Kehf Sûresi77. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (24 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فانطلقا | ط ل قŦLG | fenTaleḳā | yine yürüdüler | So they set out |
| 2 | حتى | — | Hattā | nihayet | until |
| 3 | إذا | — | iƶā | when | |
| 4 | أتيا | ا ت يETY | eteyā | vardıklarında | they came |
| 5 | أهل | ا ه لEHL | ehle | halkına | (to the) people |
| 6 | قرية | ق ر يGRY | ḳaryetin | bir kent | (of) a town, |
| 7 | استطعما | ط ع مŦAM | steT'ǎmā | yemek istediler | they asked for food |
| 8 | أهلها | ا ه لEHL | ehlehā | oranın halkından | (from) its people, |
| 9 | فأبوا | ا ب يEBY | feebev | fakat kaçındılar | but they refused |
| 10 | أن | — | en | to | |
| 11 | يضيفوهما | ض ي فŽYF | yuDeyyifūhumā | onları konuklamaktan | offer them hospitality. |
| 12 | فوجدا | و ج دVCD̃ | fevecedā | derken buldular | Then they found |
| 13 | فيها | — | fīhā | orada | in it |
| 14 | جدارا | ج د رCD̃R | cidāran | bir duvar | a wall |
| 15 | يريد | ر و دRVD̃ | yurīdu | yüz tutan | (that) want(ed) |
| 16 | أن | — | en | to | |
| 17 | ينقض | ق ض ضGŽŽ | yenḳaDDe | yıkılmağa | collapse, |
| 18 | فأقامه | ق و مGVM | feeḳāmehu | hemen onu doğrulttu | so he set it straight. |
| 19 | قال | ق و لGVL | ḳāle | (Musa) dedi ki | He said, |
| 20 | لو | — | lev | eğer | """If" |
| 21 | شئت | ش ي اŞYE | şi'te | isteseydin | you wished |
| 22 | لاتخذت | ا خ ذ EḢZ̃ | lātteḣaƶte | alırdın | surely you (could) have taken |
| 23 | عليه | — | ǎleyhi | buna karşılık | for it |
| 24 | أجرا | ا ج رECR | ecran | bir ücret | "a payment.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فانطلقا حتى اذا اتيا اهل قرية استطعما اهلها فابوا ان يضيفوهما فوجدا فيها جدارا يريد ان ينقض فاقامه قال لو شئت لتخذت عليه اجرا
Arapça (Harekeli)
فَانطَلَقَا حَتَّى إِذَا أَتَيَا أَهْلَ قَرْيَةٍ اسْتَطْعَمَا أَهْلَهَا فَأَبَوْا أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَاتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا
Transliterasyon
Fentalekâ, hattâ izâ eteyâ ehle karyetin istat’amâ ehlehâ fe ebev en yudayyifûhumâ fe vecedâ fîhâ cidâren yurîdu en yenkadda fe ekâmeh|u|, kâle lev şi’te lettehazte aleyhi ecrâ(ecren).
Transliteration (Eng.)
Fa<span class="b">i</span>n<span class="u">t</span>alaq<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>i<span class="u">tha</span> atay<span class="u">a</span> ahla qaryatin ista<span class="u">t</span>AAam<span class="u">a</span>ahlah<span class="u">a</span> faabaw an yu<span class="u">d</span>ayyifoohum<span class="u">a</span> fawajad<span class="u">a</span>feeh<span class="u">a</span> jid<span class="u">a</span>ran yureedu an yanqa<span class="u">dd</span>a faaq<span class="u">a</span>mahuq<span class="u">a</span>la law shi/ta la<span class="b">i</span>ttakha<span class="u">th</span>ta AAalayhi ajr<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Gene yola düştüler. Bir şehre geldiler, halkından yemek istedilerse de onları konuklayıp doyuran bir tek kişi bile çıkmadı. Orada bir duvar buldular, yıkılmak üzereydi. O zât, duvarı doğrulttu. Mûsâ, dileseydin dedi, bu hizmete karşılık bir ücret alırdın.
Ali Bulaç
(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."
Bayraktar Bayraklı
Yine yürüdüler. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yemek istediler. Şehir halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O kul hemen onu doğrulttu. Mûsâ, “Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın” dedi.
Diyanet İşleri
Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.
Edip Yüksel
Böylece yürüdüler. Nihayet bir köy halkına rastladılar ve halkından yiyecek istediler. Fakat onları misafir kabul etmeyi reddettiler. Derken orada yıkılmak isteyen bir duvar buldular, hemen onu doğrultuverdi. "Dileseydin, o işten dolayı bir ücret alabilirdin" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.
Erhan Aktaş
Nihayet yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya varınca, karşılaştıkları halktan yiyecek istediler. Ne var ki onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hemen onu düzeltti. Musa: “Eğer isteseydin elbette bunun için bir ücret alırdın.” dedi.
Hakkı Yılmaz
Bunun üzerine yine gittiler. Sonunda bir köy halkına varınca onlardan yemek istediler. Bunun üzerine onlar da, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Âlim ve rahmete mazhar kul, onu doğrultuverdi. Mûsâ: “İsteseydin bunun karşılığında kesinlikle bir ücret alırdın” dedi.
Muhammed Esed
Ve bunun üzerine yeniden yola koyuldular; derken, bir kasaba halkıyla karşılaştılar; onlardan yiyecek bir şeyler istediler; ama bu ahali onlara konukseverce davranmaya hiç yanaşmadı. Ve bu (kasabada) yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler; (bilge kişi) onu hemen onarıverdi; (Musa bunu görünce:) "Eğer dileseydin, (hiç değilse, yaptığın) bu iş için bir ücret alabilirdin" dedi.
Mustafa İslamoğlu
Bunun ardından yeniden yola koyuldular; nihayet bir kasabanın sakinleriyle karşılaştılar; onlardan yiyecek bir şeyler istediler, fakat onlar bu ikisine konukseverlik göstermediler. Hal böyleyken, orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular; ve o (kişi), duvarı onarıverdi. (Musa bunu görünce) "Eğer isteseydin, buna bedel olarak bir ücret alabilirdin" dedi.
Suat Yıldırım
Tekrar yola devam ettiler. Nihayet bir şehre varıp o şehir halkından yiyecek istediler, ama ahali bunları misafir etmemekte diretti. Bu sırada (Hızır) orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar görür görmez onu düzeltiverdi. Mûsâ: “İsteseydin” dedi, “elbette buna karşı iyi bir ücret alabilirdin. ”
Süleyman Ateş
Yine yürüdüler. Nihayet bir kent halkına varıp onlardan yemek istediler (kent halkı) onları konuklamaktan kaçındılar. Derken orada yıkılmağa yüz tutan bir duvar buldular; hemen onu doğrulttu. (Musa): "İsteseydin buna karşılık bir ücret alırdın," dedi.
Şaban Piriş
Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul, bunu doğrulttu. Musa:-Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin, dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yine yola koyuldular. Biraz sonra bir kente geldiler. Kent halkından yemek istediler, ama onlar bu ikisini konuk etmekten çekindiler. Orada, yıkılmayı bekleyen bir duvara rastladılar; genç adam tuttu onu onardı. Musa: "İsteseydin buna karşılık bir ücret elbette alırdın." dedi.
Edip-Layth-Martha
So they ventured forth until they came to the people of a town. They requested food from its people but they refused to host them. Then they found a wall which was close to collapsing, so he built it. He said, "If you wished, you could have asked a wage for it!"
Muhammad Asad
And so the two went on, till, when they came upon some village people, they asked them* for food; but those [people] refused them all hospitality. And they saw in that (village] a wall which was on the point of tumbling down, and [the sage] rebuilt it[whereupon Moses] said: "Hadst thou so wished, surely thou couldst [at least] have obtained some payment for it?"
Rashad Khalifa
So they went. When they reached a certain community, they asked the people for food, but they refused to host them. Soon, they found a wall about to collapse, and he fixed it. He said, "You could have demanded a wage for that!",
The Monotheist Group
So they ventured forth until they came to the people of a town. They requested food from its people but they refused to host them. Then they found a wall which was close to collapsing, so he built it. He said: "If you had wished, you could have asked a wage for it!"