Hud Sûresi94. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (18 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ولماvelemmāne zaman kiAnd when
2جاءج ي اCYEcā'egelincecame
3أمرناا م رEMRemrunāemrimizOur Command,
4نجينان ج وNCVnecceynākurtardıkWe saved
5شعيباşuǎybenŞuayb'ıShuaib
6والذينvelleƶīneve kimseleriand those who
7آمنواا م نEMNāmenūiman eden(leri)believed
8معهmeǎhuonunla birliktewith him
9برحمةر ح مRḪMbiraHmetinbir rahmetleby a Mercy
10مناminnātarafımızdanfrom Us.
11وأخذتا خ ذ EḢZ̃ve eḣaƶetive aldıAnd seized
12الذينelleƶīnekimselerithose who
13ظلمواظ ل مƵLMZelemūzulmeden(leri)wronged,
14الصيحةص ي حṦYḪS-SayHatubir çığlıkthe thunderous blast
15فأصبحواص ب حṦBḪfeeSbeHūve kaldılarthen they became
16فيin
17ديارهمد و رD̃VRdiyārihimyurtlarındatheir homes
18جاثمينج ث مCS̃Mcāṧimīnediz çökmüç olarakfallen prone.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

ولما جاء امرنا نجينا شعيبا والذين ءامنوا معه برحمة منا واخذت الذين ظلموا الصيحة فاصبحوا فى ديرهم جثمين

Arapça (Harekeli)

وَلَمَّا جَاءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا شُعَيْبًا وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَأَخَذَتِ الَّذِينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ فَأَصْبَحُوا فِي دِيَارِهِمْ جَاثِمِينَ

Transliterasyon

Ve lemmâ câe emrunâ necceynâ ?uayben vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ ve ehazetillezîne zalemûssayhatu fe asbahû fî diyârihim câsimîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Walamm<span class="u">a</span> j<span class="u">a</span>a amrun<span class="u">a</span>najjayn<span class="u">a</span> shuAAayban wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eena <span class="u">a</span>manoomaAAahu bira<span class="u">h</span>matin minn<span class="u">a</span> waakha<span class="u">th</span>ati alla<span class="u">th</span>eena<span class="i"><span class="u">th</span></span>alamoo a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>ay<span class="u">h</span>atu faa<span class="u">s</span>ba<span class="u">h</span>oofee diy<span class="u">a</span>rihim j<span class="u">a</span>thimeen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Emrimiz gelince Şuayb'i ve onunla berâber inanmış olanları, bizden bir rahmet olarak kurtardık, zulmedenleriyse bir bağırış kavrayıverdi ve hepsi de yurtlarında diz çökmüş bir halde helâk oluverdi.

Ali Bulaç

Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve O’nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.

Bayraktar Bayraklı

Emrimiz gelince, Şu‘ayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.

Diyanet İşleri

Emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Edip Yüksel

Emrimiz gelince Şuayb'ı ve kendisiyle beraber gerçeği onaylamış olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri korkunç gürültü yakaladı; yurtlarında çöküp kaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar.

Erhan Aktaş

Emrimiz gelince Şu’ayb’ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete düşürücü bir ses yakaladı ve oldukları yerde çöküp kaldılar.

Hakkı Yılmaz

Ve ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu‘ayb'ı ve o'nunla birlikte inanmış olan kişileri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ve şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapan o kişileri korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında çöküp kaldılar.

Muhammed Esed

Ve derken, hükmümüz vaki olunca, katımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve o'nunla aynı inancı paylaşanları kurtardık; zulüm ve haksızlık içinde olanları ise bir sayha, bir gürlemeyle tepeledik; öyle ki, kendi evlerinde cansız yere yığılıp kaldılar,

Mustafa İslamoğlu

Derken emrimizin (infaz) vakti geldi: Şuayb'ı ve onunla aynı inancı paylaşan kimseleri katımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, zulme gömülüp gidenleri malum sayha ansızın yakalayıverdi; öz yurtlarında cansız donakaldılar:

Suat Yıldırım

94, 95. Azap emrimiz gelince, tarafımızdan bir lütuf olarak Şuayb ve beraberindeki müminleri o azaptan kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses bastırıverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki hiç orada yaşamamış gibi oldular. . . Evet, Semûd halkı defolup gittiği gibi Medyen halkı da defoldu gitti!

Süleyman Ateş

Emrimiz gelince, Şu'ayb'i ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir acıma ile kurtardık; zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında çöküp kaldılar.

Şaban Piriş

Emrimiz gelince, Şuayibi ve beraberindeki müfminleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zalimleri bir çığlık yakaladı. Oldukları yerde yapışıp kaldılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o yüksek titreşimli sayha enseledi de öz yurtlarında yere çömelmiş hale geldiler.

Edip-Layth-Martha

When Our command came, We saved Shuayb and those who acknowledged with him by a mercy from Us; and the scream took those who had wronged, so they lay motionless in their homes.

Muhammad Asad

And so, when Our judgment came to pass, by Our grace We saved Shu'ayb and those who shared his faith, whereas the blast [of Our punishment] overtook those who had been bent on evildoing: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground,*

Rashad Khalifa

When our judgment came, we saved Shu`aib and those who believed with him, by mercy from us. As for the evil ones, they were struck by a disaster that left them dead in their homes.,

The Monotheist Group

And when Our command came, We saved Shu'ayb and those who believed with him by a mercy from Us; and the scream took those who had wronged, thus they became lifeless in their homes.