Yunus Sûresi88. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (29 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقال | ق و لGVL | ve ḳāle | ve dedi ki | And Musa said, |
| 2 | موسى | — | mūsā | Musa | And Musa said, |
| 3 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | """Our Lord!" |
| 4 | إنك | — | inneke | şüphesiz sen | Indeed, You |
| 5 | آتيت | ا ت يETY | āteyte | verdin | have given |
| 6 | فرعون | — | fir'ǎvne | Firavun'a | Firaun |
| 7 | وملأه | م ل اMLE | ve meleehu | ve adamlarına | and his chiefs |
| 8 | زينة | ز ي نZYN | zīneten | süs(ler) | splendor |
| 9 | وأموالا | م و لMVL | ve emvālen | ve mallar | and wealth |
| 10 | في | — | fī | in | |
| 11 | الحياة | ح ي يḪYY | l-Hayāti | hayatında | the life |
| 12 | الدنيا | د ن وD̃NV | d-dunyā | dünya | (of) the world. |
| 13 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | Our Lord! |
| 14 | ليضلوا | ض ل لŽLL | liyuDillū | saptırmaları için mi? | That they may lead astray |
| 15 | عن | — | ǎn | -dan | from |
| 16 | سبيلك | س ب لSBL | sebīlike | senin yolun- | Your way. |
| 17 | ربنا | ر ب بRBB | rabbenā | Rabbimiz | Our Lord! |
| 18 | اطمس | ط م سŦMS | Tmis | yok et | Destroy |
| 19 | على | — | ǎlā | [on] | |
| 20 | أموالهم | م و لMVL | emvālihim | onların mallarını | their wealth |
| 21 | واشدد | ش د دŞD̃D̃ | veşdud | ve bağla | and harden |
| 22 | على | — | ǎlā | üzerini | [on] |
| 23 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbihim | kalplerinin | their hearts, |
| 24 | فلا | — | felā | so (that) not | |
| 25 | يؤمنوا | ا م نEMN | yu'minū | (ki) iman etmesinler | they believe |
| 26 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 27 | يروا | ر ا يREY | yeravu | görünceye | they see |
| 28 | العذاب | ع ذ بAZ̃B | l-ǎƶābe | azabı | the punishment - |
| 29 | الأليم | ا ل مELM | l-elīme | acıklı | "the painful.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقال موسى ربنا انك ءاتيت فرعون وملاه زينة وامولا فى الحيوة الدنيا ربنا ليضلوا عن سبيلك ربنا اطمس على امولهم واشدد على قلوبهم فلا يومنوا حتى يروا العذاب الاليم
Arapça (Harekeli)
وَقَالَ مُوسَى رَبَّنَا إِنَّكَ آتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُ زِينَةً وَأَمْوَالًا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَن سَبِيلِكَ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلَى أَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلَى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتَّى يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
Transliterasyon
Ve kâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte fir’avne ve melâhu zîneten ve emvâlen fîl hayâtid dunyâ rabbenâ li yudıllû an sebîlik|e|, rabbenatmis alâ emvâlihim veşdud alâ kulûbihim fe lâ yu’minû hattâ yerevul azâbel elîm|e|.
Transliteration (Eng.)
Waq<span class="u">a</span>la moos<span class="u">a</span> rabban<span class="u">a</span>innaka <span class="u">a</span>tayta firAAawna wamalaahu zeenatan waamw<span class="u">a</span>lanfee al<span class="u">h</span>ay<span class="u">a</span>ti a<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span> rabban<span class="u">a</span>liyu<span class="u">d</span>illoo AAan sabeelika rabban<span class="u">a</span> i<span class="u">t</span>mis AAal<span class="u">a</span>amw<span class="u">a</span>lihim wa<span class="b">o</span>shdud AAal<span class="u">a</span> quloobihim fal<span class="u">a</span>yu/minoo <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> yarawoo alAAa<span class="u">tha</span>ba al-aleem<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Mûsâ, Rabbimiz dedi, sen Firavun'a ve ona uyanlardan ileri gelenlere gerçekten de dünyâ yaşayışına âit ziynetler ve mallar verdin. Rabbimiz, onlar bu yüzden halkı doğru yoldan çıkarmada, saptırmadalar. Rabbimiz, mallarını mahvet, yurtlarında kendi sefaletlerini göster onlara da yüreklerini sık, çünkü onlar, o elemli azâbı görünceye dek inanmayacaklar.
Ali Bulaç
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."
Bayraktar Bayraklı
Mûsâ dedi ki: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen, Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! Onlara bu nimetleri, insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye mi verdin? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver.”
Diyanet İşleri
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Edip Yüksel
Musa dedi ki: "Rabbimiz, sen Firavun ve konseyine dünya hayatında lüks ve mal verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını silip süpür ve acı azabı görünceye kadar gerçeği onaylamasınlar diye kalplerini katılaştır."*
Elmalılı Hamdi Yazır
Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."
Erhan Aktaş
Musa: “Ey Rabb’imiz! Firavun ve ileri gelenlerine dünya hayatında ziynet* ve mallar verdin. Ey Rabb’imiz! Onlar ise bunu Senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb’imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Ve Mûsâ: “Rabbimiz! Şüphesiz Sen Firavun'a ve ileri gelenlerine basit dünya hayatında zînet ve mallar verdin. –Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye– Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür ve kalplerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler” dedi.
Muhammed Esed
Ve Musa: "Ey Rabbim!" dedi, "gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin; öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da, ey Rabbim, (başkalarını) Senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz, öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et, (ve böylece) kalplerini katılaştır; çünkü çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar!"
Mustafa İslamoğlu
Ve Musa "Rabbimiz!" dedi; "Şu bir gerçek ki Sen, Firavun ve onun yakın çevresine bu dünya hayatında göz kamaştırıcı bir saltanat ve mal verdin! Rabbimiz (işte) bu yüzden senin yolundan insanları saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların servetlerini kökünden kazı ve yüreklerine bunun acısını oturt; belli ki onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmeyecekler!"
Suat Yıldırım
Mûsâ: “Ey bizim Rabbimiz! ” dedi. “Sen Firavun ile onun ileri gelen yardımcılarına dünya hayatında muazzam zinet, haşmet ve servet verdin. Ey bizim Rabbimiz! İnsanları neticede Senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara bu imkânı verdin? Ey bizim büyük Rabbimiz, mahvet, sil süpür onların servetlerini ve kalplerini şiddetle sık! Belli ki o acı azabı görmedikçe onlar imana gelmeyecekler. ”
Süleyman Ateş
Musa: "Rabbimiz dedi, sen Fir'avn'a ve adamlarına yakın hayatta süs ve nice mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını yok et, kalblerini sık ki, acı azabı görünceye kadar inanmasınlar!"
Şaban Piriş
Musa:-Rabbimiz, doğrusu sen Firavuna ve çevresine zinetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini sık; Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Musa şöyle dedi: "Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına şu geçici hayatta debdebe verdin, mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür, kalplerini şiddetle sık ki, acıklı azabı görünceye kadar inanmasınlar."
Edip-Layth-Martha
Moses said, "Our Lord, you have given Pharaoh and his entourage adornments and wealth in this worldly life so that they will misguide from Your path. Our Lord, wipe-out their wealth and bring grief to their hearts so that they will not acknowledge until they see the painful retribution."*
Muhammad Asad
And Moses prayed: "O our Sustainer! Verily, splendour and riches hast Thou vouchsafed, in the life of this world, unto Pharaoh and his great ones-with the result, O our Sustainer, that they are leading [others] astray from Thy path!* O our Sustainer! Wipe out their riches, and harden their hearts, so that they may not attain to faith ere they see the grievous suffering [that awaits them]!"
Rashad Khalifa
Moses said, "Our Lord, you have given Pharaoh and his elders luxuries and wealth in this world. Our Lord, they only use them to repulse others from Your path. Our Lord, wipe out their wealth, and harden their hearts to prevent them from believing, until they see the painful retribution.",
The Monotheist Group
And Moses said: "Our Lord, you have given Pharaoh and his commanders adornments and wealth in this worldly life so that they will misguide from Your path. Our Lord, wipe out their wealth and bring grief to their hearts; for they will not believe until they see the painful retribution."