Enfal Sûresi72. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (45 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | onlar ki | those who |
| 3 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inandılar | believed |
| 4 | وهاجروا | ه ج رHCR | ve hācerū | ve hicret ettiler | and emigrated |
| 5 | وجاهدوا | ج ه دCHD̃ | ve cāhedū | ve savaştılar | and strove hard |
| 6 | بأموالهم | م و لMVL | biemvālihim | mallarıyla | with their wealth |
| 7 | وأنفسهم | ن ف سNFS | ve enfusihim | ve canlarıyla | and their lives |
| 8 | في | — | fī | in | |
| 9 | سبيل | س ب لSBL | sebīli | yolunda | (the) way |
| 10 | الله | — | llahi | Allah | (of) Allah |
| 11 | والذين | — | velleƶīne | ve onlar ki | and those who |
| 12 | آووا | ا و يEVY | āvev | barındırdılar | gave shelter |
| 13 | ونصروا | ن ص رNṦR | ve neSarū | ve yardım ettiler | and helped |
| 14 | أولئك | — | ulāike | işte onlar | those - |
| 15 | بعضهم | ب ع ضBAŽ | beǎ'Duhum | bir kısmı | some of them |
| 16 | أولياء | و ل يVLY | evliyā'u | velisidir | (are) allies |
| 17 | بعض | ب ع ضBAŽ | beǎ'Din | bir kısmının | (of) another. |
| 18 | والذين | — | velleƶīne | ve kimseler | But those who |
| 19 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inanan(lar) | believed |
| 20 | ولم | — | velem | ve | and (did) not |
| 21 | يهاجروا | ه ج رHCR | yuhācirū | hicret etmeyenler | emigrate, |
| 22 | ما | — | mā | yoktur | (it is) not |
| 23 | لكم | — | lekum | size | for you |
| 24 | من | — | min | -nden | (of) |
| 25 | ولايتهم | و ل يVLY | velāyetihim | onların velayeti- | their protection |
| 26 | من | — | min | (in) | |
| 27 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | bir şey | (in) anything, |
| 28 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 29 | يهاجروا | ه ج رHCR | yuhācirū | onlar hicret edinceye | they emigrate. |
| 30 | وإن | — | ve ini | fakat | And if |
| 31 | استنصروكم | ن ص رNṦR | stenSarūkum | yardım isterlerse | they seek your help |
| 32 | في | — | fī | in | |
| 33 | الدين | د ي نD̃YN | d-dīni | dinde | the religion, |
| 34 | فعليكم | — | feǎleykumu | sizin üzerinize borçtur | then upon you |
| 35 | النصر | ن ص رNṦR | n-neSru | yardım etmeniz | (is to) help them |
| 36 | إلا | — | illā | yalnız olmaz | except |
| 37 | على | — | ǎlā | karşı | against |
| 38 | قوم | ق و مGVM | ḳavmin | bir topluma | a people |
| 39 | بينكم | ب ي نBYN | beynekum | aranızda | between you |
| 40 | وبينهم | ب ي نBYN | ve beynehum | ve aralarında | and between them |
| 41 | ميثاق | و ث قVS̃G | mīṧāḳun | andlaşma bulunan | (is) a treaty. |
| 42 | والله | — | vallahu | Allah | And Allah |
| 43 | بما | — | bimā | of what | |
| 44 | تعملون | ع م لAML | teǎ'melūne | yaptıklarınızı | you do |
| 45 | بصير | ب ص رBṦR | beSīrun | görmektedir | (is) All-Seer. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان الذين ءامنوا وهاجروا وجهدوا بامولهم وانفسهم فى سبيل الله والذين ءاووا ونصروا اولئك بعضهم اولياء بعض والذين ءامنوا ولم يهاجروا ما لكم من وليتهم من شىء حتى يهاجروا وان استنصروكم فى الدين فعليكم النصر الا على قوم بينكم وبينهم ميثق والله بما تعملون بصير
Arapça (Harekeli)
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ آوَوا وَّنَصَرُوا أُولَئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُم مِّن وَلَايَتِهِم مِّن شَيْءٍ حَتَّى يُهَاجِرُوا وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلَّا عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Transliterasyon
İnnellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nasarû ulâike ba´duhum evliyâu ba´d(ba´dın), vellezîne âmenû ve lem yuhâcirû mâ lekum min velâyetihim min şey´in hattâ yuhâcirû, ve inistensarûkum fîd dîni fe aleykumun nasru illâ alâ kavmin beynekum ve beynehum mîsâk(mîsâkun), vallâhu bimâ ta´melûne basîr(basîrun).
Transliteration (Eng.)
Inna alla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoo wah<span class="u">a</span>jaroowaj<span class="u">a</span>hadoo bi-amw<span class="u">a</span>lihim waanfusihim fee sabeeli All<span class="u">a</span>hiwa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>waw wana<span class="u">s</span>aroo ol<span class="u">a</span>-ikabaAA<span class="u">d</span>uhum awliy<span class="u">a</span>o baAA<span class="u">d</span>in wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena<span class="u">a</span>manoo walam yuh<span class="u">a</span>jiroo m<span class="u">a</span> lakum min wal<span class="u">a</span>yatihimmin shay-in <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> yuh<span class="u">a</span>jiroo wa-ini istan<span class="u">s</span>arookumfee a<span class="b">l</span>ddeeni faAAalaykumu a<span class="b">l</span>nna<span class="u">s</span>ru ill<span class="u">a</span>AAal<span class="u">a</span> qawmin baynakum wabaynahum meeth<span class="u">a</span>qun wa<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hubim<span class="u">a</span> taAAmaloona ba<span class="u">s</span>eer<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İnanıp yurtlarından göçenler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaşanlar, bunları yer-yurt sâhibi edip barındıranlar ve yardımda bulunanlarsa işte bunlar, mîrasta birbirlerinin velîleridir. İnandıkları halde yurtlarından göçmeyenlere gelince, göçünceye dek onların mîraslarında bir hakkınız yoktur. Dine ait bir hususta sizden yardım isterlerse, aranızda bir ahit bulunan topluluğa karşı olmamak şartıyla onlara yardım etmeniz gerektir ve Allah, ne yaparsanız hepsini de görür.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Bayraktar Bayraklı
İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın, yardım etmeniz gerekir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
Diyanet İşleri
İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın (o müslümanlara) yardım etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.*
Edip Yüksel
Gerçeği onaylayanlar, ALLAH yolunda göç edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler ve onları barındırıp onlara yardım edenler birbirlerinin dostudur. Gerçeği onayladığı halde sizinle birlikte göç etmeyenler göç edinceye kadar onlardan sorumlu değilsiniz. Ancak onlar, din bağından ötürü sizden yardım isterlerse, aranızda anlaşma bulunan bir topluma karşı olmaması koşuluyla kendilerine yardım etmelisiniz. ALLAH yaptıklarınızı Görendir.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerçekten de iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad veren, onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İman ettiği halde henüz hicret etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlaşma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça, onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur. Allah bütün yaptıklarınızı görüp duruyor.
Erhan Aktaş
İman edip, hicret edenler, malları ve canları ile Allah yolunda cihat edenler, barındırıp yardım edenler; işte onlar birbirlerinin evliyalarıdırlar. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar onların velayetinden* size bir şey yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, onlara yardım etmek üzerinize borçtur. Ancak aranızda anlaşma bulunan bir toplumun aleyhine olursa, o bu hükmün dışındadır. Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir.
Hakkı Yılmaz
Kuşkusuz iman etmiş, yurtlarından göç etmiş, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşan ve barındırıp yardım eden şu kimseler; evet işte bunlar, bazısı bazısının yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakını olanlardır. İnanan ve hicret etmeyen kimselere gelince, hicret edene kadar, onlara yakınlık söz konusu değildir. Ve din uğrunda yardım isterlerse, aranızda antlaşma bulunan bir halk zararına olmaksızın, onlara yardım etmeniz gerekir. Ve Allah, yaptıklarınızı çok iyi görendir.
Muhammed Esed
ÖTE YANDAN imana erişen, zulmün egemen olduğu diyardan göç eden, Allah yolunda mallarıyla çaba gösterip duran kimselere ve (onlara) kol kanat açıp, yardım edenlere gelince; işte bunlar (sahiden) birbirlerinin dostu ve hâmileridir. Fakat inanmış oldukları halde (sizin beldenize) göç etmemiş olan kimselere gelince; onların korunup gözetilmesinden hiçbir bakımdan siz sorumlu değilsiniz, tâ ki (sizin yanınıza) göç edecekleri vakte kadar. Yine de, dinsel baskılara karşı sizden yardım isterlerse, (onlara) yardım elinizi uzatmaktır size düşen; yeter ki (bu yardım) kendileriyle aranızda andlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın; çünkü Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.
Mustafa İslamoğlu
İmanda sebat eden, zulüm diyarından göç eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösteren ve onlara kucak açıp yardım edenlere gelince: işte bunlar birbirlerinin (gerçek) dostudurlar. Ama iman etmiş fakat zulüm diyarından göç edinceye kadar korunup gözetilmeleri konusunda size hiçbir sorumluluk düşmez. Şu var ki, eğer dini baskıya karşı sizden yardım isterlerse, bu durumda size düşen yardım etmektir; yeter ki kendileriyle aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmasın: çünkü Allah yaptıklarınızın tümünü görmektedir.
Suat Yıldırım
İman edip Allah yolunda hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenlerle onları barındıran ve onlara yardım eden Ensar var ya, işte bunlar birbirlerinin velileridir (malda da birbirlerinin vârisidirler). İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret etmedikçe, sizin için mirasda onlara hiçbir velayet yoktur. Bununla beraber eğer din hususunda sizden yardım isterlerse sizinle aralarında sözleşme bulunan bir topluluk aleyhine olmamak şartıyla, onlara yardım etmeniz gerekir. Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir. [9, 100-117; 59, 8-9]*
Süleyman Ateş
Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaştılar ve onlar ki (yurtlarına göçenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar, birbirlerinin velisi(dostu, koruyucusu)durlar. İnanıp da hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar, onların velayetinden size bir şey yoktur (onları korumakla yükümlü değilsiniz). Fakat dinde yardım isterlerse (onlara) yardım etmeniz gerekir. Yalnız, aranızda andlaşma bulunan bir topluma karşı (yardım etmeniz) olmaz. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Şaban Piriş
İman eden, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat eden ve (muhacirleri) barındırıp, onlara yardım edenler. İşte onlar birbirlerinin velisidir. İman edip de hicret etmeyenler, onlar hicret edene kadar hiç bir velayetiniz yoktur. Fakat din hususunda sizden yardım isterlerse onlara -aranızda anlaşma olan toplumdan başkasına karşı- yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar ki inanıp hicret ettiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaştılar ve onlar ki hicret edenleri barındırdılar, onlara yardım ettiler, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret edecekleri vakte kadar sizin onları korumanız gerekmiyor. Ama sizden dinde yardım isterlerse, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak üzere, kendilerine yardım etmeniz gerekir. Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.
Edip-Layth-Martha
Those who have acknowledged and emigrated and strived with their money and lives in the cause of God, and those who sheltered and supported; these are the allies of one another. Those who acknowledged but did not emigrate, you do not owe them any allegiance until they emigrate. But if they seek your help in the system, then you must support them, except if it is against a people with whom there is a treaty between you. God is watcher over what you do.*
Muhammad Asad
BEHOLD, as for those who have attained to faith, and who have forsaken the domain of evil* and are striving hard, with their possessions and their lives, in God's cause, as well as those who shelter and succour [them]* - these are [truly] the friends and protectors of one another. But as for those who have come to believe without having migrated [to your country]* - you are in no wise responsible for their protection until such a time as they migrate [to you]. Yet, if they ask you for succour against religious persecution,* it is your duty to give [them] this succour-except against a people between whom and yourselves there is a covenant:* for God sees all that you do.
Rashad Khalifa
Surely, those who believed, and emigrated, and strove with their money and their lives in the cause of GOD, as well as those who hosted them and gave them refuge, and supported them, they are allies of one another. As for those who believe, but do not emigrate with you, you do not owe them any support, until they do emigrate. However, if they need your help, as brethren in faith, you shall help them, except against people with whom you have signed a peace treaty. GOD is Seer of everything you do.,
The Monotheist Group
Those who have believed and emigrated and strived with their money and lives in the cause of God, and those who have sheltered and supported; these are the allies of one another. And those who believed but did not emigrate, you do not owe them any obligation until they emigrate. But if they seek your help in the system, then you must support them, except if it is against a people with whom there is a covenant between you and them. And God is Seer over what you do.