Tevbe/Bara'e Sûresi8. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (16 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1كيفك ي فKYFkeyfenasıl?How
2وإنveineğerwhile, if
3يظهرواظ ه رƵHRyeZherūonlar galib gelselerdithey gain dominance
4عليكمǎleykumsizeover you
5لاnethey do not regard (the ties)
6يرقبوار ق بRGByerḳubūgözetirlerdithey do not regard (the ties)
7فيكمfīkumsizin hakkınızdawith you
8إلاا ل لELLillenbir yakınlık(of) kinship
9ولاve lāne deand not
10ذمةذ م مZ̃MMƶimmetenbir andlaşmacovenant of protection?
11يرضونكمر ض وRŽVyurDūnekumsizi razı ederlerThey satisfy you
12بأفواههمف و هFVHbiefvāhihimağızlarıylawith their mouths
13وتأبىا ب يEBYvete'bāfakat (sizi) istemezbut refuse,
14قلوبهمق ل بGLBḳulūbuhumkalbleritheir hearts
15وأكثرهمك ث رKS̃Rve ekṧeruhumve çokları daand most of them
16فاسقونف س قFSGfāsiḳūneyoldan çıkmışlardır(are) defiantly disobedient.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

كيف وان يظهروا عليكم لا يرقبوا فيكم الا ولا ذمة يرضونكم بافوههم وتابى قلوبهم واكثرهم فسقون

Arapça (Harekeli)

كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا فِيكُمْ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً يُرْضُونَكُم بِأَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبَى قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَاسِقُونَ

Transliterasyon

Keyfe ve in yazherû aleykum lâ yerkubû fîkum illen ve lâ zimmeh (zimmeten), yurdûnekum bi efvâhihim ve te´bâ kulûbuhum, ve ekseruhum fâsikûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Kayfa wa-in ya<span class="i"><span class="u">th</span></span>haroo AAalaykuml<span class="u">a</span> yarquboo feekum illan wal<span class="u">a</span> <span class="u">th</span>immatan yur<span class="u">d</span>oonakumbi-afw<span class="u">a</span>hihim wata/b<span class="u">a</span> quloobuhum waaktharuhum f<span class="u">a</span>siqoon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Nitekim onlar size üst olsaydı hakkınızda ne bir yakınlık gösterirlerdi, ne bir ahde riâyet ederlerdi. Onlar, sizi ancak ağızlarıyla hoşnut ederler, yüreklerindeyse düşmanlık ve gadir var ve onların çoğu, buyruktan çıkmış kişilerdir.

Ali Bulaç

Nasıl olabilir ki!.. Eğer size karşı galip gelirlerse size karşı ne 'akrabalık bağlarını', ne de 'sözleşme hükümlerini' gözetip-tanırlar. Sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalpleri ise karşı koyar. Onların çoğu fasık kimselerdir.

Bayraktar Bayraklı

Evet Allah ve Peygamber'i katında onların nasıl antlaşması olabilir? Eğer onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de antlaşma gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi razı ederler; fakat kalpleri sizi istemez. Zaten onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.

Diyanet İşleri

Nasıl olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne ahit, ne de antlaşma gözetirlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ediyorlar, halbuki kalpleri (buna) karşı çıkıyor. Çünkü onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

Edip Yüksel

Nasıl olabilir ki? Size üstün gelselerdi ne bir akrabalık ilişkisini gözetirlerdi, ne de bir anlaşmayı… Ağızlarıyla sizi pasifleştirecek hoş sözler söylerler, fakat kalpleri tersini ister. Çokları yoldan çıkmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlar.

Erhan Aktaş

Nasıl olabilir ki? Onlar, size galip gelmiş olsalar, hakkınızda ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetmezler. Kalben istemedikleri halde, dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Onların çoğu fasıktırlar.*

Hakkı Yılmaz

(8-10)Nasıl olabilir ki? Ve eğer onlar, size üstünlük sağlarlarsa, sizin hakkınızda bir yemin ve antlaşma gözetmezler. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışırlar, kalpleri ise dayatır. Ve onların çoğu hak yoldan çıkmış kimselerdir: Onlar, Allah'ın âyetlerini çok az bir bedelle sattılar da Allah'ın yolundan alıkoydular. Şüphesiz onlar, yapmış oldukları kötü olanlardır. Onlar, herhangi bir mü’min hakkında yemin ve antlaşma gözetmezler. Ve işte bunlar, sınırı aşanların ta kendileridir.

Muhammed Esed

(Başka) nasıl (olabilirdi ki?) Eğer (düşmanlarınız) size üstün gelselerdi (size karşı) ne bir sorumluluk ne de bir koruma yükümlülüğü taşıyacaklardı. Onlar size dilleriyle yaranmaya çalışıyorlar, ama kalpleriyle kötülüğünüzü istiyorlar; zaten onların çoğu fasık kimselerdir.

Mustafa İslamoğlu

(Düşmanlarınızın) size galip gelmeleri halinde, size karşı ne bağlayıcı bir yükümlülük ne de anlaşmadan doğan bir sorumluluk üstlenmemişken, (başka) nasıl olabilirdi ki? Sözleriyle sizi hoş tutmaya çalışırken, yürekleri onları yalanlamaktadır; zira onların çoğu (fıtratın gösterdiği) yoldan çıkmış kimselerdir.

Suat Yıldırım

Evet, onların nasıl ahitleri olabilir ki, eğer size galip gelecek olurlarsa sizin hakkınızda ne ahit, ne yemin, ne hukuk, hiç bir şey gözetmezler. Ağızlarıyla güya sizin gönlünüzü alırlar, kalpleri ise nefret duyup kaçınır. Çünkü onların ekserisi Allah'ın yolundan çıkmış fâsıklardır.

Süleyman Ateş

Evet (Allah ve Elçisi yanında onların) nasıl (ahdi olabilir)? Eğer onlar size galib gelselerdi, sizin hakkınızda ne and ne de andlaşma gözetmezlerdi. Ağızlarıyla sizi razı ederler, fakat kalbleri (sizi) istemez. Çokları da yoldan çıkmışlardır.

Şaban Piriş

Nasıl antlaşmaları olabilir ki, galip gelselerdi size karşı ne yakınlık, ne de antlaşmaya sadakat gösterirlerdi. Kalpleriyle istememelerine rağmen dilleriyle sizi hoşnut etmek istiyorlar. Onların çoğu fasıktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların ahdine nasıl güvenilebilir! Eğer üzerinizde egemenlik kurarlarsa, sizinle ilgili ne bir atlaşmaya saygı duyarlar ne de bir yemine. Ağızlarıyla size hoşnutluk sunarlar, fakat kalpleri inat eder durur. Ve onların çoğu gerçeğe uzak düşmüş sapıklardır.

Edip-Layth-Martha

How is it that if they ever defeated you they would neither respect neither any rights of kinship nor any pledge. They seek to please you with their words, but their hearts deny, and most of them are wicked.

Muhammad Asad

How [else could it be]?* -since, if they [who are hostile to you] were to overcome you, they would not respect any tie [with you,] nor any obligation to protect [you].* They seek to please you with their mouths, the while their hearts remain averse [to you]; and most of them are iniquitous.

Rashad Khalifa

How can they (demand a pledge) when they never observed any rights of kinship between you and them, nor any covenant, if they ever had a chance to prevail. They pacified you with lip service, while their hearts were in opposition, and most of them are wicked.,

The Monotheist Group

How is it that when they come upon you they disregard all ties, either those of kinship or of pledge. They seek to please you with their words, but their hearts deny, and the majority of them are wicked.