Hud Sûresi49. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | تلك | — | tilke | bunlar | This |
| 2 | من | — | min | (is) from | |
| 3 | أنباء | ن ب اNBE | enbā'i | haberlerindendir | the news |
| 4 | الغيب | غ ي بĞYB | l-ğaybi | gayb | (of) the unseen, |
| 5 | نوحيها | و ح يVḪY | nūHīhā | vahyettiğimiz | (which) We reveal |
| 6 | إليك | — | ileyke | sana | to you. |
| 7 | ما | — | mā | değildin | Not |
| 8 | كنت | ك و نKVN | kunte | sen | you were |
| 9 | تعلمها | ع ل مALM | teǎ'lemuhā | onu biliyor | knowing it, |
| 10 | أنت | — | ente | (ne) sen | you |
| 11 | ولا | — | ve lā | ve ne de | and not |
| 12 | قومك | ق و مGVM | ḳavmuke | senin kavmin | your people |
| 13 | من | — | min | from | |
| 14 | قبل | ق ب لGBL | ḳabli | önce | before |
| 15 | هذا | — | hāƶā | bundan | this. |
| 16 | فاصبر | ص ب رṦBR | feSbir | sabret | "So be patient;" |
| 17 | إن | — | inne | şüphesiz | indeed, |
| 18 | العاقبة | ع ق بAGB | l-ǎāḳibete | sonuç | the end |
| 19 | للمتقين | و ق يVGY | lilmutteḳīne | takva sahiplerinindir | "(is) for the God fearing.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
تلك من انباء الغيب نوحيها اليك ما كنت تعلمها انت ولا قومك من قبل هذا فاصبر ان العقبة للمتقين
Arapça (Harekeli)
تِلْكَ مِنْ أَنبَاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهَا إِلَيْكَ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَا أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَذَا فَاصْبِرْ إِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ
Transliterasyon
Tilke min enbâil gaybi nûhîhâ ileyk|e|, mâ kunte ta´lemuhâ ente ve lâ kavmuke min kabli hâzâ, fasbır, innel âkıbete lil muttekîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Tilka min anb<span class="u">a</span>-i alghaybi noo<span class="u">h</span>eeh<span class="u">a</span>ilayka m<span class="u">a</span> kunta taAAlamuh<span class="u">a</span> anta wal<span class="u">a</span> qawmukamin qabli h<span class="u">atha</span> fa<span class="b">i</span><span class="u">s</span>bir inna alAA<span class="u">a</span>qibatalilmuttaqeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İşte bunlar, gaibe âit haberlerdir ki sana onları vahyediyoruz. Bundan önce ne sen onları biliyordun, ne kavmin biliyordu, sabret artık; şüphe yok ki sonuç, çekinenlerindir.
Ali Bulaç
Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları sen ve kavmin bundan önce bilmiyordun. Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir.
Bayraktar Bayraklı
“Ey Muhammed! İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret! Çünkü iyi sonuç, sakınanlarındır.”
Diyanet İşleri
(Resulüm!) İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır.*
Edip Yüksel
Bunlar, sana vahyettiğimiz metafizik haberleridir. Ne sen, ne de senin halkın bundan önce onları bilmezdi. Sabret. Sonuç, erdemlilerindir.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, akıbet muhakkak muttakilerindir.
Erhan Aktaş
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb* haberlerindendir. Bunları ne sen ne de halkın daha önce bilmiyordunuz. O halde sabret. Sonuç, takva* sahiplerinindir.”
Hakkı Yılmaz
İşte Nûh ile ilgili anlatılanlar, sana vahyettiğimiz görülmeyenin, duyulmayanın, sezilmeyenin haberlerindendir. Bunları sen ve toplumun bundan önce bilmiyordunuz. Şu hâlde sabret. Şüphesiz âkıbet, Allah'ın koruması altına girmiş olan kişilerindir.
Muhammed Esed
BÜTÜN BUNLAR (ey Muhammed,) sana vahyettiğimiz bilinmedik haberlerdendir ki onları ne sen ne de soydaşların bundan önce (bu haliyle ve tam olarak) bilmiyordunuz. Öyleyse, sen de artık (Nûh gibi) sabırlı ol. Çünkü, unutma ki, gelecek, mutlaka, Allah'a karşı sorumluluk bilincine sahip olanlardan yana olacaktır!
Mustafa İslamoğlu
Bunlar sana bildirdiğimiz gaybi haberlerdendir; bunları ne sen ne de toplumun daha önce biliyor değildiniz. Şu halde sabret! Unutma ki mutlu son, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olanlarındır.
Suat Yıldırım
İşte bunlar gayb olan birtakım haberlerdir. Onları sana Biz vahyediyoruz. Halbuki bu vahiyden önce onları ne sen, ne de milletin bilmezdiniz. Öyleyse onların red ve inkârlarına karşı sabret, dişini sık ve şüphen olmasın ki hayırlı âkıbet müttakilerindir (Sonunda kazananlar, Allah'ı sayıp O'nun emirlerini çiğnemekten sakınanlar olacaktır). [3, 44; 28, 46; 40, 51; 37, 171-172]
Süleyman Ateş
(Ey Muhammed), bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Ne sen, ne de kavmin, daha önce bunları bilmiyordunuz. O halde sabret, sonuç korunanlarındır.
Şaban Piriş
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz bilinmeyen haberlerdir. Bundan önce ne sen ne de kavmin onu bilmiyordunuz. O halde, Sabret, sonuç muttakilerindir
Yaşar Nuri Öztürk
İşte bunlar, sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Ne sen ne de toplumun bundan önce onları bilmiyordunuz. Artık sabırlı ol. Sonuç, takvaya sarılanlarındır.
Edip-Layth-Martha
This is from the news of the unseen that We inspire to you. Neither did you nor your people know this, so be patient. The ending is always in favor of the righteous.
Muhammad Asad
THESE ACCOUNTS of something that was beyond the reach of thy perception We [now] reveal unto thee, [O Muhammad: for] neither thou nor thy people knew them [fully] ere this.* Be, then, [like Noah,] patient in adversity - for, behold, the future belongs to the God-conscious!
Rashad Khalifa
This is news from the past that we reveal to you. You had no knowledge about them - neither you, nor your people - before this. Therefore, be patient. The ultimate victory belongs to the righteous.,
The Monotheist Group
This is from the news of the unseen that We inspire to you. Neither did you nor your people know this, so be patient; the ending will be for the righteous.