o rüzgarlar), ağır bulutları yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Her halde bundan ibret alırsınız.

Edip Yüksel

O, rahmetinin bir ön müjdesi olarak rüzgarları gönderendir. Toplanıp yüklendikten sonra ağır bulutları ölü bir toprağa süreriz. Onunla su indirir ve onunla her çeşit ürünü çıkarırız. Ölüleri de böyle çıkarırız. Belki bundan bir öğüt alırsınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız.

Erhan Aktaş

Rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderen O’dur. Rüzgârlar, ağır bulutları yüklenince, onları ölü bir beldeye sevk ederiz. Böylece onunla indirdiğimiz suyla, orada her türlü ürünü çıkarırız. İşte Biz ölüleri de böyle diriltip çıkarırız. Umulur ki düşünüp öğüt alırsınız.

Hakkı Yılmaz

Ve O, hatırlarsınız/ öğütlenirsiniz diye, rahmetinin önünde rüzgârları müjdeciler/ dağıtıcılar/ yayıcılar olmak üzere gönderir. O rüzgârlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir beldeye gönderir, sonra onunla suyu indiririz. Böylece onunla ürünün hepsinden çıkartırız. İşte Biz, ölüleri de böyle çıkaracağız.

Muhammed Esed

Yaklaşan rahmetinin önünde müjdeleyici olarak rüzgarları gönderen O'dur; yağmur yüklü bulutlar toplandıklarında, onları çorak bölgeye doğru sürükleyip bu yolla su indirelim ve böylece her türlü ürünün yeşerip boy vermesini sağlayalım diye. Ölüleri de işte böyle dirilteceğiz; belki düşünür ders alırsınız.

Mustafa İslamoğlu

O'dur rüzgarları rahmetinin önüne katıp müjdeci olarak gönderen; nihayet bunlar yağmur yüklü bulutları taşıyınca, onu ölü toprağa doğru sevkedip bu yolla su indiririz ve böylece her türlü ürünün yeşerip boy vermesini sağlarız. Ölüleri de işte böyle dirilteceğiz: belki düşünür de ibret alırsınız.

Suat Yıldırım

O'dur ki, rahmeti olan (yağmurun) önünden müjdeci olarak rüzgârlar gönderir. Nihayet bu rüzgârlar o ağır bulutları hafif bir şeymiş gibi kaldırıp yüklendiklerinde, bakarsın Biz onları, ekinleri ölmüş bir ülkeye sevk eder, derken oraya su indiririz de orada her türlüsünden meyveler, ürünler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Gerekir ki düşünür ve ibret alırsınız. [22, 5-6; 30, 19. 50; 35, 9; 42, 28]*

Süleyman Ateş

O ki rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderir. Nihayet onlar, ağır ağır bulutları yüklenince, onu ölü bir ülkeye yollarız; onunla su indirir ve türlü türlü meyvalar çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Herhalde bundan ibret alırsınız.

Şaban Piriş

Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen Odur. Rüzgarlar, ağır ağır yağmur yüklü bulutları yüklendiği zaman; biz, onu ölü bir bölgeye gönderir ve su indiririz. Onunla her türlü ürün çıkarırız. Ölüleri de böyle çıkaracağız. Belki düşünüp, ibret alırsınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Rüzgarları, rahmetinin önünden müjdeci gönderen O'dur. Nihayet onlar, yüklerle ağırlaşmış bulutları yüklenince onu ölü bir beldeye göndeririz; onunla su indiririz de o suyla her türlü meyvayı çıkarırız. Düşünüp ibret almanız umuluyor.

Edip-Layth-Martha

He is the One who sends the winds to be dispersed between His hands of mercy; so when it carries a heavy cloud, We drive it to a dead town, and We send down the water with it and We bring forth fruits of all kind. Thus We will bring out the dead, perhaps you may remember.

Muhammad Asad

And He it is who sends forth the winds as a glad tiding of His coming grace-so that, when they have brought heavy clouds, We may drive them towards dead land and cause thereby water to descend; and by this means do We cause all manner of fruit to come forth. Even thus shall We cause the dead to come forth: [and this] you ought to keep in mind.*

Rashad Khalifa

He is the One who sends the wind with good omen, as a mercy from His hands. Once they gather heavy clouds, we drive them to dead lands, and send down water therefrom, to produce with it all kinds of fruits. We thus resurrect the dead, that you may take heed.,

The Monotheist Group

He is the One who sends the winds to be dispersed between His hands of mercy; so when it carries a heavy cloud, We drive it to a dead land, and We send down the water with it and We bring forth fruits of all kind. It is thus that We will bring out the dead, perhaps you will remember.