Beni İsrail Sûresi59. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (21 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وما | — | ve mā | ve yoktur | And not |
| 2 | منعنا | م ن عMNA | meneǎnā | bizi alıkoyan | stopped Us |
| 3 | أن | — | en | that | |
| 4 | نرسل | ر س لRSL | nursile | göndermekten | We send |
| 5 | بالآيات | ا ي يEYY | bil-āyāti | ayetler (mu'cizeler) | the Signs |
| 6 | إلا | — | illā | dışında | except |
| 7 | أن | — | en | that | |
| 8 | كذب | ك ذ بKZ̃B | keƶƶebe | yalanlamaları | denied |
| 9 | بها | — | bihā | (onları) | them |
| 10 | الأولون | ا و لEVL | l-evvelūne | evvelkilerin | the former (people) |
| 11 | وآتينا | ا ت يETY | ve āteynā | ve verdik | And We gave |
| 12 | ثمود | — | ṧemūde | Semud'a | Thamud |
| 13 | الناقة | ن و قNVG | n-nāḳate | dişi deveyi | the she-camel |
| 14 | مبصرة | ب ص رBṦR | mubSiraten | açık bir mu'cize olarak | (as) a visible sign, |
| 15 | فظلموا | ظ ل مƵLM | feZelemū | o zulmetmelerine sebeb oldu | but they wronged |
| 16 | بها | — | bihā | onlara | her. |
| 17 | وما | — | ve mā | ve | And not |
| 18 | نرسل | ر س لRSL | nursilu | biz göndermeyiz | We send |
| 19 | بالآيات | ا ي يEYY | bil-āyāti | mu'cizeleri | the Signs |
| 20 | إلا | — | illā | dışında | except |
| 21 | تخويفا | خ و فḢVF | teḣvīfen | korkutmak | (as) a warning. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وما منعنا ان نرسل بالءايت الا ان كذب بها الاولون وءاتينا ثمود الناقة مبصرة فظلموا بها وما نرسل بالءايت الا تخويفا
Arapça (Harekeli)
وَمَا مَنَعَنَا أَن نُّرْسِلَ بِالْآيَاتِ إِلَّا أَن كَذَّبَ بِهَا الْأَوَّلُونَ وَآتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِالْآيَاتِ إِلَّا تَخْوِيفًا
Transliterasyon
Ve mâ meneanâ en nursile bil âyâti illâ en kezzebe bihel evvelûn|e|, ve âteynâ semûden nâkate mubsıraten fe zalemû bihâ, ve mâ nursilu bil âyâti illâ tahvîfâ(tahvîfen).
Transliteration (Eng.)
Wam<span class="u">a</span> manaAAan<span class="u">a</span> an nursila bi<span class="b">a</span>l-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tiill<span class="u">a</span> an ka<span class="u">thth</span>aba bih<span class="u">a</span> al-awwaloona wa<span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span>thamooda a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>qata mub<span class="u">s</span>iratan fa<span class="i"><span class="u">th</span></span>alamoobih<span class="u">a</span> wam<span class="u">a</span> nursilu bi<span class="b">a</span>l-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tiill<span class="u">a</span> takhweef<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bizi, mûcizeler göndermekten meneden şey, ancak evvelki ümmetlerin, onları yalanlamalarıdır ve Semûd'a apaçık bir mûcize olarak dişi deveyi verdik de zulmettiler ona ve biz âyetleri, ancak korkutmak için göndeririz.
Ali Bulaç
Bizi ayet (mucize)ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa Biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.
Bayraktar Bayraklı
Mucizeler göndermekten bizi alıkoyan husus, öncekilerin mucizeleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine gözle görülebilen bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik de, onu haksız yere öldürmüşlerdi. Oysa Biz, mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.
Diyanet İşleri
Bizi, ayetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu ayetleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semud kavmine, açık bir mucize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, (bu deveyi boğazladılar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.*
Edip Yüksel
Öncekilerin onları yalanlamış olması bizi ayetler göndermekten alıkoymadı. Örneğin; Semud'a deveyi açıkça vermiştik. Fakat ona haksızlık ettiler. Biz ayetleri yalnızca uyarı amacıyla göndeririz.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Bizi, âyetler (mucizeler) ve peygamber göndermekten alıkoyan şey, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semûd'a, açık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik de ona zulmetmişlerdi (deveyi boğazlayarak kendilerine yazık etmişlerdi). Oysa biz, o mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz.
Erhan Aktaş
Bizi âyet* göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onu* yalanlamış olmalarıdır. Semud halkına gözleri göre göre o dişi deveyi verdik. Onu öldürerek* kendilerine haksızlık ettiler. Ve Biz, âyetleri* uyarmaktan başka bir şey için göndermeyiz.
Hakkı Yılmaz
Ve Bizi, alâmetleri/göstergeleri göndermekten ancak öncekilerin onları yalanlamış olmaları alıkoydu. Ve Semûd'a, açık, gözle görülebilir biçimde sosyal destek kurumları kurmaları görevini* vermiştik de onun sebep olmasıyla haksız davranmışlardı. Ve Biz, o alâmetleri/göstergeleri ancak korkutmak için göndeririz.
Muhammed Esed
Bizi (öncekiler gibi, bu mesajı da) mucizevî belirtilerle birlikte göndermekten alıkoyan tek sebep, önceki toplumların onları hep yalanlamış olmalarıdır; nitekim, Semûd kavmine uyarıcı-aydınlatıcı bir belirti olarak o dişi deveyi verdik, ama onlar bunu kâle almadılar. Oysa biz bu kabil belirtileri yalnızca korkutup uyarmak amacıyla göndermişizdir.
Mustafa İslamoğlu
Bizim mucizeler göndermemize yalnızca önceki toplumların onları yalanlamış olmaları engel oldu. Nitekim Semud'a (risaletin) görünür bir delili olarak dişi deveyi vermiştik, fakat temsil ettiği gerçeği inkar yoluyla ona zulmettiler; zaten Biz bu tür mucizevi delilleri, yalnızca korkutarak uyarma amacıyla göndeririz.
Suat Yıldırım
Kâfirlerin keyfî olarak istedikleri mûcizeleri göndermeyişimizin tek sebebi, daha önceki kâfirlerin bu gibi mûcizeleri yalanlamış olmalarıdır. Nitekim Semud halkına açık bir mûcize olarak o dişi deveyi verdik de onu öldürdüler ve bu yüzden kendilerine zulmettiler. Biz o âyetleri sadece korkutmak için göndeririz. [5, 115; 7, 65] {KM, Markos 8, 12}
Süleyman Ateş
Bizi ayetler (mu'cizeler) göndermekten alıkoyan şey, evvelkilerin, (onları) yalanlamış olmasıdır. Semud(kavmin)e açık bir mu'cize olarak dişi deveyi verdik, o zulmetmelerine sebeb oldu (deveyi boğazlayarak kedilerine yazık etmiş oldular). Biz mu'cizeleri, yalnız korkutmak için göndeririz.
Şaban Piriş
Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud kavmine mucize olarak gözleri önündeki Deveyi vermiştik. Ama ona zulmettiler. Oysa biz mucizeyi sadece korkutmak için göndeririz.
Yaşar Nuri Öztürk
Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka birşey değildir. Semud kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onunla kendilerine zulmettiler. Biz, mucizeleri yalnız korkutup sindirmek için göndeririz.
Edip-Layth-Martha
The rejection of previous people did not stop Us from sending the signs. We sent to Thamud the camel with foresight, but they did her wrong. We do not send the signs except to alert.*
Muhammad Asad
And nothing has prevented Us from sending [this message, like the earlier ones,] with miraculous signs [in its wake], save [Our knowledge] that the people of olden times [only too often] gave the lie to them:* thus, We provided for [the tribe of] Thamud the she-camel as a light-giving portent, and they sinned against it.* And never did We send those signs for any other purpose than to convey a warning.
Rashad Khalifa
What stopped us from sending the miracles is that the previous generations have rejected them. For example, we showed Thamoud the camel, a profound (miracle), but they transgressed against it. We sent the miracles only to instill reverence.,
The Monotheist Group
And what stopped Us from sending the signs except that the previous people disbelieved in them. And We sent to Thamud the camel with foresight, but they did her wrong. And We do not send the signs except to make them fearful.