Enfal Sûresi74. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (18 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | والذين | — | velleƶīne | onlar ki | And those who |
| 2 | آمنوا | ا م نEMN | āmenū | inandılar | believed |
| 3 | وهاجروا | ه ج رHCR | ve hācerū | ve hicret ettiler | and emigrated |
| 4 | وجاهدوا | ج ه دCHD̃ | ve cāhedū | ve savaştılar | and strove hard |
| 5 | في | — | fī | in | |
| 6 | سبيل | س ب لSBL | sebīli | yolunda | (the) way |
| 7 | الله | — | llahi | Allah | (of) Allah |
| 8 | والذين | — | velleƶīne | ve onlar ki | and those who |
| 9 | آووا | ا و يEVY | āvev | barındırdılar | gave shelter |
| 10 | ونصروا | ن ص رNṦR | ve neSarū | ve yardım ettiler | and helped, |
| 11 | أولئك | — | ulāike | işte | those - |
| 12 | هم | — | humu | onlardır | they (are) |
| 13 | المؤمنون | ا م نEMN | l-mu'minūne | mü'minler | the believers |
| 14 | حقا | ح ق قḪGG | Haḳḳan | gerçek | (in) truth. |
| 15 | لهم | — | lehum | onlar için vardır | For them |
| 16 | مغفرة | غ ف رĞFR | meğfiratun | bağışlanma | (is) forgiveness |
| 17 | ورزق | ر ز قRZG | ve rizḳun | ve rızık | and a provision |
| 18 | كريم | ك ر مKRM | kerīmun | bol | noble. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
والذين ءامنوا وهاجروا وجهدوا فى سبيل الله والذين ءاووا ونصروا اولئك هم المومنون حقا لهم مغفرة ورزق كريم
Arapça (Harekeli)
وَالَّذِينَ آمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ آوَوا وَّنَصَرُوا أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَّهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Transliterasyon
Vellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nasarû ulâike humul mu´minûne hakkâ|n|, lehum magfiretun ve rizkun kerîm(kerîmun).
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoo wah<span class="u">a</span>jaroowaj<span class="u">a</span>hadoo fee sabeeli All<span class="u">a</span>hi wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena<span class="u">a</span>waw wana<span class="u">s</span>aroo ol<span class="u">a</span>-ika humu almu/minoona <span class="u">h</span>aqqanlahum maghfiratun warizqun kareem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İnananlar ve yurtlarından göçenler, Allah yolunda savaşanlar ve bir de bunları yer-yurt sâhibi edenler ve yardımda bulunanlarsa onlardır gerçekten inanmış olanlar. Onların hakkıdır yarlıganmak ve sayısız, tükenmez rızık.
Ali Bulaç
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.
Bayraktar Bayraklı
İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için af ve bol rızık vardır.
Diyanet İşleri
İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.
Edip Yüksel
Gerçeği onaylayanlar, ALLAH yolunda göç edip çaba gösterenler ve onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar gerçek gerçeği onaylayanlardır. Onlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
O kimseler ki, iman ettiler, hicret ettiler ve Allah yolunda cihada katıldılar, bir kısımları da onları barındırıp yer, yurt sahibi yaptılar ve yardıma koştular, işte bunlar hakkıyla mümin olanlardır. Bunlara bir mağfiret ve cömertçe bir rızık vardır.
Erhan Aktaş
İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler; barındıran ve yardım edenler işte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlar için bağışlanma ve kerim* bir rızık vardır.
Hakkı Yılmaz
Ve iman eden, hicret eden ve Allah yolunda var gücüyle gayret eden o kimseler ile barındıran ve yardım eden kimseler; işte bunlar, gerçek mü’minlerin ta kendileridir. Bunlar için bir bağışlanma ve saygın bir rızık vardır.
Muhammed Esed
Ve o imana erişen, zulmün hüküm sürdüğü diyardan göç eden ve Allah yolunda elinden gelen her türlü çabayı gösteren kimselerle (onlara) kol kanat gerip yardım eden kimseler; işte bunlardır, gerçekten inanan kimseler! Günahlarından bağışlanma ve çok kutlu bir rızık beklemektedir onları.
Mustafa İslamoğlu
Hani o imanda sebat eden, zulüm diyarından göç eden, Allah yolunda var gücüyle çaba gösteren ve onlara kucak açıp yardım edenler var ya: onlar gerçek birer mü'mindirler: Onları, engin bir bağış ve görkemli bir rızık beklemektedir.
Suat Yıldırım
İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenlerle onlara kucak açıp yardım eden Ensar var ya, İşte gerçek müminler bunlardır. Bunlara bir mağfiret, pek değerli bir nasip vardır.
Süleyman Ateş
Onlar ki, inandılar, hicret ettiler, Allah yolunda savaştılar ve onlar ki, (göçmenleri) barındırdılar ve (onlara) yardım ettiler, işte gerçek mü'minler onlardır. Onlar için bağış ve bol rızık vardır.
Şaban Piriş
İman edip, hicret eden, Allah yolunda cihat eden, barındıran ve yardım edenler, işte onlar gerçek müminlerdir. Onlara bağış ve bol rızıklar vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
O inanıp hicret edenler, Allah yolunda didinenler, o barındırıp yardımcı olanlar var ya, gerçek müminler işte onlardır. Bir bağışlanma var onlar için, bol bir rızık var.
Edip-Layth-Martha
Those who have acknowledged and emigrated and strived in the cause of God, and those who sheltered and supported, these are truly those who acknowledge. They will have forgiveness and a generous provision.
Muhammad Asad
And they who have attained to faith, and who have forsaken the domain of evil and are striving hard in God's cause, as well as those who shelter and succour [them]-it is they, they who are truly believers! Forgiveness of sins awaits them, and a most excellent sustenance.*
Rashad Khalifa
Those who believed and emigrated, and strove in the cause of GOD, as well as those who hosted them and gave them refuge, and supported them, these are the true believers. They have deserved forgiveness and a generous recompense.,
The Monotheist Group
And those who have believed and emigrated and strived in the cause of God, and those who have sheltered and supported, these are truly the believers. They will have a forgiveness and a generous provision.