Beni İsrail Sûresi48. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | انظر | ن ظ رNƵR | unZur | bak | See |
| 2 | كيف | ك ي فKYF | keyfe | nasıl | how |
| 3 | ضربوا | ض ر بŽRB | Derabū | misaller verdiler | they put forth |
| 4 | لك | — | leke | sana | for you |
| 5 | الأمثال | م ث لMS̃L | l-emṧāle | bezetmelerle | "the examples;" |
| 6 | فضلوا | ض ل لŽLL | feDellū | şaştılar | but they have gone astray |
| 7 | فلا | — | felā | artık bir daha | so not |
| 8 | يستطيعون | ط و عŦVA | yesteTīǔne | bulamazlar | they can |
| 9 | سبيلا | س ب لSBL | sebīlen | yolu | (find) a way. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
انظر كيف ضربوا لك الامثال فضلوا فلا يستطيعون سبيلا
Arapça (Harekeli)
انظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْأَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا
Transliterasyon
Unzur keyfe darabû lekel emsâle fe dallû fe lâ yestetîûne sebîlâ(sebîlen).
Transliteration (Eng.)
On<span class="i"><span class="u">th</span></span>ur kayfa <span class="u">d</span>araboolaka al-amth<span class="u">a</span>la fa<span class="u">d</span>alloo fal<span class="u">a</span> yasta<span class="u">t</span>eeAAoonasabeel<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bak da gör, sana nasıl örnekler getirip de saptılar ve artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.
Ali Bulaç
Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.
Bayraktar Bayraklı
Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.
Diyanet İşleri
Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.
Edip Yüksel
Dikkat et, seni nasıl da tanımlayarak sapıyorlar ve artık bir daha yol bulamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez.
Erhan Aktaş
Seni neye benzettiklerine* bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.
Hakkı Yılmaz
Senin için nasıl örnekler verdiklerine bir bak! Böylece sapıklığa düştüler! Artık bir yola da güçleri yetmez.*(Sonraki 17:42)
Muhammed Esed
Seni benzettikleri şeye bak (ey Peygamber!) Bir kere yoldan çıkmış bunlar ve bu yüzden (hakka çıkan) bir yol da bulacak durumda değiller artık!
Mustafa İslamoğlu
Şunların seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıtıyorlar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamıyorlar.
Suat Yıldırım
Bak Resulüm, seni nelere kıyas ettiler (gâh şair, gâh büyücü, gâh kâhin, gâh mecnûn dediler) de nasıl dalâlete düştüler? Hem öyle sersemleştiler ki artık yol bulacak halleri kalmadı.
Süleyman Ateş
Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.
Şaban Piriş
Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.
Edip-Layth-Martha
See how they cite the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.
Muhammad Asad
See to what they liken thee, [O Prophet simply] because they have gone astray and are now unable to find a way [to the truth]!
Rashad Khalifa
Note how they describe you, and how this causes them to stray off the path.,
The Monotheist Group
See how they put forth the examples for you. They have gone astray, and cannot come to the path.