İbrahim Sûresi11. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (29 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قالت | ق و لGVL | ḳālet | dediler ki | Said |
| 2 | لهم | — | lehum | onlara | to them |
| 3 | رسلهم | ر س لRSL | rusuluhum | elçileri | their Messengers, |
| 4 | إن | — | in | değiliz | """Not" |
| 5 | نحن | — | neHnu | biz (de) | we (are) |
| 6 | إلا | — | illā | başka bir şey | but |
| 7 | بشر | ب ش رBŞR | beşerun | insandan | a human |
| 8 | مثلكم | م ث لMS̃L | miṧlukum | sizin gibi | like you, |
| 9 | ولكن | — | velākinne | fakat | but |
| 10 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 11 | يمن | م ن نMNN | yemunnu | lutfeder | bestows His Grace |
| 12 | على | — | ǎlā | on | |
| 13 | من | — | men | kimseye | whom |
| 14 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği | He wills |
| 15 | من | — | min | -ndan | of |
| 16 | عباده | ع ب دABD̃ | ǐbādihi | kulları- | His slaves. |
| 17 | وما | — | ve mā | yoktur | And not |
| 18 | كان | ك و نKVN | kāne | imkanımız | is |
| 19 | لنا | — | lenā | bizim | for us |
| 20 | أن | — | en | that | |
| 21 | نأتيكم | ا ت يETY | ne'tiyekum | size getiremeye | we bring you |
| 22 | بسلطان | س ل طSLŦ | bisulTānin | bir delil | an authority |
| 23 | إلا | — | illā | olmadan | except |
| 24 | بإذن | ا ذ نEZ̃N | biiƶni | izni | by the permission of Allah. |
| 25 | الله | — | llahi | Allah'ın | by the permission of Allah. |
| 26 | وعلى | — | ve ǎlā | ve | And upon |
| 27 | الله | — | llahi | Allah'a | Allah |
| 28 | فليتوكل | و ك لVKL | felyetevekkeli | dayansınlar | so let put (their) trust |
| 29 | المؤمنون | ا م نEMN | l-mu'minūne | inananlar | the believers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قالت لهم رسلهم ان نحن الا بشر مثلكم ولكن الله يمن على من يشاء من عباده وما كان لنا ان ناتيكم بسلطن الا باذن الله وعلى الله فليتوكل المومنون
Arapça (Harekeli)
قَالَتْ لَهُمْ رُسُلُهُمْ إِن نَّحْنُ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ وَلَكِنَّ اللَّهَ يَمُنُّ عَلَى مَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَمَا كَانَ لَنَا أَن نَّأْتِيَكُم بِسُلْطَانٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ
Transliterasyon
Kâlet lehum rusuluhum in nahnu illâ beşerun mislukum ve lâkinnallâhe yemunnu alâ men yeşâu min ibâdih|î|, ve mâ kâne lenâ en ne’tiyekum bi sultânin illâ bi iznillâh|i|, ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>lat lahum rusuluhum in na<span class="u">h</span>nuill<span class="u">a</span> basharun mithlukum wal<span class="u">a</span>kinna All<span class="u">a</span>hayamunnu AAal<span class="u">a</span> man yash<span class="u">a</span>o min AAib<span class="u">a</span>dihi wam<span class="u">a</span>k<span class="u">a</span>na lan<span class="u">a</span> an na/tiyakum bisul<span class="u">ta</span>nin ill<span class="u">a</span>bi-i<span class="u">th</span>ni All<span class="u">a</span>hi waAAal<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hifalyatawakkali almu/minoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Peygamberleri, biz de dediler, sizin gibi insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lûtfeder, ihsânda bulunur ve biz, Allah'ın izni olmadıkça size bir delil ve mûcize gösteremeyiz ve inananlar, artık Allah'a dayanmalı.
Ali Bulaç
Resulleri onlara dediler ki: "Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değil. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler."
Bayraktar Bayraklı
Peygamberleri onlara dediler ki: “Evet, biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah, nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.”
Diyanet İşleri
Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar."
Edip Yüksel
Elçileri ise kendilerine şöyle dediler: "Biz, elbette sizin gibi birer insanız. Ancak, ALLAH, kullarından dilediğini seçerek ona lütufta bulunur. ALLAH'ın izni olmadan size bir yetki belgesi getirmemiz olanaksızdır. Gerçeği onaylayanlar ALLAH'a güvenmeli."
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama Allah kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve Allah'ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.
Erhan Aktaş
Rasulleri onlara dediler ki: “Biz de ancak sizin gibi insanız. Ancak Allah, kullarından dilediği kimseye ihsanda bulunur.* Allah’ın izni olmaksızın bizim size bir sultan* getirmemiz olacak şey değildir. Mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül* etsinler.”
Hakkı Yılmaz
(11,12)Elçileri onlara dediler ki: “Biz, ancak sizin gibi bir beşeriz. Velâkin Allah, kullarından dilediğini nimetlendirir. Ve Allah'ın izni/ bilgisi olmadıkça bizim için size bir delil getirmemiz olacak şey değildir. Onun için de inananlar sadece Allah'a işin sonucunu havale etsinler. Ve bize yollarımızı göstermişken, neden biz Allah'a sonucu bırakmayalım! Ve elbette biz, bize yaptığınız eziyetlere sabredeceğiz. Sonucu bırakanlar da yalnız Allah'a sonucu bıraksınlar.”
Muhammed Esed
Elçileri onlara: "Doğru, biz de sizler gibi sadece ölümlü kimseleriz" diye cevap verdiler, "ama işte Allah nimetini kullarından dilediğine bahşeder. Ayrıca, Allah'ın izni olmadıkça, (görevimiz hakkında) bir delil getirmek bizim harcımız değildir. Bu hususta inananlar yalnızca Allah'a güvenmelidirler.
Mustafa İslamoğlu
Peygamberleri onlara şöyle cevap verdi: "Evet, biz de yalnızca sizin gibi ölümlü birer insanız, ama Allah kullarından dilediği kimseyi de nimetlendirir; üstelik Allah'ın izni olmaksızın size (bu konuda mucizevi) güçte bir belge sunmak da bizim üstümüze vazife değildir. Ne ki yürekten inananlar yalnızca Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.
Suat Yıldırım
Resulleri onlara: “Evet, ” dediler. “Biz sizin gibi beşerden başka bir şey değiliz. Fakat Allah peygamberlik nimetini kullarından dilediğine ihsan eder. Allah'ın izni olmadıkça size mûcize göstermemiz mümkün değildir. O halde müminler yalnız Allah'a dayanıp güvenmelidirler. ”
Süleyman Ateş
Elçileri onlara dediler ki: "Evet biz de sizin gibi insandan başka bir şey değiliz. Fakat Allah, kullarından dilediğine lutfeder. Allah'ın izni olmadan biz size delil getiremeyiz. İnananlar, Allah'a dayansınlar."
Şaban Piriş
Peygamberleri onlara dedi ki: -Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allahın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. Müminler sadece Allaha dayansınlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler."
Edip-Layth-Martha
Their messengers said, "We are but humans like you, but God will bestow His grace upon whom He pleases from His servants. It is not up to us to bring you an authorization except by God's leave. In God those who acknowledge should place their trust"
Muhammad Asad
Their apostles answered them: "True, we are nothing but mortal men like yourselves: but God bestows His favour upon whomever He wills of His servants. Withal, it is not within our power to bring you a proof [of our mission], unless it be by God's leave-and [so] it is in God that all believers must place their trust.*
Rashad Khalifa
Their messengers said to them, "We are no more than humans like you, but GOD blesses whomever He chooses from among His servants. We could not possibly show you any kind of authorization, except in accordance with GOD's will. In GOD the believers shall trust.,
The Monotheist Group
Their messengers said: "We are indeed human beings like you, but God will bestow His grace upon whom He pleases from His servants. And it is not up to us to bring you proof except with the permission of God. And in God the believers should place their trust"