Yunus Sûresi24. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (43 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1إنماinnemāancakOnly
2مثلم ث لMS̃Lmeṧeluörneği(the) example
3الحياةح ي يḪYYl-Hayātihayatının(of) the life
4الدنياد ن وD̃NVd-dunyādünya(of) the world
5كماءم و هMVHkemāinsuya benzer(is) like (the) water
6أنزلناهن ز لNZLenzelnāhuindirdiğimizwhich We sent down
7منminefrom
8السماءس م وSMVs-semāigöktenthe sky,
9فاختلطخ ل طḢLŦfeḣteleTabirbirine karıştığıso absorbs
10بهbihionunla[with] it,
11نباتن ب تNBTnebātubitkilerinin(the) plants
12الأرضا ر ضERŽl-erDiyeryüzü(of) the earth
13مماmimmāöyle kifrom which
14يأكلا ك لEKLye'kuluyereat
15الناسن و سNVSn-nāsuinsanlarthe men
16والأنعامن ع مNAMvel'en'ǎāmuve hayvanlarand the cattle,
17حتىHattāsonuçtauntil
18إذاiƶāsıradawhen
19أخذتا خ ذ EḢZ̃eḣaƶetialıptakes
20الأرضا ر ضERŽl-erDuyeryüzüthe earth
21زخرفهاز خ ر فZḢRFzuḣrufehāgüzelliğiniits adornment
22وازينتز ي نZYNvezzeyyenetve süslendiğiand is beautified
23وظنظ ن نƵNNve Zenneve sandıklarıand think
24أهلهاا ه لEHLehluhāsahiplerininits people
25أنهمennehumgerçektenthat they
26قادرونق د رGD̃Rḳādirūnekadir olduklarınıhave the power
27عليهاǎleyhābunlaraover it,
28أتاهاا ت يETYetāhāgelircomes (to) it
29أمرناا م رEMRemrunāemrimizOur command
30ليلال ي لLYLleylengece(by) night
31أوevveyaor
32نهاران ه رNHRnehārangündüz(by) day,
33فجعلناهاج ع لCALfe ceǎlnāhāböylece onları çeviririzand We make it
34حصيداح ص دḪṦD̃HaSīdenbiçilmiş halea harvest clean-mown,
35كأنkeengibias if
36لمlemnot
37تغنغ ن يĞNYteğnehiç yokmuşit had flourished
38بالأمسbil-emsibir gün önceyesterday.
39كذلكkeƶālikeişte böyleThus
40نفصلف ص لFṦLnufeSSiluayrıntılı olarak açıklıyoruzWe explain
41الآياتا ي يEYYl-āyātiayetlerimizithe Signs
42لقومق و مGVMliḳavmintopluluk içinfor a people
43يتفكرونف ك رFKRyetefekkerūnedüşünenwho reflect.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

انما مثل الحيوة الدنيا كماء انزلنه من السماء فاختلط به نبات الارض مما ياكل الناس والانعم حتى اذا اخذت الارض زخرفها وازينت وظن اهلها انهم قدرون عليها اتىها امرنا ليلا او نهارا فجعلنها حصيدا كان لم تغن بالامس كذلك نفصل الءايت لقوم يتفكرون

Arapça (Harekeli)

إِنَّمَا مَثَلُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا كَمَاءٍ أَنزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَاءِ فَاخْتَلَطَ بِهِ نَبَاتُ الْأَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ النَّاسُ وَالْأَنْعَامُ حَتَّى إِذَا أَخَذَتِ الْأَرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَا أَنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَا أَتَاهَا أَمْرُنَا لَيْلًا أَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَاهَا حَصِيدًا كَأَن لَّمْ تَغْنَ بِالْأَمْسِ كَذَلِكَ نُفَصِّلُ الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Transliterasyon

İnnemâ meselul hayâtid dunyâ ke mâin enzelnâhu mines semâi fahteleta bihî nebâtul ardı mimmâ ye´kulun nâsu vel en´âm|u|, hattâ izâ ehazetil ardu zuhrufehâ vezzeyyenet ve zanne ehluhâ ennehum kâdirûne aleyhâ etâhâ emrunâ leylen ev nehâren fe cealnâhâ hasîden ke en lem tagne bil ems|i|, kezâlike nufassilul âyâti li kavmin yetefekkerûn|e|.

Transliteration (Eng.)

Innam<span class="u">a</span> mathalu al<span class="u">h</span>ay<span class="u">a</span>tia<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span> kam<span class="u">a</span>-in anzaln<span class="u">a</span>hu mina a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>-ifa<span class="b">i</span>khtala<span class="u">t</span>a bihi nab<span class="u">a</span>tu al-ar<span class="u">d</span>i mimm<span class="u">a</span>ya/kulu a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>su wa<span class="b">a</span>l-anAA<span class="u">a</span>mu <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>i<span class="u">tha</span> akha<span class="u">th</span>ati al-ar<span class="u">d</span>u zukhrufah<span class="u">a</span> wa<span class="b">i</span>zzayyanatwa<span class="i"><span class="u">th</span></span>anna ahluh<span class="u">a</span> annahum q<span class="u">a</span>diroonaAAalayh<span class="u">a</span> at<span class="u">a</span>h<span class="u">a</span> amrun<span class="u">a</span> laylan aw nah<span class="u">a</span>ranfajaAAaln<span class="u">a</span>h<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>a<span class="u">s</span>eedan kaan lam taghnabi<span class="b">a</span>l-amsi ka<span class="u">tha</span>lika nufa<span class="u">ss</span>ilu al-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tiliqawmin yatafakkaroon<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Dünyâ yaşayışı, gökten yağdırdığımız yağmura benzer ancak; insanların ve hayvanların yiyecekleri nebatların bünyelerine girer, karışır onlara, yeşertir, yetiştirir onları ve sonucu, yeryüzü güzelleşip bezenince ve tarlaların, bağların sâhipleri, kendilerini, onlardan faydalanmaya güçleri yeter sanınca bir gece, yahut gündüz, apansızın emrimiz gelip çatar, her şeyi öylesine kökünden kesip biçer, kurutup gider ki sanki dün, hiçbiri yokmuş. İşte biz, düşünce sâhibi olan topluluğa delillerimizi böyle açıklar, böyle bildiririz.

Ali Bulaç

Dünya hayatının örneği, ancak gökten indirdiğimiz, onunla insanların ve hayvanların yediği yeryüzünün bitkisi karışmış olan bir su gibidir. Öyle ki yer, güzelliğini takınıp süslendiği ve ahalisi gerçekten ona güç yetirdiklerini sanmışlarken (işte tam bu sırada) gece veya gündüz ona emrimiz gelmiştir de, dün sanki hiçbir zenginliği yokmuş gibi, onu kökünden biçilip atılmış bir durumda kılmışız. Düşünen bir topluluk için Biz ayetleri böyle birer birer açıklarız.

Bayraktar Bayraklı

Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanların yiyecekleri olan yeryüzü bitkileri, o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Nihayet yeryüzü ziynetini takınıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz, ona emrimiz gelir de, yeryüzünü sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden koparılarak biçilmiş bir hale getiririz. İşte, iyi düşünecek kavimler için âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Diyanet İşleri

Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, insanların ve hayvanların yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde gürleşip birbirine girer. Nihayet yeryüzü zinetini takınıp, (rengarenk) süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz ona emrimiz (afetimiz) gelir de onu sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden koparılarak biçilmiş bir hale getiririz. İşte iyi düşünecek kavimler için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Edip Yüksel

Dünya hayatı, tıpkı şu örnek gibidir; gökten indirdiğimiz su insanların ve hayvanların yediği bitkilerin yapısına karışır. Bu durum, yeryüzünün süslenip bezendiği ve halkının da artık doğaya egemen olduklarını sandıkları ana kadar sürer. Nihayet geceleyin veya gündüzün ona emrimiz gelir. Sanki bir önceki gün hiçbir şeye sahip değilmiş gibi onu kökünden biçilmiş bir duruma sokarız. Düşünen bir toplum için ayetleri böyle açıklarız.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız.

Erhan Aktaş

Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz yağmurla hayat bulup yeşeren, insanların ve hayvanların yararlandıkları yeryüzü bitkileri gibidir. Öyle ki yeryüzü bütün süslerini ve güzelliğini kuşandığı ve sahipleri de onu elde edecek güce sahip olduklarını sandıkları bir sırada; geceleyin veya güpegündüz ona emrimiz geliverir de bunları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir kavim için ayetlerimizi böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

Hakkı Yılmaz

Dünya hayatının örneği, Bizim gökten indirdiğimiz su gibidir. Ki gökten indirdiğimiz suyla insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Sonunda yeryüzü süslerini takınıp süslendiği, sahipleri de kendilerinin, ona gücü yetenler olduklarına inandıkları bir sırada, bazen geceleyin bazen de gündüz vakti, ona emrimiz gelivermiştir de ansızın, sanki dün orada hiçbir şenlik yokmuş gibi, onu, ta kökünden biçivermiştir. Biz, âyetlerimizi düşünecek bir toplum için işte böyle ayrıntılı olarak açıklarız.

Muhammed Esed

Bu dünyadaki hayatın örnekçesi gökten indirdiğimiz yağmurunki gibidir ki onu, insanların ve hayvanların beslendiği yeryüzü bitkileri emer, tâ ki yeryüzü gözalıcı görkemine kavuşup süslenip bezendiği ve sakinleri onun üzerinde bütünüyle egemen olduklarına inandıkları zaman, bir gece vakti yahut güpegündüz (kıskıvrak yakalayan) hükmümüz iner ona; ve böylece onu kökünden biçilmişe çeviririz, sanki dün de yokmuş gibi! Düşünen insanlar için işte Biz böyle açık açık ve ayrıntılı olarak dile getiriyoruz ayetlerimizi!

Mustafa İslamoğlu

Bu dünyanın cezbedici hayatı, olsa olsa şu misale benzer: gökten indirdiğimiz bir su (düşünün); nihayet o insanların ve hayvanların kendisinden beslendiği bitkilerce emilir. Derken toprak (yapay) bir parlaklık ve baştan çıkarıcı bir tezyin ile arzı endam edip de sakinleri onun üzerinde tamamıyla hakim olduklarını düşünmeye başladıklarında; bir gece vakti ya da güpegündüz, (ansızın) emrimizin infaz (vakti) geliverir: Böylece onu, sanki önceden hiç safa sürmemiş gibi kökünden sökülmüşe çeviririz! İşte Biz, düşünen bir toplum için ayetlerimizi böyle açık ve anlaşılır bir biçimde dile getiriyoruz.

Suat Yıldırım

Bu fani dünya hayatı bilir misiniz neye benzer? Tıpkı şuna benzer: Gökten yağmur indiririz, derken o yağmur sebebiyle, insanların ve hayvanların yiyerek beslendikleri bitkiler bol bol yetişir, ağ gibi etrafı sarar. Yeryüzü renk renk, çeşit çeşit meyve ve mahsullerle süslenir, bahçe sahipleri de o ürünleri devşirmeye giriştikleri sırada, geceleyin veya gündüzün birden emir çıkarırız, bir afet gelir, söküp biçer. Sanki daha dün, o şen manzara, orada hiç olmamış gibi olur. . . İşte Biz düşünüp ibret alacak kimseler için âyetleri, delilleri böyle ayrıntılı olarak açıklarız.

Süleyman Ateş

Şu yakın hayat, tıpkı gökten indirdiğimiz bir suya benzer: İnsanların ve hayvanların yediği arz bitkisi o su ile karıştı: nihayet yer zinetini takınıp süslendiği ve halkı da on(un ürününü devşirmeğ)e kadir olduklarını zannettikleri sırada birden buyruğumuz ona gece veya gündüz geldi; sanki dün o hiç (bitkisiyle süslenip) şenlenmemiş gibi, onu biçilmiş yaptık (süsünü, zenginliğini biçtik, yok ettik). İşte biz, düşünen bir toplum için ayetleri böyle geniş geniş açıklarız.

Şaban Piriş

Dünya hayatının örneği, gökten indirdiğimiz su gibidir. Onunla insanların ve hayvanların yiyeceği bitkiler, ürün, verir. Yeryüzü tüm güzellikleriyle süslenip bezenir. İnsanlar da ona güç yetirdiklerini sandıkları bir anda, geceleyin veya gündüzün emrimiz gelirde sanki dün hiçbir şey yokmuş gibi kırıp geçiririz. Düşünen bir topluma ayetleri böyle açıklıyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu iğreti hayatın durumu gökten indirdiğimiz bir suya benzer: İnsanların ve davarların yedikleri yeryüzü bitkisi onunla karışmıştır. Nihayet toprak, takılarını kuşanmış, süslenmiştir. Toprağın sahipleri onun üzerinde egemen olduklarını sanmaktadırlar. Tam bu sırada emrimiz ona gece veya gündüz ulaşmıştır. Ve onu, sanki dün yerinde yokmuş gibi biçip atmışızdır. Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri böyle detaylandırıyoruz biz.

Edip-Layth-Martha

The example of the worldly life is like water which has come down from the sky; it mixed with the plants of the earth from what people and the livestock eat. Then the earth takes its attractions and becomes glamorous, and its inhabitants think that they have mastered it. Then Our judgment comes by night or by day, so We make it a wasteland as if it never prospered yesterday! It is such that We clarify the signs to a people who think.*

Muhammad Asad

The parable of the life of this world is but that of rain which We send down from the sky, and which is absorbed by the plants of the earth* whereof men and animals draw nourishment, until -when the earth has assumed its artful adornment and has been embellished, and they who dwell on it believe that they have gained mastery over it* -there comes down upon it Our judgment, by night or by day, and We cause it to become [like] a field mown down, as if there had been no yesterday.* Thus clearly do We spell out these messages unto people who think!

Rashad Khalifa

The analogy of this worldly life is like this: we send down water from the sky to produce with it all kinds of plants from the earth, and to provide food for the people and the animals. Then, just as the earth is perfectly adorned, and its people think that they are in control thereof, our judgment comes by night or by day, leaving it completely barren, as if nothing existed the previous day. We thus explain the revelations for people who reflect.,

The Monotheist Group

The example of the worldly life is like a water which has come down from the sky, so it mixed with the plants of the earth from what the people and the livestock eat. Then the earth takes its shape and becomes beautiful and its inhabitants think that they have mastered it; then Our judgment comes by night or by day, so We make it a wasteland as if it never prospered by the yesterday! It is such that We clarify the revelations for a people who think.