Yusuf Sûresi88. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (22 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1فلماfelemmāböyleceSo when
2دخلواد خ لD̃ḢLdeḣalūgirdiklerindethey entered
3عليهǎleyhionun huzurunaupon him
4قالواق و لGVLḳālūdediler kithey said,
5يايYEY/HEY/AH"""O!"
6أيهاأ ي هEYHeyyuhāSİZ!You
7العزيزع ز زAZZl-ǎzīzuvezir"""O Aziz!"
8مسنام س سMSSmessenābize dokunduHas touched us
9وأهلناا ه لEHLve ehlenāve çocuklarımızaand our family
10الضرض ر رŽRRD-Durrudarlıkthe adversity,
11وجئناج ي اCYEve ci'nāve geldikand we have come
12ببضاعةب ض عBŽAbibiDāǎtinbir sermaye ilewith goods
13مزجاةز ج وZCVmuzcātindeğersiz(of) little value,
14فأوفو ف يVFYfeevfitam verbut pay (in) full
15لناlenābizeto us
16الكيلك ي لKYLl-keyleölçyüthe measure
17وتصدقص د قṦD̃Gve teSaddeḳve tasadduk eyleand be charitable
18عليناǎleynābizeto us.
19إنinneçünküIndeed,
20اللهllaheAllahAllah
21يجزيج ز يCZYyeczīmükafatlandırırrewards
22المتصدقينص د قṦD̃Gl-muteSaddiḳīnetasadduk edenleri"the charitable."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

فلما دخلوا عليه قالوا يايها العزيز مسنا واهلنا الضر وجئنا ببضعة مزجىة فاوف لنا الكيل وتصدق علينا ان الله يجزى المتصدقين

Arapça (Harekeli)

فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَا أَيُّهَا الْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُّزْجَاةٍ فَأَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَا إِنَّ اللَّهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّقِينَ

Transliterasyon

Fe lemmâ dehalû aleyhi kâlû yâ eyyuhel azîzu messenâ ve ehlened durru ve ci’nâ bi bidâatin muzcâtin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleynâ, innallâhe yeczîl mutesaddikîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Falamm<span class="u">a</span> dakhaloo AAalayhi q<span class="u">a</span>looy<span class="u">a</span> ayyuh<span class="u">a</span> alAAazeezu massan<span class="u">a</span> waahlan<span class="u">a</span>a<span class="b">l</span><span class="u">dd</span>urru waji/n<span class="u">a</span> bibi<span class="u">da</span>AAatin muzj<span class="u">a</span>tinfaawfi lan<span class="u">a</span> alkayla wata<span class="u">s</span>addaq AAalayn<span class="u">a</span> innaAll<span class="u">a</span>ha yajzee almuta<span class="u">s</span>addiqeen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Huzûruna girdikleri zaman ey azîz dediler, biz de darda kaldık, açlığa düştük, âilemiz de ve pek değersiz bir karşılıkla geldik, bize zahîre ver ve tasadduk et bize, şüphe yok ki Allah lûtfedenleri sever.

Ali Bulaç

Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu; önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını verir."

Bayraktar Bayraklı

Ya‘kûb'un oğulları tekrar Mısır'a, Yûsuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: “Ey Aziz! Bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz bir sermaye ile geldik; ama sen bizim için tam ölçü ver, bize bağışta bulun. Şüphesiz, Allah bağışta bulunanları ödüllendirir.”

Diyanet İşleri

Yusuf'un yanına girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver. Ayrıca bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır.

Edip Yüksel

Huzuruna girince, "Sayın ekselans, bize ve ailemize darlık dokundu; bu yüzden değersiz bir eşya ile geldik. Ama sen bize tam ölçü ver, bize yardımda bulun. ALLAH sadaka verenleri ödüllendirir" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra (Mısır'a gidip) onun huzuruna girince, dediler ki: "Ey şanlı vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz sıkıntı içindeyiz. Pek az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine ölçek (zahire) ver, ayrıca sadaka da ihsan eyle. Çünkü Allah sadaka verenleri muhakkak mükafatlandırır."

Erhan Aktaş

Sonra onun yanına girdiklerinde: “Ey saygıdeğer Azîz!* Bize ve ailemize darlık dokundu. Az bir sermaye ile geldik. Bize tam ölçek ver ve bize tasaddukta* bulun. Kuşkusuz, Allah tasadduk edenlerin ödülünü verir.” dediler.

Hakkı Yılmaz

Sonra Yûsuf'un huzuruna girince, dediler ki: “Ey Aziz! Bize ve ehlimize sıkıntı dokundu. Ve biz az bir sermaye ile geldik. Sen bize yine ölçek ver. Ve bize sadaka da ver. Şüphesiz Allah sadaka verenlere karşılıklar verir.”

Muhammed Esed

(YAKUB'un oğulları Mısır'a geri dönüp Yusuf'un) huzuruna çıktıklarında, "Ey soylu kişi!" dediler, "Biz ve ailemiz (yine) darlık ve sıkıntıya düştük ve pek değersiz bir şeyle çıkıp geldik; sen yine de bizim için tartıyı tam tut ve bize karşı cömert ol; çünkü Allah cömertçe verenleri ödüllendirir!"

Mustafa İslamoğlu

Derken onlar (tekrar Mısır'a gelip Yusuf'un) huzuruna çıktılar: "Ey saygın yönetici!" dediler, "Biz ve ailemiz kıtlıktan dolayı perişan olduk; üstelik bedel (olarak) getirdiğimiz şeyler de pek yetersiz. Buna rağmen sen (yine de) bize tam ölçek ver! İstersen üzerine ikramını (da ilave) et! Unutma ki Allah ikram edenlerin karşılığını verir.

Suat Yıldırım

Onlar Mısır'a varıp Yusuf'un huzuruna girerek “Aziz vezir! dediler, biz de, ailemiz de yine darlık ve sıkıntıya düştük, biz bu sefer pek az bir meblağ getirebildik. Lütfen bize tahsisatımızı tam ölçek ver de, parasını veremediğimiz kısmı da sadakanız olsun. Şüphesiz ki Allah tasadduk edenleri fazlasıyla ödüllendirir. ”

Süleyman Ateş

(Ya'kub'un oğulları, tekrar Mısır'a) Yusuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz de bir sermaye ile geldik, ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle; çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır."

Şaban Piriş

Kardeşleri Yusufun yanına girdiklerinde: -Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntı ve ihtiyaç içerisindeyiz; pek değersiz bir malla geldik; ölçeği bize bol tut ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Tekrar Yusuf'un yanına girdiklerinde şöyle dediler: "Ey Vezir! Bize de ailemize de zorluk dokundu. Önemsiz bir sermaye ile geldik. Sen bize tam ölçü zahire ver, bize sadaka vermiş ol. Allah, karşılıksız verenleri ödüllendirir."

Edip-Layth-Martha

So when they entered upon him, they said, "O Governor, we have been afflicted with harm, us and our family, and we have come with poor goods to trade, so give us a measure of grain, and be charitable towards us, for God does reward the charitable."

Muhammad Asad

[AND THE SONS of Jacob went back to Egypt and to Joseph;] and when they presented themselves before him, they said: "O thou great one! Hardship has visited us and our folk, and so we have brought but scanty merchandise;* but give us a full measure [of grain], and be charitable to us: behold, God rewards those who give in charity!"

Rashad Khalifa

When they entered (Joseph's) quarters, they said, "O you noble one, we have suffered a lot of hardship, along with our family, and we have brought inferior goods. But we hope that you will give us full measure and be charitable to us. GOD rewards the charitable.",

The Monotheist Group

So when they entered upon him, they said: "O governor, we have been afflicted with harm, us and our family, and we have come with poor goods to trade, so give us a measure of grain, and be charitable towards us, for God rewards the charitable."