İbrahim Sûresi9. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (37 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1ألمelemHas not
2يأتكما ت يETYye'tikumsize gelmedi mi?come to you
3نبأن ب اNBEnebeuhaberi(the) news
4الذينelleƶīnekimselerin(of) those who
5منmin(were) before you,
6قبلكمق ب لGBLḳablikumsizden öncekilerin(were) before you,
7قومق و مGVMḳavmikavimlerininthe people
8نوحnūHinNuhof Nuh,
9وعادع و دAVD̃ve ǎādinve Adand Aad
10وثمودve ṧemūdeve Semudand Thamud
11والذينvelleƶīneve kimselerinand those who
12منmin(were) after them?
13بعدهمب ع دBAD̃beǎ'dihimonlardan sonra gelen(were) after them?
14لاNone
15يعلمهمع ل مALMyeǎ'lemuhumonları kimse bilmezknows them
16إلاillābaşkaexcept
17اللهllahuAllah'tanAllah.
18جاءتهمج ي اCYEcā'ethumonlara getirdiCame to them
19رسلهمر س لRSLrusuluhumelçileritheir Messengers
20بالبيناتب ي نBYNbil-beyyinātikanıtlarwith clear proofs
21فردوار د دRD̃D̃feraddūfakat koydularbut they returned
22أيديهمي د يYD̃Yeydiyehumonlar ellerinitheir hands
23فيin
24أفواههمف و هFVHefvāhihimağızlarınatheir mouths
25وقالواق و لGVLve ḳālūve dediler kiand they said,
26إناinnāmuhakkak biz"""Indeed we"
27كفرناك ف رKFRkefernātanımayız[we] disbelieve
28بماbimāşeyiin what
29أرسلتمر س لRSLursiltumsizinle gönderilenyou have been sent
30بهbihionunlawith [it],
31وإناve innāve bizand indeed, we
32لفيlefīiçindeyiz(are) surely in
33شكش ك كŞKKşekkinbir kuşkudoubt
34مماmimmāşeye karşıabout what
35تدعونناد ع وD̃AVted'ǔnenābizi çağırdığınızyou invite us
36إليهileyhionato it
37مريبر ي بRYBmurībinderin"suspicious."""

Mealler

Arapça (Harekesiz)

الم ياتكم نبوا الذين من قبلكم قوم نوح وعاد وثمود والذين من بعدهم لا يعلمهم الا الله جاءتهم رسلهم بالبينت فردوا ايديهم فى افوههم وقالوا انا كفرنا بما ارسلتم به وانا لفى شك مما تدعوننا اليه مريب

Arapça (Harekeli)

أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَأُ الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَالَّذِينَ مِن بَعْدِهِمْ لَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا اللَّهُ جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِالْبَيِّنَاتِ فَرَدُّوا أَيْدِيَهُمْ فِي أَفْوَاهِهِمْ وَقَالُوا إِنَّا كَفَرْنَا بِمَا أُرْسِلْتُم بِهِ وَإِنَّا لَفِي شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَنَا إِلَيْهِ مُرِيبٍ

Transliterasyon

E lem ye’tikum nebeullezîne min kablikum kavmi nûhın ve âdin ve semûd|e|, vellezîne min ba’dihim, lâ ya’lemuhum illallâh|u|, câethum rusuluhum bil beyyinâti fe reddû eydiyehum fî efvâhihim ve kâlû innâ kefernâ bi mâ ursiltum bihî ve innâ le fî şekkin mimmâ ted’ûnenâ ileyhi murîb(murîbin).

Transliteration (Eng.)

Alam ya/tikum nabao alla<span class="u">th</span>eena minqablikum qawmi noo<span class="u">h</span>in waAA<span class="u">a</span>din wathamooda wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>eenamin baAAdihim l<span class="u">a</span> yaAAlamuhum ill<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu j<span class="u">a</span>at-humrusuluhum bi<span class="b">a</span>lbayyin<span class="u">a</span>ti faraddoo aydiyahum fee afw<span class="u">a</span>hihimwaq<span class="u">a</span>loo inn<span class="u">a</span> kafarn<span class="u">a</span> bim<span class="u">a</span> orsiltumbihi wa-inn<span class="u">a</span> lafee shakkin mimm<span class="u">a</span> tadAAoonan<span class="u">a</span>ilayhi mureeb<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle onlardan sonra gelip geçen ve ancak Allah'ın bildiği kavimlere âit olan haberler gelmedi mi size? Onlara peygamberleri, apaçık delillerle gelmişti de onlar, elleriyle peygamberlerinin ağızlarını örtmüşler ve biz demişlerdi, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz ve gerçekten de bizi dâvet ettiğiniz şeyler hakkında şüphe ve tereddüt içindeyiz.

Ali Bulaç

Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkar ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."

Bayraktar Bayraklı

Sizden öncekilerin, Nûh, ‘Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilemez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar, ellerini/güçlerini kullanarak peygamberlerin ifade özgürlüğünü engellediler ve dediler ki: “Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.”

Diyanet İşleri

Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.*

Edip Yüksel

Sizden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud halkının ve onlardan sonra gelip de sadece ALLAH'ın bildiği kimselerin haberleri size ulaşmadı mı? Elçileri onlara apaçık delillerle gittiler, fakat onları küçümsediler ve "Biz getirdiğiniz şeyi inkâr ediyoruz ve bizi çağırdığınız mesaj hakkında kuşkumuz ve şüphemiz var" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini ağızlarına koydular ve dediler ki: "Biz sizinle gönderileni inkâr ettik ve bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz."

Erhan Aktaş

Sizden öncekilerin; Nuh toplumunun, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah’tan başkası onları bilmez. Rasulleri onlara beyyinelerle* geldiği halde onlar zorla susturmaya çalışarak: “Biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz;* bizi çağırdığınız şeyden kesinlikle kuşku içindeyiz.” dediler, endişeli bir halde.

Hakkı Yılmaz

Sizden öncekilerin; Nûh toplumunun, Âd, Semûd ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık kanıtlarla geldi de onlar, ellerini, elçilerin ağızlarına götürdüler. Ve: “Biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi bilerek reddettik/ inanmadık ve şüphesiz biz, bizi çağırdığınız şey hakkında yetersiz bilgi ve endişe içindeyiz” dediler.

Muhammed Esed

SİZDEN ÖNCE gelip geçen (inkarcı toplum)ların başına gelenlerden hiç haberiniz olmadı mı; Nûh kavminin, 'Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin? Onlar(ın başına gelenleri) Allah'tan başka kimse bilmez. Onlara da kendileri için görevlendirilmiş olan elçiler, hakkı bütün açıklığıyla gösteren delillerle gelmişlerdi; fakat onlar, ellerini şaşkınlıkla ağızlarına götürüp "Biz, sizinle gönderildiğini iddia ettiğiniz mesajın hak olduğuna inanmıyoruz" dediler, "ve doğrusu bizi çağırdığınız şey(in mahiyetin)den yana ciddî bir şüphe ve şaşkınlık içindeyiz".

Mustafa İslamoğlu

Sizden öncekilerin haberi size gelmedi mi? Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin (uğradıkları felaketin gerçek mahiyetini) Allah'tan başka kimse bilmez. Elçileri onlara hakikatin apaçık delilleriyle gelmiş, onlar ise nimeti teperek (sözlerini) ağızlarına tıkmışlar ve "Şunu aklınıza koyun ki biz sizinle gönderilenleri reddediyoruz; zira biz, davet ettiğiniz şeye dair şüphe içindeyiz" demişlerdi; mütereddit bir halde...

Suat Yıldırım

Sizden önce gelip geçmiş ümmetlerin, Nuh, Âd ve Semûd halklarının ve onlardan sonra gelip de Allah'tan başkasının tamtamına bilemeyeceği halkların başlarından geçen olaylardan haberdar olmadınız mı? Elçileri kendilerine delil ve mûcizeler getirdiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp: “Biz, dediler, sizinle gönderilen talimatları kabul etmiyoruz. Çünkü biz, bize yaptığınız dâvetin mahiyetinden derin bir kuşku içindeyiz. ” [7, 65]*

Süleyman Ateş

Sizden öncekilerin: Nuh, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin -ki onları(n sayısını) Allah'tan başka kimse bilmez- haberi size gelmedi mi? Elçileri onlara kanıtlar getirdi de onlar, ellerini ağızlarına koydu (öfkelerinden parmaklarını ısırdı)lar (yahut: peygamberlerin ağızlarını tuttular): "Biz sizinle gönderilen mesajı tanımadık ve biz sizin bizi çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz!" dediler.

Şaban Piriş

Sizden önce geçen Nuh, Àd, Semûd halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulaşmadı mı? ki onları Allahtan başkası bilmez. Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat elleriyle ağızlarını kapatıp: -Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin haberleri ulaşmadı mı size? Allah'tan başkası bilmez onları. Peygamberleri onlara açık deliller getirmişti de onlar ellerini ağızlarına itip şöyle demişlerdi: "Biz size gönderileni kesinlikle tanımıyoruz ve biz sizin çağırdığınız şey konusunda kaos ve çıkmaza iten bir kuşku içindeyiz."

Edip-Layth-Martha

Did not news come to you of those before you: the people of Noah, and Aad, and Thamud. Those after them, whom none know but God? Their messengers came to them with proof, but they placed their hands to their mouths and said, "We are rejecting what you have been sent with, and we are in grave doubt as to what you are inviting us to."

Muhammad Asad

HAVE THE STORIES of those [deniers of the truth] who lived before you never yet come within your ken - [the stories of] the people of Noah, and of [the tribes of] `Ad and Thamud, and of those who came after them? None knows them [now] save God.* There came unto them their apostles with all evidence of the truth -but they covered their mouths with their hands* and answered: "Behold, we refuse to regard as true the message with which you [claim to] have been entrusted; and, behold, we are .in grave doubt, amounting to suspicion, about [the meaning of] your call to us!"*

Rashad Khalifa

Have you not heard about those before you - the people of Noah, `Aad, Thamoud, and others who came after them and known only to GOD? Their messengers went to them with clear proofs, but they treated them with contempt and said, "We disbelieve in what you are sent with. We are skeptical about your message; full of doubt." Following Our Parents Blindly: A Great Human Tragedy,

The Monotheist Group

Did not news come to you of those before you: the people of Noah, and 'Aad, and Thamud, and those after them whom none know except God? Their messengers came to them with clarity, but they placed their hands onto their mouths and said: "We are rejecting what you have been sent with, and we are in doubt as to what you are inviting us to."