İbrahim Sûresi10. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (33 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قالت | ق و لGVL | ḳālet | dediler ki | Said |
| 2 | رسلهم | ر س لRSL | rusuluhum | elçileri | their Messengers, |
| 3 | أفي | — | efī | hakkında (edilir) mi? | """Can (there) be about" |
| 4 | الله | — | llahi | Allah | Allah |
| 5 | شك | ش ك كŞKK | şekkun | şüphe | any doubt, |
| 6 | فاطر | ف ط رFŦR | fāTiri | yaratan | (the) Creator |
| 7 | السماوات | س م وSMV | s-semāvāti | gökleri | (of) the heavens |
| 8 | والأرض | ا ر ضERŽ | vel'erDi | ve yeri | and the earth? |
| 9 | يدعوكم | د ع وD̃AV | yed'ǔkum | (O) sizi davet ediyor | He invites you, |
| 10 | ليغفر | غ ف رĞFR | liyeğfira | bağışlamak için | so that He may forgive |
| 11 | لكم | — | lekum | sizin | for you |
| 12 | من | — | min | bir kısmını | [of] |
| 13 | ذنوبكم | ذ ن بZ̃NB | ƶunūbikum | günahlarınızdan | your sins, |
| 14 | ويؤخركم | ا خ رEḢR | ve yu'eḣḣirakum | ve sizi ertelemek için | and give you respite |
| 15 | إلى | — | ilā | kadar | for |
| 16 | أجل | ا ج لECL | ecelin | bir süreye | a term |
| 17 | مسمى | س م وSMV | musemmen | belirtilmiş | "appointed.""" |
| 18 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | onlar dediler | They said, |
| 19 | إن | — | in | """Not" | |
| 20 | أنتم | — | entum | siz de | you |
| 21 | إلا | — | illā | başka değilsiniz | (are) but |
| 22 | بشر | ب ش رBŞR | beşerun | bir insandan | a human |
| 23 | مثلنا | م ث لMS̃L | miṧlunā | bizim gibi | like us, |
| 24 | تريدون | ر و دRVD̃ | turīdūne | istiyorsunuz | you wish |
| 25 | أن | — | en | to | |
| 26 | تصدونا | ص د دṦD̃D̃ | teSuddūnā | bizi çevirmek | hinder us |
| 27 | عما | — | ǎmmā | -ndan | from what |
| 28 | كان | ك و نKVN | kāne | olduğu- | used to |
| 29 | يعبد | ع ب دABD̃ | yeǎ'budu | tapıyor | worship |
| 30 | آباؤنا | ا ب وEBV | ābā'unā | atalarımızın | our forefathers. |
| 31 | فأتونا | ا ت يETY | fe'tūnā | o halde bize getirin | So bring us |
| 32 | بسلطان | س ل طSLŦ | bisulTānin | bir delil | an authority |
| 33 | مبين | ب ي نBYN | mubīnin | açık | "clear.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قالت رسلهم افى الله شك فاطر السموت والارض يدعوكم ليغفر لكم من ذنوبكم ويوخركم الى اجل مسمى قالوا ان انتم الا بشر مثلنا تريدون ان تصدونا عما كان يعبد ءاباونا فاتونا بسلطن مبين
Arapça (Harekeli)
قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِي اللَّهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى قَالُوا إِنْ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ آبَاؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
Transliterasyon
Kâlet rusuluhum e fîllâhi şekkun fâtırıs semâvâti vel ard|ı|, yed’ûkum li yagfire lekum min zunûbikum ve yuahhırekum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), kâlû in entum illâ beşerun mislunâ, turîdûne en tesuddûnâ ammâ kâne ya’budu âbâunâ fe’tûnâ bi sultânin mubîn(mubînin).
Transliteration (Eng.)
Q<span class="u">a</span>lat rusuluhum afee All<span class="u">a</span>hishakkun f<span class="u">at</span>iri a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>w<span class="u">a</span>ti wa<span class="b">a</span>l-ar<span class="u">d</span>iyadAAookum liyaghfira lakum min <span class="u">th</span>unoobikumwayu-akhkhirakum il<span class="u">a</span> ajalin musamman q<span class="u">a</span>loo in antumill<span class="u">a</span> basharun mithlun<span class="u">a</span> tureedoona an ta<span class="u">s</span>uddoon<span class="u">a</span>AAamm<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>na yaAAbudu <span class="u">a</span>b<span class="u">a</span>on<span class="u">a</span>fa/toon<span class="u">a</span> bisul<span class="u">ta</span>nin mubeen<span class="b">in</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Peygamberleri, Allah'tan şüphe edilir mi dediler, gökleri ve yeryüzünü yaratandır o; suçlarınızı örtmek ve muayyen vakte dek size mühlet vermek için çağırmada sizi. Siz de dediler, bizim gibi insansanız ancak; bizi atalarımızın taptıklarından vazgeçirmek istiyorsunuz, öyleyse apaçık bir delil gösterin bize.
Ali Bulaç
Resulleri dedi ki: "Allah hakkında mı şüphe (ediyorsunuz)? O, gökleri ve yeri yaratandır; O, sizi, günahlarınızı bağışlamak için davet etmekte ve sizi adı konulmuş bir süreye kadar erteliyor." Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan birer beşerden başkası değilsiniz. Siz bizi, babalarımızın taptıklarından çevirip-engellemek istiyorsunuz, öyleyse bize apaçık bir delil getirin."
Bayraktar Bayraklı
Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüpheniz mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve belirli bir vakte kadar tehir edip yaşatmak için sizi çağırıyor.” Onlar dediler ki: “Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz, bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, bu iddianız konusunda apaçık bir delil getiriniz!”
Diyanet İşleri
Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak için sizi (hak dine) çağırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçık bir delil getirin!*
Edip Yüksel
Elçileri: "Gökleri ve yeri yarıp yaratan ALLAH'tan mı kuşkulanıyorsunuz? Günahlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve size belli bir süre tanıyor" dediler. Onlar da, "Siz, ancak bizim gibi insanlarsınız, atalarımızın hizmet etmekte olduğu şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz. Bize açık bir yetki belgesi getiriniz" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan, Allah hakkında da şüphe mi var? O, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirlenmiş bir süreye kadar size müsade ediyor." Onlar da: "Siz sadece bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızıntaptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin!" dediler.
Erhan Aktaş
Rasulleri dedi ki: “Göklere ve yere belli bir fıtrat veren*, sizi, suçlarınızı bağışlamak için çağıran ve belirlenmiş bir ecele* kadar sizi erteleyen Allah hakkında mı kuşkudasınız?” Dediler: “Siz de ancak bizim gibi sadece bir insansınız. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse açık bir sultan* getirin!”
Hakkı Yılmaz
Elçileri dedi ki: “Gökleri ve yeri yoktan yaratan, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağıran ve belirlenmiş bir süre sonuna kadar sizi erteleyen Allah hakkında yetersiz bilgi mi var?” Onlar: “Siz sadece bizim gibi bir beşersiniz, bizi atalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O hâlde bize apaçık bir delil getirin!” dediler.
Muhammed Esed
Bu toplumlara gönderilen elçiler: "Hiç, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah(ın varlığından, birliğinden) şüphe edilebilir mi?" dediler, "Sizi (geçmişteki) günahlarınızdan ötürü bağışlamak ve size (belirlediği) bir süre (bitince)ye kadar mühlet vermek üzere (doğru yola) çağıran O'dur! (Ama) onlar: "Sizler bizim gibi ölümlü insanlardan başka kimseler değilsiniz!" diye cevap verdiler, "Bizi, atalarımızın tapınageldiği şeylerden uzaklaştırmak istiyorsunuz; madem öyle, o zaman (Allah'ın elçileri olduğunuza dair) açık bir delil getirin bize!"
Mustafa İslamoğlu
Elçileri onlara "Gökleri ve yeri var eden Allah hakkında kuşku ha?" dediler; "O sizi günahlarınızdan arındırıp bağışlamaya ve sizin (hak ettiğiniz cezayı) belirli bir süre erteleyerek, sizleri (tevbe etmeye) çağırıyor. Onlar şöyle cevapladılar: "Siz de bizim gibi ölümlü bir insandan başkası değilsiniz. Siz bizi babalarımızın öteden beri tapa geldiği şeylerden vazgeçirmek istiyorsunuz. Madem öyle, bize apaçık bir belge getirsenize!"
Suat Yıldırım
Peygamberleri onlara: “Hiç gökleri ve yeri yaratan yüce Yaratıcı hakkında şüphe edilebilir mi? O günahlarınızı affetmeye çağırıyor ve muayyen bir süreye kadar size müsaade ediyor, mühlet veriyor. ” dediler. Onlarsa: “Siz, ” dediler, “bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın ibadet ettiği tanrılardan vazgeçirmek istiyorsunuz. O halde bize açık delil getirin. ” [11, 3]
Süleyman Ateş
Elçileri: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe (edilir) mi? (O), sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirtilmiş bir süreye kadar ertelemek için sizi davet ediyor" dediler. Onlar : "Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Bizi, atalarımızın taptığından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize açık bir delil getirin!" dediler.
Şaban Piriş
Peygamberleri: -Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allahtan mı şüphe ediyorsunuz? dediler. Onlar da:-Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın kulluk ettiklerinden alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz, dediler.
Yaşar Nuri Öztürk
Resulleri dediler ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı kuşku? O sizi, günahlarınızı affetsin, belirli bir süreye kadar size zaman tanısın diye çağırıyor." Şöyle cevap verdiler: "Siz de bizim gibi birer insandan başka şey değilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiklerinden bizi yüz geri çevirmek istiyorsunuz. Hadi, açık bir kanıt getirin bize!"
Edip-Layth-Martha
Their messengers said, "Is there doubt regarding God, the initiator of the heavens and the earth? He invites you so that He may forgive some of your sins, and grant you until a predetermined time." They said, "You are but humans like us, you wish to turn us away from what our fathers used to serve. So come to us with clear authority."
Muhammad Asad
Said the apostles sent unto them:* "Can there be any doubt about [the existence and oneness of] God, the Originator of the heavens and the earth? It is He who calls unto you, so that He may forgive you [whatever is past] of your sins and grant you respite until a term [set by Him is fulfilled]."* [But] they replied: "You are nothing but mortal men like ourselves! You want to turn us away from what our forefathers were wont to worship: well, then, bring us a clear proof [of your being God's message-bearers]!"
Rashad Khalifa
Their messengers said, "Do you have doubts about GOD; the Initiator of the heavens and the earth? He invites you only to forgive your sins, and to give you another chance to redeem yourselves." They said, "You are no more than humans like us, who want to repel us from the way our parents used to worship. Show us some profound authority.",
The Monotheist Group
Their messengers said: "Is there doubt regarding God, the initiator of the heavens and the earth? He invites you so that He may forgive some of your sins, and delay you to an appointed term." They said: "You are merely human beings like us; you wish to turn us away from what our fathers used to serve. So come to us with a clear proof."