Beni İsrail Sûresi92. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (12 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | أو | — | ev | yahut | Or |
| 2 | تسقط | س ق طSGŦ | tusḳiTa | düşürmelisin | you cause to fall |
| 3 | السماء | س م وSMV | s-semāe | gökten | the sky, |
| 4 | كما | — | kemā | gibi | as |
| 5 | زعمت | ز ع مZAM | zeǎmte | zannettiğin | you have claimed, |
| 6 | علينا | — | ǎleynā | üzerimize | upon us |
| 7 | كسفا | ك س فKSF | kisefen | parçalar | (in) pieces |
| 8 | أو | — | ev | yahut | or |
| 9 | تأتي | ا ت يETY | te'tiye | getirmelisin | you bring |
| 10 | بالله | — | billahi | Allah'ı | Allah |
| 11 | والملائكة | م ل كMLK | velmelāiketi | ve melekleri | and the Angels |
| 12 | قبيلا | ق ب لGBL | ḳabīlen | karşımıza | before (us). |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
او تسقط السماء كما زعمت علينا كسفا او تاتى بالله والملئكة قبيلا
Arapça (Harekeli)
أَوْ تُسْقِطَ السَّمَاءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِيَ بِاللَّهِ وَالْمَلَائِكَةِ قَبِيلًا
Transliterasyon
Ev tuskıtas semâe kemâ zeamte aleynâ kisefen ev te’tiye billâhi vel melâiketi kabîlâ(kabîlen).
Transliteration (Eng.)
Aw tusqi<span class="u">t</span>a a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>a kam<span class="u">a</span>zaAAamta AAalayn<span class="u">a</span> kisafan aw ta/tiya bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hiwa<span class="b">a</span>lmal<span class="u">a</span>-ikati qabeel<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Yahut umduğun gibi göğü, parça parça üstümüze düşürmedikçe, yahut Allah'la melekleri karşımıza getirmedikçe.
Ali Bulaç
"Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmeli ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza (şahid olarak) getirmelisin."
Bayraktar Bayraklı
“Yahut, iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.”
Diyanet İşleri
"Yahut, iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin."*
Edip Yüksel
"Veya ileri sürdüğün gibi gökten üzerimize parçalar düşürmeli, yahut ALLAH'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin."
Elmalılı Hamdi Yazır
"Yahut söyleyip zannettiğin gibi, göğü başımıza parça parça düşüresin veya Allah'ı ve melekleri söylediğine şahit getiresin. "
Erhan Aktaş
Veya iddia ettiğin gibi, göğü paramparça edip üzerimize yıkmalısın. Veya Allah’ı ve melekleri karşımıza çıkarmalısın.
Hakkı Yılmaz
(90-93)Ve “Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız. Yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarında şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi göğü parçalar hâlinde üzerimize düşürmelisin yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin. Yahut senin altın süslemeli bir evin olmalı yahut göğe yükselmelisin. Ancak, senin yükselişine, öğrenip öğreteceğimiz bir kitabı bize indirmene kadar asla inanmayız” dediler. Sen de ki: “Rabbim noksanlıklardan arınıktır. Ben, beşer bir elçiden başka bir şey miyim ki!”
Muhammed Esed
yahut, tehdit edip durduğun gibi, göğü parça parça üzerimize düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri bizimle yüzyüze getirmedikçe;
Mustafa İslamoğlu
Ya da sürekli iddia ettiğin gibi göğü başımızda paralamalı ve nihayet Allah'ı ve melekleri getirip karşımıza dikmelisin.
Suat Yıldırım
Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü parçalayıp üzerimize kısım kısım düşüresin, ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza getiresin de onlar senin söylediklerine şahitlik etsinler.
Süleyman Ateş
Yahut zannettiğin gibi üzerimize gökten parçalar düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin (onlar senin doğru söylediğine şahidlik etmelidirler)!
Şaban Piriş
Yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşürmeli ya da karşımıza Allahı ve melekleri getirmelisin.
Yaşar Nuri Öztürk
"Yahut iddia ettiğin gibi, göğü parçalar halinde üzerimize düşürmelisin, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza dikmelisin."
Edip-Layth-Martha
"Or that you make the sky fall upon us in pieces as you claimed, or that you bring God and the controllers before us."
Muhammad Asad
or thou cause the skies to fall down upon us in smithereens, as thou hast threatened,* or [till] thou bring God and the angels face to face before us,
Rashad Khalifa
"Or unless you cause masses from the sky, as you claimed, to fall on us. Or unless you bring GOD and the angels before our eyes.,
The Monotheist Group
"Or that you make the heaven fall upon us in pieces as you claimed, or that you bring God and the angels before us."