Kehf Sûresi101. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (11 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | الذين | — | elleƶīne | onlar ki | Those |
| 2 | كانت | ك و نKVN | kānet | idi | had been |
| 3 | أعينهم | ع ي نAYN | eǎ'yunuhum | gözleri | their eyes |
| 4 | في | — | fī | içinde | within |
| 5 | غطاء | غ ط وĞŦV | ğiTā'in | perde | a cover |
| 6 | عن | — | ǎn | karşı | from |
| 7 | ذكري | ذ ك رZ̃KR | ƶikrī | beni anmaya | My remembrance, |
| 8 | وكانوا | ك و نKVN | ve kānū | ve idiler | and were |
| 9 | لا | — | lā | not | |
| 10 | يستطيعون | ط و عŦVA | yesteTīǔne | tahammül edemez | able |
| 11 | سمعا | س م عSMA | sem'ǎn | (Kur'an'ı) dinlemeğe | (to) hear. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الذين كانت اعينهم فى غطاء عن ذكرى وكانوا لا يستطيعون سمعا
Arapça (Harekeli)
الَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِي غِطَاءٍ عَن ذِكْرِي وَكَانُوا لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا
Transliterasyon
Ellezîne kânet a’yunuhum fî gıtâin an zikrî ve kânû lâ yestetîûne sem’â(sem’an).
Transliteration (Eng.)
Alla<span class="u">th</span>eena k<span class="u">a</span>nat aAAyunuhumfee ghi<span class="u">ta</span>-in AAan <span class="u">th</span>ikree wak<span class="u">a</span>noo l<span class="u">a</span>yasta<span class="u">t</span>eeAAoona samAA<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onların delillerimi görüp beni anmak husûsunda gözleri perdelenmişti ve Kur'ân'ı dinlemeye tahammülleri yoktu onların.
Ali Bulaç
Ki onlar, Beni zikretme (konusun)da gözleri bir perde içindeydi. (Kur'an'ı) dinlemeye katlanamazlardı.
Bayraktar Bayraklı
(100-101) Dünyada iken gözleri beni hatırlatan her şeye karşı perdeli, kulak vermeye de dayanamayan kâfirleri, o gün cehennemle yüz yüze getireceğiz.
Diyanet İşleri
100,101. Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kafirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmişizdir.
Edip Yüksel
Onlar ki mesajıma karşı gözleri perdeliydi, dinleyemezlerdi de…
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki, beni hatırlatan âyetlerimden gözleri bir örtü içindeydi. İşitmeye de tahammül edemiyorlardı.
Erhan Aktaş
Ki onlar, bizim zikrimize* karşı gözleri kapalı ve işitmeye tahammülü olmayanlardır.
Hakkı Yılmaz
(100,101)Ve Biz, cehennemi o gün, Beni hatırlatan alâmetlerimden/ göstergelerimden gözleri bir örtü içinde olan ve vahye kulak vermeye güçleri olmayan kâfirler; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddedenler için genişlettikçe genişlettik.
Muhammed Esed
O inkarcılar ki, (gerçeğin sesini) işitmeye katlanamadıklarından ötürü gözlerine Beni hatırlatıcı şeylere karşı perde çekilmişti.
Mustafa İslamoğlu
Onlar öyle kimselerdi ki; beni hatırlatan (her şeye) karşı gözlerine bir perde çekilmişti, üstelik onlar işitmeye de yanaşmıyorlardı.
Suat Yıldırım
100, 101. Gözleri Benim kitabım karşısında perdeli olup, Kur'ân'ı dinlemeye tahammül edemeyen kâfirlere, o gün cehennemi gösteririz, cehennemle karşı karşıya koyarız onları.
Süleyman Ateş
Onlar ki beni anmağa karşı gözleri perde içinde idi ve (Kur'an'ı) dinlemeğe tahammül edemezlerdi.
Şaban Piriş
Onların gözleri öğütlerime/uyarılarıma karşı örtülü ve kulakları da duymuyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar, gözleri benim Zikrim karşısında perde içinde olan insanlardı. Dinlemeye dayanamıyorlardı.
Edip-Layth-Martha
Those whose eyes were closed from My remembrance, and they were unable to hear.
Muhammad Asad
those whose eyes had been veiled against any remembrance of Me because they could not bear to listen [to the voice of truth]!
Rashad Khalifa
They are the ones whose eyes were too veiled to see My message. Nor could they hear.,
The Monotheist Group
Those whose eyes were covered against My remembrance, and they were unable to hear.