Ra'd Sûresi13. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ويسبح | س ب حSBḪ | ve yusebbiHu | ve tesbih ederler | And glorifies |
| 2 | الرعد | ر ع دRAD̃ | r-raǎ'du | gök gürültüsü | the thunder |
| 3 | بحمده | ح م دḪMD̃ | biHamdihi | onun övgüsüyle | with his praise - |
| 4 | والملائكة | م ل كMLK | velmelāiketu | ve melekler | and the Angels |
| 5 | من | — | min | for | |
| 6 | خيفته | خ و فḢVF | ḣīfetihi | korkusundan | fear of Him. |
| 7 | ويرسل | ر س لRSL | ve yursilu | ve gönderir | And He sends |
| 8 | الصواعق | ص ع قṦAG | S-Savāǐḳa | yıldırımlar | the thunderbolts |
| 9 | فيصيب | ص و بṦVB | fe yuSību | çarpar | and strikes |
| 10 | بها | — | bihā | onlarla | with it |
| 11 | من | — | men | kimseyi | whom |
| 12 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği | He wills, |
| 13 | وهم | — | vehum | ve onlar | yet they |
| 14 | يجادلون | ج د لCD̃L | yucādilūne | tartışmaktadırlar | dispute |
| 15 | في | — | fī | hakkında | about |
| 16 | الله | — | llahi | Allah | Allah. |
| 17 | وهو | — | ve huve | ve O'nun | And He |
| 18 | شديد | ش د دŞD̃D̃ | şedīdu | pek çetindir | (is) Mighty |
| 19 | المحال | م ح لMḪL | l-miHāli | tuzağı (cezası) | (in) Strength. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ويسبح الرعد بحمده والملئكة من خيفته ويرسل الصوعق فيصيب بها من يشاء وهم يجدلون فى الله وهو شديد المحال
Arapça (Harekeli)
وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ الْمِحَالِ
Transliterasyon
Ve yusebbihur ra’du bi hamdihî vel melâiketu min hîfetih|î|, ve yursilus savâıka fe yusîbu bihâ men ye?âu ve hum yucâdilûne fillâh|i|, ve huve ?edîdul mihâl|i|.
Transliteration (Eng.)
Wayusabbi<span class="u">h</span>u a<span class="b">l</span>rraAAdu bi<span class="u">h</span>amdihiwa<span class="b">a</span>lmal<span class="u">a</span>-ikatu min kheefatihi wayursilu a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>aw<span class="u">a</span>AAiqafayu<span class="u">s</span>eebu bih<span class="u">a</span> man yash<span class="u">a</span>o wahum yuj<span class="u">a</span>diloonafee All<span class="u">a</span>hi wahuwa shadeedu almi<span class="u">ha</span>l<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Gök gürültüsü, hamdederek tenzîh eder onu, melekler de korkularından tenzîh ederler ve yıldırımları yollar da dilediğine isâbet ettirir ve hâlâ da onlar, Allah hakkında çekişip dururlar ve onun birdenbire gelen azâbı pek kuvvetlidir, pek çetin.
Ali Bulaç
Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından tesbih ederler.. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır.
Bayraktar Bayraklı
Gök gürlemesi, Allah'ı överek tesbih eder ve melekler de korkularından onu yüceltirler. Onlar pek güçlü olan Allah hakkında tartışırken O, yıldırımları gönderir de dilediğini onlarla çarpar. O, tuzağı çetin olandır.
Diyanet İşleri
Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolayı tesbih ederler. Onlar, Allah hakkında mücadele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar. Ve O, azabı pek şiddetli olandır.
Edip Yüksel
Gök gürlemesi O'nu överek, melekler de O'nu saygıyla yüceltirler. O, yıldırımları gönderir ve dilediğini onlarla çarpar. Onlar hâlâ ALLAH hakkında tartışıyorlar. O, dayanılmaz güce sahiptir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah'ın çarpması pek çetindir.
Erhan Aktaş
Gök gürültüsü övgüsüyle, melekler de ürpertisiyle O’nu tesbih* ederler. O, yıldırımlar gönderir ve onunla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında tartışıp duruyorlar. Ve O, karşı konulamaz pek çetin bir güç sahibidir.
Hakkı Yılmaz
Gök gürültüsü, O'nun övgüsüyle birlikte, doğal güçler de O'nun korkusundan dolayı O'nu noksan sıfatlardan arındırırlar. Ve O, yıldırımlar gönderir de onunla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücâdele edip duruyorlar. Oysa Allah, çarpması pek çetin olandır.
Muhammed Esed
gök gürlemesi O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini övgüyle anmakta; melekler de korku ve sakınma içinde bunu yapmaktalar. Ve O yıldırımları gönderip onlarla dilediğini çarpmaktadır. (Hal böyleyken) onlar yine de Allah hakkında tartışıp duruyorlar; hem de O('nun), kavranamaz ince ve derin planını gerçekleştirmek için sınırsız bir kudrete sahip olduğu ortada olduğu halde!
Mustafa İslamoğlu
Gök gürültüsü sınırsız bir övgüyle O'nun yüce kudretini dillendirmekte, melekler ise bunu derin bir tazim ve saygıdan dolayı yapmaktadır; dahası O, yıldırımları gönderip dilediğini ona hedef kılmaktadır; onlar ise, dilediğini ustalık ve ince bir planla gerçekleştirmekte mahir olduğunu bildikleri halde, hala Allah hakkında tartışmaktadırlar.
Suat Yıldırım
Gök gürlemesi hamd ile O'nu takdis ve tenzih eder. Melekler de duydukları saygıdan ötürü O'nu takdis ve tenzih ederler. O yıldırımlar gönderir, onlarla dilediği kimseleri çarpar. Durum bu iken onlar hâlâ Allah hakkında birbirleriyle tartışıp, ileri geri konuşurlar. Halbuki O'nun cezası pek çetindir. [2, 30; 17, 44]
Süleyman Ateş
Gök gürültüsü, övgüsüyle, melekler de korkusundan O'nu tesbih ederler. Yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Allah'ın tuzağı (cezası) pek çetin olduğu halde, onlar hala O'nun hakkında tartışmaktadırlar.
Şaban Piriş
Gök gürültüsü hamd ederek, melekler de korku ile Onu tenzih ederler. Onlar Allah hakkında tartışırlarken; O, yıldırımları gönderir de onlarla dilediğini çarpar. O, şiddetle cezalandırandır.
Yaşar Nuri Öztürk
Gök gürültüsü O'nu hamd ile tespih eder; melekler de O'ndan ürpererek... Yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Allah, tuzak kuranların hilelerini başlarına geçirmede çok güçlü olduğu halde, onlar O'na karşı mücadele edip duruyorlar.
Edip-Layth-Martha
The thunder glorifies with His praise, the controllers are in awe of Him, and He sends the thunderbolts, thus striking with them whomever He wills. Yet they are still arguing regarding God, while He is severe in punishment.
Muhammad Asad
and the thunder extols His limitless glory and praises Him, and [so do] the angels, in awe of Him; and He [it is who] lets loose the thunderbolts and strikes with them whom He wills. And yet, they stubbornly argue about God,* notwithstanding [all evidence] that He alone has the power to contrive whatever His unfathomable wisdom wills!*
Rashad Khalifa
The thunder praises His glory, and so do the angels, out of reverence for Him. He sends the lightning bolts, which strike in accordance with His will. Yet, they argue about GOD, though His power is awesome.,
The Monotheist Group
Andthe thunder glorifies His praise, and the angels are in awe of Him, and He sends the thunderbolts, and strikes with them whom He wills. Yet they are still arguing regarding God, while He is severe in punishment.