Beni İsrail Sûresi105. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وبالحق | ح ق قḪGG | ve bil-Haḳḳi | ve hak olarak | And with the truth |
| 2 | أنزلناه | ن ز لNZL | enzelnāhu | biz o(Kur'a)nı indirdik | We sent it down, |
| 3 | وبالحق | ح ق قḪGG | ve bil-Haḳḳi | ve hak ile | and with the truth |
| 4 | نزل | ن ز لNZL | nezele | inmiştir | it descended. |
| 5 | وما | — | ve mā | And not | |
| 6 | أرسلناك | ر س لRSL | erselnāke | seni göndermedik | We sent you |
| 7 | إلا | — | illā | dışında | except |
| 8 | مبشرا | ب ش رBŞR | mubeşşiran | müjdeleyici olmak | (as) a bearer of glad tidings |
| 9 | ونذيرا | ن ذ رNZ̃R | ve neƶīran | ve uyarıcı olmak | and a warner. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وبالحق انزلنه وبالحق نزل وما ارسلنك الا مبشرا ونذيرا
Arapça (Harekeli)
وَبِالْحَقِّ أَنزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Transliterasyon
Ve bil hakkı enzelnâhu ve bil hakkı nezel|e|, ve mâ erselnâke illâ mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).
Transliteration (Eng.)
Wabi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqi anzaln<span class="u">a</span>huwabi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqi nazala wam<span class="u">a</span> arsaln<span class="u">a</span>ka ill<span class="u">a</span>mubashshiran wana<span class="u">th</span>eer<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve biz Kur'ân'ı hak ve gerçek olarak indirdik, o da hak ve gerçek hükümlerle indi ve seni de ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik.
Ali Bulaç
Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.
Bayraktar Bayraklı
Biz Kur'ân'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet İşleri
Biz Kur'an'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Edip Yüksel
Gerçekten onu biz indirdik ve o gerçek ile indi. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz bu Kur'an'ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi. Ey Peygamber! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Erhan Aktaş
Onu hakk ile indirdik. Ve hakk* ile indi. Seni, müjdeci ve uyarıcı olmandan başka bir şey için göndermedik.
Hakkı Yılmaz
Ve Biz Kur’ân'ı sadece hak ile indirdik, o da sadece hak ile indi. Ve Biz seni yalnızca müjdeci ve uyarıcı olarak elçi yaptık.
Muhammed Esed
VE BİZ bu (vahyi) değişmeyen gerçeğe işaret olarak indirdik ve o da (sana, ey Peygamber) hak olarak ulaştı; çünkü Biz seni yalnızca bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik;
Mustafa İslamoğlu
Biz bu (vahyi) mutlak gerçeğe bir atıf olarak indirdik ve o da kaynağından indiği (gibi) asli gerçekliğiyle (muhatabına) ulaştı; nitekim Biz seni, sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Suat Yıldırım
Biz Kur'ân'ı hak olarak indirdik. O da hakkın ve gerçeğin ta kendisi olarak indi. Seni de ey Resulüm, sadece rahmetle müjdelemen ve inanmayanları ise azapla uyarman için gönderdik. [4, 166]
Süleyman Ateş
Biz o(Kur'a)nı hak olarak indirdik ve o, hak ile inmiştir. Seni de ancak bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Şaban Piriş
Hak olanı indirdik. O da hak olarak indi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz onu hak ile indirdik ve o hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Edip-Layth-Martha
It is with truth that We have sent it down, and with truth it came down. We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.
Muhammad Asad
AND AS a guide towards the truth* have We bestowed this [revelation] from on high; with this [very] truth has it come down [unto thee, O Prophet]:* for We have sent thee but as a herald of glad tidings and a warner,
Rashad Khalifa
Truthfully, we sent it down, and with the truth it came down. We did not send you except as a bearer of good news, as well as a warner.,
The Monotheist Group
And it is with the truth that We have sent it down, and with the truth it came down. And We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.