Hud Sûresi40. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (26 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1حتىHattāsonundaTill
2إذاiƶāzamanwhen
3جاءج ي اCYEcā'egeldiğicame
4أمرناا م رEMRemrunāemrimizOur command,
5وفارف و رFVRve fārave kaynadığındaand overflowed
6التنورt-tennūrutandırthe oven,
7قلناق و لGVLḳulnādedik kiWe said,
8احملح م لḪMLHmilbindir"""Load"
9فيهاfīhāonain it
10منminof
11كلك ل لKLLkullinher şeydenevery kind
12زوجينز و جZVCzevceyniçiftia pair
13اثنينث ن يS̃NYṧneyniikişertwo,
14وأهلكا ه لEHLve ehlekeve aileniand your family
15إلاillādışındakiexcept
16منmenolanlarwho
17سبقس ب قSBGsebeḳaöncedenhas preceded
18عليهǎleyhialeyhlerineagainst him
19القولق و لGVLl-ḳavluhüküm verilmişthe word,
20ومنve menveand whoever
21آمنا م نEMNāmeneiman edenleri"believed."""
22وماve māveAnd not
23آمنا م نEMNāmenezaten iman etmemiştibelieved
24معهmeǎhuonunla beraberwith him
25إلاillādışındaexcept
26قليلق ل لGLLḳalīlunçok az kimsea few.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

حتى اذا جاء امرنا وفار التنور قلنا احمل فيها من كل زوجين اثنين واهلك الا من سبق عليه القول ومن ءامن وما ءامن معه الا قليل

Arapça (Harekeli)

حَتَّى إِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ قُلْنَا احْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ آمَنَ وَمَا آمَنَ مَعَهُ إِلَّا قَلِيلٌ

Transliterasyon

Hattâ izâ câe emrunâ ve fâret tennûru kulnâhmil fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu ve men âmen|e|, ve mâ âmene meahû illâ kalîl(kalîlun).

Transliteration (Eng.)

<span class="u">H</span>att<span class="u">a</span> i<span class="u">tha</span> j<span class="u">a</span>aamrun<span class="u">a</span> waf<span class="u">a</span>ra a<span class="b">l</span>ttannooru quln<span class="u">a</span> i<span class="u">h</span>milfeeh<span class="u">a</span> min kullin zawjayni ithnayni waahlaka ill<span class="u">a</span>man sabaqa AAalayhi alqawlu waman <span class="u">a</span>mana wam<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>manamaAAahu ill<span class="u">a</span> qaleel<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonucu emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahlûktan birer çifti ve helâki taktîr edilenden başka âilenden olanları ve inananları gemiye yükle dedik; zâten maiyetinde bulunan inanmış kişiler de pek azdı.

Ali Bulaç

Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda buyruğumuz gelip tandırda sular kaynamaya başlayınca, “Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan ehlini ve inananları gemiye bindir” dedik. Ancak, pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

Diyanet İşleri

Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: "(Canlı çeşitlerinin) her birinden iki eş ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!" Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.*

Edip Yüksel

Nihayet emrimiz gelip de gök kaynayıp taşınca, kendisine dedik ki: "Her türden birer çifti, daha önce mahkûm edilmiş olanlar hariç, çoluk çocuğunu ve gerçeği onaylayanları ona yükle." Kendisiyle birlikte gerçeği onaylamış olanlar zaten birkaç kişiydi.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.

Erhan Aktaş

Emrimiz gelip sular fışkırmaya başladığı zaman, Biz dedik ki: “Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve iman edenleri ona yükle.” Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

Hakkı Yılmaz

Sonunda emrimiz geldiği ve iş kızıştığı zaman* Biz dedik ki: “Her cinsten birer çifti ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında aileni ve iman etmiş olanları onun içine yükle.” –Zaten o'nunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.–

Muhammed Esed

(Bu böylece devam etti) tâ ki, hükmümüz vaki olup da yeryüzünde sular taşkınlar halinde kaynayıp coşuncaya kadar. (Nûh'a): "Her cins (hayvandan) birer çift ve haklarında hüküm verilmiş olanları değil, yalnız aileni ve imana erişenleri gemiye bindir!" dedik, çünkü o'nun inancını paylaşanlar zaten küçük bir topluluktu.

Mustafa İslamoğlu

En nihayet, hükmümüzün vakti gelince tandır kaynadı. (Nuh'a) "Yanına her tür (canlıdan) birer çift al; bir de haklarında hüküm kesinleşmiş olanlar dışında aileni ve iman eden kimseleri (al)" talimatını vermiştik. Zaten onun inancını paylaşan kimseler çok azdı.

Suat Yıldırım

Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadığı zaman Nuh'a dedik ki: “Her hayvan türünden erkekli dişili ikişer eş ile haklarında helâk hükmü verilmiş olanları hariç olmak üzere, aileni bir de iman edenleri gemiye al! ” Zaten beraberinde iman eden pek az insan vardı. [3, 7; 26, 119-121; 54, 11-14] {KM, Tekvin 7, 13; I Pier 3, 20; 2, 5}*

Süleyman Ateş

Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (iş ciddileşip sular kaynamağa başlayınca, Nuh'a) dedik ki: "Her şeyden ikişer çifti ve aleyhlerinde hüküm verdiklerimiz haric olmak üzere aileni ve inananları gemiye yükle!" Zaten onunla beraber inanan pek azdı.*

Şaban Piriş

Sonunda emrimiz gelip, yerden sular kaynamağa başlayınca:-Her şeyden ikişer çift aleyhlerinde hüküm verilmiş olan dışında aileni ve iman edenleri ona bindir, dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik: "Yükle içine her birinden ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni, bir de iman etmiş olanları." Ama Nuh'la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.

Edip-Layth-Martha

So, when Our command came and the volcano erupted. We said, "Carry in it two from every pair, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever acknowledged." But those who acknowledged with him were few.*

Muhammad Asad

[And so it went on] till, when Our judgment came to pass, and waters gushed forth in torrents over the face of the earth,* We said [unto Noah]: "Place on board of this [ark] one pair of each [kind of animal] of either sex,* as well as thy family -except those on whom [Our] sentence has already been passed* -and all [others] who have attained to faith!"-for, only a few [of Noah's people] shared his faith.

Rashad Khalifa

When our judgment came, and the atmosphere boiled over, we said, "Carry on it a pair of each kind, together with your family, except those who are condemned. Carry with you those who have believed," and only a few have believed with him.,

The Monotheist Group

So, when Our command came and the chamber erupted. We said: "Carry in it a pair from each kind, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever has believed." But those who believed with him were few.