Nahl Sûresi113. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And certainly |
| 2 | جاءهم | ج ي اCYE | cā'ehum | onlara geldi | came to them |
| 3 | رسول | ر س لRSL | rasūlun | bir elçi | a Messenger |
| 4 | منهم | — | minhum | kendilerinden | from among them |
| 5 | فكذبوه | ك ذ بKZ̃B | fekeƶƶebūhu | onu yalanladılar | "but they denied him;" |
| 6 | فأخذهم | ا خ ذ EḢZ̃ | feeḣaƶehumu | onları yakalayıverdi | so seized them |
| 7 | العذاب | ع ذ بAZ̃B | l-ǎƶābu | azab | the punishment |
| 8 | وهم | — | vehum | ve onlar | while they |
| 9 | ظالمون | ظ ل مƵLM | Zālimūne | zulümlerine devam ederken | (were) wrongdoers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد جاءهم رسول منهم فكذبوه فاخذهم العذاب وهم ظلمون
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ جَاءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ الْعَذَابُ وَهُمْ ظَالِمُونَ
Transliterasyon
Ve lekad câehum resûlun minhum fe kezzebûhu fe ehazehumul azâbu ve hum zâlimûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Walaqad j<span class="u">a</span>ahum rasoolun minhum faka<span class="u">thth</span>aboohufaakha<span class="u">th</span>ahumu alAAa<span class="u">tha</span>bu wahum <span class="i"><span class="u">th</span></span><span class="u">a</span>limoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Andolsun ki onlara, kendi cinslerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar, onları helâk ediverdi azap ve onlardır zulmedenler.
Ali Bulaç
Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azap onları yakalayıverdi.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de, onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Diyanet İşleri
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Edip Yüksel
Onlara kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Sonunda, zulmederlerken onları azap yakaladı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir rasul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun ki, onlara içlerinden bir elçi gelmişti de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar şirk koşarak yanlış, kendi zararlarına iş yaparlarken azap onları yakalayıverdi.
Muhammed Esed
Kaldı ki, onlara aralarından bir elçi de gelmişti; ama onlar o'nu yalanladılar. Ve onlar böylece zulüm ve haksızlıklarına devam edip giderken azap kendilerini kıskıvrak yakaladı.
Mustafa İslamoğlu
Ve doğrusu onlara kendilerinden bir elçi gelmişti; fakat onu yalanladılar. Ne var ki onlar zulümlerini sürdürürken azap onları yakalayıverdi.
Suat Yıldırım
Onlara, içlerinden bir peygamber geldi, onlar onu yalancı saydılar. Derken onlar zulümlerine devam ederken, çok geçmeden azap kendilerini kıskıvrak yakaladı. [28, 58-59; 14, 28-29; 3, 164; 2, 151]
Süleyman Ateş
Andolsun, onlara, kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulümlerine devam ederken azab onları yakalayıverdi.
Şaban Piriş
Onlara içlerinden bir peygamber gelmişti. Ama onu yalanladılar. İşte o zaman, zalimlikleri içinde iken onları bir azap yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun ki onlara içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulümlerine devam edip dururken azap kendilerini enseleyiverdi.
Edip-Layth-Martha
A messenger came to them from themselves, but they denied him. So, the punishment took them while they were wicked.
Muhammad Asad
And indeed, there had come unto them an apostle from among themselves -but they gave him the lie; and therefore suffering overwhelmed them while they were thus doing wrong [to themselves].
Rashad Khalifa
A messenger had gone to them from among them, but they rejected him. Consequently, the retribution struck them for their transgression.,
The Monotheist Group
And a messenger came to them from themselves, but they denied him, so the punishment took them while they were wicked.