Kehf Sûresi29. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (28 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وقل | ق و لGVL | ve ḳuli | de ki | And say, |
| 2 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳu | bu gerçek | """The truth" |
| 3 | من | — | min | -dendir | (is) from |
| 4 | ربكم | ر ب بRBB | rabbikum | Rabbiniz- | your Lord, |
| 5 | فمن | — | femen | artık kimse | so whoever |
| 6 | شاء | ش ي اŞYE | şā'e | dileyen | wills - |
| 7 | فليؤمن | ا م نEMN | felyu'min | inansın | let him believe |
| 8 | ومن | — | ve men | ve kimse | and whoever |
| 9 | شاء | ش ي اŞYE | şā'e | dileyen | wills - |
| 10 | فليكفر | ك ف رKFR | felyekfur | inkar etsin | "let him disbelieve.""" |
| 11 | إنا | — | innā | çünkü biz | Indeed, We |
| 12 | أعتدنا | ع ت دATD̃ | eǎ'tednā | hazırladık | have prepared |
| 13 | للظالمين | ظ ل مƵLM | liZZālimīne | zalimlere | for the wrongdoers |
| 14 | نارا | ن و رNVR | nāran | bir ateş | a Fire, |
| 15 | أحاط | ح و طḪVŦ | eHāTa | kuşatmıştır | will surround |
| 16 | بهم | — | bihim | onları | them |
| 17 | سرادقها | س ر د قSRD̃G | surādiḳuhā | çadırı | its walls. |
| 18 | وإن | — | ve in | ve eğer | And if |
| 19 | يستغيثوا | غ و ثĞVS̃ | yesteğīṧū | feryad edip yardım isteseler | they call for relief, |
| 20 | يغاثوا | غ و ثĞVS̃ | yuğāṧū | kendilerine yardım edilir | they will be relieved |
| 21 | بماء | م و هMVH | bimāin | bir su ile | with water |
| 22 | كالمهل | م ه لMHL | kālmuhli | erimiş maden gibi | like molten brass, |
| 23 | يشوي | ش و يŞVY | yeşvī | haşlayan | (which) scalds |
| 24 | الوجوه | و ج هVCH | l-vucūhe | yüzleri | the faces. |
| 25 | بئس | ب ا سBES | bi'se | o ne kötü | Wretched |
| 26 | الشراب | ش ر بŞRB | ş-şerābu | bir içecektir | (is) the drink, |
| 27 | وساءت | س و اSVE | ve sā'et | ve ne kötü | and evil |
| 28 | مرتفقا | ر ف قRFG | murtefeḳan | ağırlanmadır | (is) the resting place. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وقل الحق من ربكم فمن شاء فليومن ومن شاء فليكفر انا اعتدنا للظلمين نارا احاط بهم سرادقها وان يستغيثوا يغاثوا بماء كالمهل يشوى الوجوه بئس الشراب وساءت مرتفقا
Arapça (Harekeli)
وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَاءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءَتْ مُرْتَفَقًا
Transliterasyon
Ve kulil hakku min rabbikum fe men şâe fel yu´min ve men şâe fel yekfur innâ a´tednâ liz zâlimîne nâren ehâta bihim surâdikuhâ, ve in yestegîsû yugâsû bi mâin kel muhli yeşvîl vucûh|e|, bi´seş şerab|u| ve sâet murtefekâ(murtefekan).
Transliteration (Eng.)
Waquli al<span class="u">h</span>aqqu min rabbikum faman sh<span class="u">a</span>afalyu/min waman sh<span class="u">a</span>a falyakfur inn<span class="u">a</span> aAAtadn<span class="u">a</span>li<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span><span class="u">a</span>limeena n<span class="u">a</span>ran a<span class="u">hat</span>abihim sur<span class="u">a</span>diquh<span class="u">a</span> wa-in yastagheethoo yugh<span class="u">a</span>thoobim<span class="u">a</span>-in ka<span class="b">a</span>lmuhli yashwee alwujooha bi/sa a<span class="b">l</span>shshar<span class="u">a</span>buwas<span class="u">a</span>at murtafaq<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve de ki: Kur'ân Rabbinizden hak ve gerçek olarak inmiştir, artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin. Şüphe yok ki biz, zâlimlere öyle bir ateş hazırladık ki etrafındaki duvarlar, onları çepeçevre kuşatır, susayıp su istedikleri zaman irin gibi bir su sunulur onlara ve bu su, yüzlerini bile yakıp kavurur, ne de kötü bir sudur ve orası, ne de kötü dayanılacak, oturulacak yerdir.
Ali Bulaç
Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz Biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkâr etsin. Biz, zâlimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Susuzluktan imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!”
Diyanet İşleri
Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!
Edip Yüksel
De ki: "Bu gerçek senin Rabbindendir." Dileyen onaylasın, dileyen inkâr etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötü bir içecek, ne kötü bir son!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!
Erhan Aktaş
De ki: “Hakk* Rabb’inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin.” Biz, zalimler için duvar gibi onları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.
Hakkı Yılmaz
Ve de ki: “O gerçek, Rabbinizdendir. O nedenle dileyen iman etsin, dileyen bilerek reddetsin / inanmasın.” Şüphesiz Biz, şirk koşarak yanlış, kendi zararlarına iş yapanlar için duvarları, çepeçevre onları içine almış bir ateş hazırladık. Ve eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O, ne kötü bir içecektir! Dayanma/ sığınma yeri olarak da ne kadar kötüdür!
Muhammed Esed
Ve de ki: "(Bu) hak, Rabbinizden (gelmiş)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin". Gerçek şu ki, Biz, (sunduğumuz hakikati teperek kendi kendilerine) yazık edenler için dalga dalga yükselen alev katmanlarıyla onları çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar su istediklerinde ergimiş kurşunu andıran ve yüzlerini kavuran bir su verilecek onlara: ne korkunç bir sudur o ve ne kötü bir duraktır orası!
Mustafa İslamoğlu
Ve de ki: "Mutlak hakikate (atıf olan bu mesaj) Rabbimizdendir: Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin!" İşin gerçeği Biz, (nefislerine kıyan) o zalimler için kendilerini kat kat sarıp sarmalayacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar susayıp da su istediklerinde, suratlarını kavuran yanık yağ tortusu gibi bir su sunulur: ne berbat bir içecektir o ve ne fena bir makamdır orası...
Suat Yıldırım
De ki: “İşte Rabbiniz tarafından gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. ”Şu da bir gerçektir ki Biz o zalimlere, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış olan müthiş bir ateş hazırladık. Eğer susuzluktan feryad edecek olurlarsa kendilerine erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. O ne fena bir içecektir ve cehennem ne fena bir barınaktır! [47, 15; 55, 44]
Süleyman Ateş
De ki: "Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Çünkü biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı onları kuşatmıştır. Eğer (susuzluktan) feryad edip yardım isteseler erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak(koltuk)dur!*
Şaban Piriş
De ki: -Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardım edilir. O, ne kötü biriçecektir, ne kötü bir dayanaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Biz, zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı / duvarı / dumanı onları çepeçevre kuşatmıştır. Eğer yardım dileseler, erimiş maden gibi yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur. O ne kötü içecek, o ne kötü sığınak / dayanak!
Edip-Layth-Martha
Say, "The truth is from your Lord, whoever desires may acknowledge, and whoever desires may reject." We have prepared for the wicked a fire whose walls will be surrounding them. If they cry out, they are given a liquid like boiling oil which burns their faces. What a miserable place!*
Muhammad Asad
And say: "The truth [has now come] from your Sustainer: let, then, him who wills, believe in it, and let him who wills, reject it." Verily, for all who sin against themselves [by rejecting Our truth]* We have readied a fire whose billowing folds will encompass them from all sides;* and if they beg for water, they will be given water [hot] like molten lead, which will scald their faces: how dreadful a drink, and how evil a place to rest!
Rashad Khalifa
Proclaim: "This is the truth from your Lord," then whoever wills let him believe, and whoever wills let him disbelieve. We have prepared for the transgressors a fire that will completely surround them. When they scream for help, they will be given a liquid like concentrated acid that scalds the faces. What a miserable drink! What a miserable destiny!,
The Monotheist Group
And say: "The truth is from your Lord, so let whoever desires believe, and whoever desires reject." We have prepared for the wicked a Fire whose walls will be surrounding them. And if they cry out, they are given a water like boiling oil which burns their faces. What a dreadful drink and what a miserable place!