Ra'd Sûresi35. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (19 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | مثل | م ث لMS̃L | meṧelu | durumu | The example |
| 2 | الجنة | ج ن نCNN | l-cenneti | cennetin | of Paradise |
| 3 | التي | — | lletī | şöyledir | which |
| 4 | وعد | و ع دVAD̃ | vuǐde | va'dedilen | (is) promised |
| 5 | المتقون | و ق يVGY | l-mutteḳūne | korunanlara | (to) the righteous, |
| 6 | تجري | ج ر يCRY | tecrī | akar | flows |
| 7 | من | — | min | from | |
| 8 | تحتها | ت ح تTḪT | teHtihā | altından | underneath it |
| 9 | الأنهار | ن ه رNHR | l-enhāru | ırmaklar | the rivers. |
| 10 | أكلها | ا ك لEKL | ukuluhā | meyvesi | Its food |
| 11 | دائم | د و مD̃VM | dāimun | süreklidir | (is) everlasting, |
| 12 | وظلها | ظ ل لƵLL | ve Zilluhā | ve gölgesi de | and its shade. |
| 13 | تلك | — | tilke | işte budur | This |
| 14 | عقبى | ع ق بAGB | ǔḳbā | sonu | (is the) end |
| 15 | الذين | — | elleƶīne | kimselerin | of those who |
| 16 | اتقوا | و ق يVGY | tteḳav | korunan(ların) | (are) righteous, |
| 17 | وعقبى | ع ق بAGB | ve ǔḳbā | ve sonu ise | and (the) end |
| 18 | الكافرين | ك ف رKFR | l-kāfirīne | inkar edenlerin | (of) the disbelievers |
| 19 | النار | ن و رNVR | n-nāru | ateştir | (is) the Fire. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ئ مثل الجنة التى وعد المتقون تجرى من تحتها الانهر اكلها دائم وظلها تلك عقبى الذين اتقوا وعقبى الكفرين النار
Arapça (Harekeli)
مَّثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ أُكُلُهَا دَائِمٌ وَظِلُّهَا تِلْكَ عُقْبَى الَّذِينَ اتَّقَوا وَّعُقْبَى الْكَافِرِينَ النَّارُ
Transliterasyon
Meselul cennetilletî vuidel muttekûn|e|, tecrî min tahtihel enhâr|u|, ukuluhâ dâimun ve zilluhâ, tilke ukbellezînettekav ve ukbel kâfirînen nâr|u|.
Transliteration (Eng.)
Mathalu aljannati allatee wuAAidaalmuttaqoona tajree min ta<span class="u">h</span>tih<span class="u">a</span> al-anh<span class="u">a</span>ruokuluh<span class="u">a</span> d<span class="u">a</span>-imun wa<span class="i"><span class="u">th</span></span>illuh<span class="u">a</span>tilka AAuqb<span class="u">a</span> alla<span class="u">th</span>eena ittaqaw waAAuqb<span class="u">a</span> alk<span class="u">a</span>fireenaa<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>r<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Çekinenlere vaat edilen cennetin örneği şu: Kıyılarından ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi daimîdir. Çekinenlerin sonucu budur, kâfirlerin sonucuysa ateştir.
Ali Bulaç
Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir.
Bayraktar Bayraklı
Muttakilere/Allah'tan sakınanlara vaad edilen cennetin özellikleri şöyledir: Altından ırmaklar akar; yemişi de süreklidir, gölgesi de. İşte takvâ sahiplerinin sonu budur. İnkâr edenlerin sonu da ateştir.
Diyanet İşleri
Takva sahiplerine vadolunan cennetin özelliği (şudur): Onun zemininden ırmaklar akar. Yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, (kötülüklerden) sakınanların (mutlu) sonudur. Kafirlerin sonu ise ateştir.
Edip Yüksel
Erdemlilere söz verilen bahçenin örneği şudur: Altından ırmaklar akar, yemişi de süreklidir gölgesi de. Bu, erdemlilerin sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Müttakilere vaad olunan cennetin misali şöyledir: Altından ırmaklar akar durur, yemişleri süreklidir, gölgeleri de. İşte bu, takva yolunu tutanların akıbetidir. Kâfirlerin akıbeti de ateştir.
Erhan Aktaş
Takva sahiplerine söz verilen Cennet’in içinden ırmaklar akmaktadır, meyvesi ve gölgesi süreklidir. İşte bu takva sahiplerinin sonudur. Gerçeği yalanlayan nankörlerin sonu ise ateştir.
Hakkı Yılmaz
Allah'ın koruması altına girmiş kişilere söz verilen cennetin örneği şöyledir: Onun altından ırmaklar akar, nasiplikleri; meyveleri, renkleri, tatları ve gölgeleri süreklidir. İşte bu, Allah'ın koruması altına girmiş kişilerin âkıbetidir. Kâfirlerin; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenlerin âkıbeti de Ateş'tir.
Muhammed Esed
ALLAH'A karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselere söz verilen cennet, içinde ırmakların çağıldadığı (bahçeler) gibidir; (fakat dünyadaki bahçelerden fazla olarak) onun ürünleri ebedîdir; gölgelikleri de (öyle). Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerin varacağı yer işte böyle olacaktır; hakkı inkar edenlerin varacağı yerse ateş olacak.
Mustafa İslamoğlu
Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara söz verilen cennet, zemininden ırmaklar çağlayan (has bahçelere) benzer. (Fazladan olarak) oranın ürünleri daimidir, gölgeleri de öyle… İşte bu, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanları bekleyen akıbettir; inkarcıların akıbeti ise ateştir.
Suat Yıldırım
Müttakilere vâd olunan cennetin durumu şuna benzer: Bahçelerinin içinden ırmaklar akar: Meyveleri gibi gölgeleri de devamlıdır. İşte, haramlardan korunan müttakilerin âkıbeti! Kâfirlerin âkıbeti ise ateştir. [47, 15; 56, 27-38; 59, 20]
Süleyman Ateş
(Allah'ın emirlerine karşı gelmekten) Korunanlara va'dedilen cennetin durumu şöyledir: Altından ırmaklar akar; yemişi de süreklidir, gölgesi de. İşte korunanların sonu budur. İnkar edenlerin sonu da ateştir.
Şaban Piriş
Takva sahiplerine vaadedilen cennet şöyledir: Altından ırmaklar akar; yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, muttakilerin kazanacağı sonuçtur, kafirlerin sonucu ise ateştir.
Yaşar Nuri Öztürk
Sakınıp korunanlara vaat edilen cennetin temsili anlatımı şu: Altından ırmaklar akar, yemişleri de sürekli, gölgesi de. İşte korunup sakınanların son yurdu. Kafirlerin son yurdu ise ateş...
Edip-Layth-Martha
The allegory of paradise that the righteous have been promised is that rivers flow beneath it, and its provisions are continuous as is its shade. Such is the abode of those who were righteous, while the abode of the ingrates is the fire.
Muhammad Asad
THE PARABLE of the paradise promised to those who are conscious of God [is that of a garden] through which running waters flow:* [but, unlike an earthly garden,] its fruits will be everlasting, and [so will be] its shade.* Such will be the destiny of those who remain conscious of God-just as the destiny of those who deny the truth will be the fire.*
Rashad Khalifa
The allegory of Heaven, which is promised for the righteous, is flowing streams, inexhaustible provisions, and cool shade. Such is the destiny for those who observe righteousness, while the destiny for the disbelievers is Hell.,
The Monotheist Group
Theexample of the Paradise which the righteous are promised, is that rivers flow beneath it, and its provisions are continuous as is its shade. Such is the abode of those who were righteous, while the abode of the rejecters is the Fire.