Yusuf Sûresi75. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler | They said, |
| 2 | جزاؤه | ج ز يCZY | cezā'uhu | cezası | """Its recompense" |
| 3 | من | — | men | kimin | (is that one) who, |
| 4 | وجد | و ج دVCD̃ | vucide | bulunursa | it is found |
| 5 | في | — | fī | in | |
| 6 | رحله | ر ح لRḪL | raHlihi | yükünde | his bag, |
| 7 | فهو | — | fehuve | işte o | then he |
| 8 | جزاؤه | ج ز يCZY | cezā'uhu | onun karşılığıdır | (will be) his recompense. |
| 9 | كذلك | — | keƶālike | böylece | Thus |
| 10 | نجزي | ج ز يCZY | neczī | biz cezalandırırız | (do) we recompense |
| 11 | الظالمين | ظ ل مƵLM | Z-Zālimīne | haksızları | "the wrongdoers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قالوا جزوه من وجد فى رحله فهو جزوه كذلك نجزى الظلمين
Arapça (Harekeli)
قَالُوا جَزَاؤُهُ مَن وُجِدَ فِي رَحْلِهِ فَهُوَ جَزَاؤُهُ كَذَلِكَ نَجْزِي الظَّالِمِينَ
Transliterasyon
Kâlû cezâuhu men vucide fî rahlihî fe huve cezâuh|u|, kezâlike neczîz zâlimîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>loo jaz<span class="u">a</span>ohu man wujida feera<span class="u">h</span>lihi fahuwa jaz<span class="u">a</span>ohu ka<span class="u">tha</span>lika najzee a<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span><span class="u">a</span>limeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kimin yükünde bulunursa dediler, o, malını çaldığı adama köle olur. Biz zulmedenleri böyle cezâlandırırız.
Ali Bulaç
Dediler ki: "Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle cezalandırırız."
Bayraktar Bayraklı
Kardeşleri dedi ki: “Cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunduysa, ona aittir. Biz hırsızları böyle cezalandırırız.”
Diyanet İşleri
"Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o (şahsa el koymak) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.*
Edip Yüksel
"Onun cezası" dediler, "Kimin torbasında bulunursa o kişi alıkonur. Biz zalimleri böyle cezalandırırız."
Elmalılı Hamdi Yazır
"Kimin yükünde çıkarsa, o kendisi onun cezasıdır. Biz zalimlere işte böyle ceza veririz."
Erhan Aktaş
“Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir.* Biz haksızları böyle cezalandırırız.” dediler.
Hakkı Yılmaz
Kafile dediler ki: “Onun cezası, kimin yükünde çıkarsa, işte kendisi, onun cezasıdır/o, alıkonur, bedelini kendisi öder. Biz yanlış; kendi zararlarına iş yapanlara işte böyle ceza veririz.”
Muhammed Esed
"Bunun cezası": diye cevap verdi (Yakub'un oğulları), "(kupa) kimin denkleri arasından çıkarsa (yaptığının) ceza(sı) olarak tutsak edilir! (Bu suçu işleyen) zalimleri biz işte böyle cezalandırırız".
Mustafa İslamoğlu
"Onun cezası" dedlier, "kimin denkleri arasında bulunursa, onun ona karşılık rehin alınmasıdır: biz bu (suçu işleyen) zalimleri işte böyle cezalandırırız!"
Suat Yıldırım
“Cezası, dediler, kimin yükünde çıkarsa, işte o onun cezasıdır (yani çalması sebebiyle kendisi rehin ve mahkûm olur). ” Biz zalimleri böyle cezalandırırız! ” {KM, Çıkış 22;2; Yeşu 7, 10-12}*
Süleyman Ateş
Cezası, (tas) kimin yükünde bulunursa işte o, onun karşılığıdır. (Hırsızlığına karşılık kendisine el konur). Biz haksızları böyle cezalandırırız! dediler.
Şaban Piriş
-Kimin yükünde bulunursa, ceza olarak o alıkonulur. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız, dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Kardeşler dedi: "Cezası şu: Çalınan mal kimin yükünde çıkarsa yükün sahibi çalınan mala karşılık olacaktır. Biz zalimleri böyle cezalandırıyoruz."
Edip-Layth-Martha
They said, "The punishment is that the person who has it in his bag shall himself be held as penalty. It is such that we punish the wicked."
Muhammad Asad
[The brothers] replied: "Its requital? He in whose camel-pack [the cup] is found-he shall be [enslaved as] a requital thereof! Thus do we [ourselves] requite the doers of [such] wrong.*
Rashad Khalifa
They said, "The punishment, if it is found in his bag, is that the thief belongs to you. We thus punish the guilty.",
The Monotheist Group
They said: "The punishment is that he in whose saddlebag it is found will himself serve as the punishment. It is so that we punish the wicked."