Nahl Sûresi112. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (24 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وضرب | ض ر بŽRB | ve Derabe | ve misal verir | And Allah sets forth |
| 2 | الله | — | llahu | Allah | And Allah sets forth |
| 3 | مثلا | م ث لMS̃L | meṧelen | misaliyle | a similitude |
| 4 | قرية | ق ر يGRY | ḳaryeten | bir kenti | (of) a town |
| 5 | كانت | ك و نKVN | kānet | idi | (that) was |
| 6 | آمنة | ا م نEMN | āmineten | güven | secure |
| 7 | مطمئنة | ط م نŦMN | muTmeinneten | huzur içinde | and content, |
| 8 | يأتيها | ا ت يETY | ye'tīhā | kendisine geliyordu | coming to it |
| 9 | رزقها | ر ز قRZG | rizḳuhā | rızkı | its provision |
| 10 | رغدا | ر غ دRĞD̃ | rağaden | bol bol | (in) abundance |
| 11 | من | — | min | from | |
| 12 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | every |
| 13 | مكان | ك و نKVN | mekānin | yerden | place, |
| 14 | فكفرت | ك ف رKFR | fekeferat | fakat nankörlük etti | but it denied |
| 15 | بأنعم | ن ع مNAM | bien'ǔmi | ni'metlerine | (the) Favors of Allah, |
| 16 | الله | — | llahi | Allah'ın | (the) Favors of Allah, |
| 17 | فأذاقها | ذ و قZ̃VG | feeƶāḳahā | (bunun üzerine) ona taddırdı | so Allah made it taste |
| 18 | الله | — | llahu | Allah | so Allah made it taste |
| 19 | لباس | ل ب سLBS | libāse | elbisesi | (the) garb |
| 20 | الجوع | ج و عCVA | l-cūǐ | açlık | (of) the hunger |
| 21 | والخوف | خ و فḢVF | velḣavfi | ve korku | and the fear |
| 22 | بما | — | bimā | ötürü | for what |
| 23 | كانوا | ك و نKVN | kānū | oldukları | they used (to) |
| 24 | يصنعون | ص ن عṦNA | yeSneǔne | yapıyor(lar) | do. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وضرب الله مثلا قرية كانت ءامنة مطمئنة ياتيها رزقها رغدا من كل مكان فكفرت بانعم الله فاذقها الله لباس الجوع والخوف بما كانوا يصنعون
Arapça (Harekeli)
وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ آمِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ اللَّهِ فَأَذَاقَهَا اللَّهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
Transliterasyon
Ve daraballâhu meselen karyeten kânet âmineten mutmainneten ye’tîhâ rızkuhâ ragaden min kulli mekânin fe keferet bi en’umillâhi fe ezâkahallâhu libâsel cûi vel havfi bimâ kânû yasnaûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa<span class="u">d</span>araba All<span class="u">a</span>hu mathalanqaryatan k<span class="u">a</span>nat <span class="u">a</span>minatan mu<span class="u">t</span>ma-innatanya/teeh<span class="u">a</span> rizquh<span class="u">a</span> raghadan min kulli mak<span class="u">a</span>ninfakafarat bi-anAAumi All<span class="u">a</span>hi faa<span class="u">tha</span>qah<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hulib<span class="u">a</span>sa aljooAAi wa<span class="b">a</span>lkhawfi bim<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>nooya<span class="u">s</span>naAAoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Allah bir örnek getirir, bir şehir var meselâ ahâlisi, emniyet içinde yaşamada, gönülleri rahat, rızıkları, her yandan bol bol gelmede; derken Allah'ın nîmetlerine nankörlük ederler de Allah onları açlık ve korku elbisesine bürür, onlara açlığı ve korkuyu tattırır işledikleri işler yüzünden.
Ali Bulaç
Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.
Bayraktar Bayraklı
Allah şöyle bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarından dolayı açlık sıkıntısını ve korkuyu tattırdı.
Diyanet İşleri
Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.*
Edip Yüksel
ALLAH güven içinde başarılı bir topluluğu örnek olarak verir: O topluluğun rızkı kendilerine her taraftan bol miktarda ulaşırdı. Ancak daha sonra, ALLAH'ın nimetlerine karşı nankör davranınca ALLAH onlara açlık ve korku belasını tattırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah bir şehri misal olarak verdi: Bu şehir güvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini (felâketini) tattırdı.
Erhan Aktaş
Allah, güvenli ve her yönden tatmin olmuş bir kenti örnek verdi. Oraya, her yerden bol bol rızık geliyordu. Ne var ki, Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bunun üzerine Allah da onlara kaypaklıkları nedeniyle açlık ve korku elbisesini tattırdı.*
Hakkı Yılmaz
Ve Allah bir kenti* misal olarak verdi: Bu kent, güvenli, huzurlu idi ve oraya her bir yerden rızkı bol bol gelirdi. Ne var ki, onlar Allah'ın nimetlerine karşı iyilikbilmezlik ettiler. Allah da onlara, yapıp ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini/felâketini tattırıverdi.
Muhammed Esed
İŞTE, ALLAH (size) bir örnek veriyor: güvenlik ve refah içinde bir şehir (düşünün ki) oraya (ahalisinin) rızkı her yandan bolca akıp duruyordu; ama ahalisi tutup Allah'ın nimetine karşı yakışmaz bir biçimde nankörlük etti ve bunun üzerine Allah da onlara, inatla yapageldikleri (kötülüklerden) ötürü kuşatıcı bir açlık ve korku felaketi tattırdı.
Mustafa İslamoğlu
Allah (size) bir örnek verir: Güvenli ve (sakinlerini) her açıdan tatmin eden bir belde (düşünün ki), oranın ihtiyaç duyduğu rızık her yerden oraya akıyor. Buna karşın o (belde) Allah'ın nimetlerine nankörlük etti. Derken, yaptıkları sebebiyle Allah orayı çepeçevre içine alan açlık ve korku (belasıyla) kuşattı.
Suat Yıldırım
Allah şöyle bir temsil getirir: Bir şehir halkı vardı: Güvenlik ve huzur içinde idi, rızıkları her yandan bol bol, rahatça geliyordu. Derken Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler, Allah da halkının işlediği suçlar sebebiyle o şehre açlığı ve korkuyu tattırdı, (açlık ve korku elbise gibi kaplayıverdi bütün vücutlarını).
Süleyman Ateş
Allah şöyle bir kenti misal olarak anlattı: Güven, huzur içinde idi; her yerden rızkı bol bol kendisine geliyordu. Fakat Allah'ın ni'metlerine nankörlük etti, bunun üzerine (halkının) yaptıklarından ötürü Allah ona açlık ve korku elbisesi taddırdı.
Şaban Piriş
Allah bir şehri örnek veriyor. Güven ve huzur içindeydi. Rızkı her yerden kendilerine bol bol geliyordu. Sonra Allahın nimetlerine nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarının bedeli olarak açlık ve korku giysisi giydirdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, şu ülkeyi / medeniyeti de örnek vermiştir: Güvenli, mutlu-huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini tattırdı.
Edip-Layth-Martha
God cites the example of a town which was peaceful and content, its provisions were coming to it bountifully from all places, but then it rebelled against God's blessings and God made it taste hunger and fear for what they used to do.
Muhammad Asad
AND GOD propounds [to you] a parable: [Imagine] a town which was [once] secure and at ease, with its sustenance coming to it abundantly from all quarters, and which thereupon blasphemously refused to show gratitude for God's blessings: and therefore God caused it to taste the all-embracing misery* of hunger and fear in result of all [the evil] that its people had so persistently wrought.*
Rashad Khalifa
GOD cites the example of a community that used to be secure and prosperous, with provisions coming to it from everywhere. But then, it turned unappreciative of GOD's blessings. Consequently, GOD caused them to taste the hardships of starvation and insecurity. Such is the requital for what they did.,
The Monotheist Group
And God puts forth the example of a town which was peaceful and content, its provisions were coming to it bountifully from all places, but then it rebelled against the blessings of God, and God made it taste hunger and fear for what they used to do.