Kehf Sûresi80. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (10 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وأما | — | ve emmā | gelince | And as for |
| 2 | الغلام | غ ل مĞLM | l-ğulāmu | çocuğa | the boy |
| 3 | فكان | ك و نKVN | fekāne | idi | his parents were |
| 4 | أبواه | ا ب وEBV | ebevāhu | onun anası babası | his parents were |
| 5 | مؤمنين | ا م نEMN | mu'mineyni | mü'min insanlar | believers, |
| 6 | فخشينا | خ ش يḢŞY | fe ḣaşīnā | korktuk | and we feared |
| 7 | أن | — | en | that | |
| 8 | يرهقهما | ر ه قRHG | yurhiḳahumā | onlara sarmasından | he would overburden them |
| 9 | طغيانا | ط غ يŦĞY | Tuğyānen | azgınlık | (by) transgression |
| 10 | وكفرا | ك ف رKFR | ve kufran | ve küfür | and disbelief. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واما الغلم فكان ابواه مومنين فخشينا ان يرهقهما طغينا وكفرا
Arapça (Harekeli)
وَأَمَّا الْغُلَامُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَا أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَانًا وَكُفْرًا
Transliterasyon
Ve emmel gulâmu fe kâne ebevâhu mu’mineyni fe haşînâ en yurhikahumâ tugyânen ve kufrâ(kufren).
Transliteration (Eng.)
Waamm<span class="u">a</span> alghul<span class="u">a</span>mu fak<span class="u">a</span>naabaw<span class="u">a</span>hu mu/minayni fakhasheen<span class="u">a</span> an yurhiqahum<span class="u">a</span><span class="u">t</span>ughy<span class="u">a</span>nan wakufr<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Çocuğa gelince: Anası, babası inanmış kimseler. Bu çocuğun, onları azgınlığa ve kâfirliğe sevketmesinden korktuk da öldürdük.
Ali Bulaç
"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk."
Bayraktar Bayraklı
“O çocuk ise, onun anne ve babası inanmış kimselerdi. Eğer çocuk yaşarsa onları azdırmasından ve inkâra sürüklemesinden korktuk.”
Diyanet İşleri
"Erkek çocuğa gelince, onun ana-babası, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk."*
Edip Yüksel
"Çocuğa gelince, ana babası iki gerçeği onaylayan kişi idi. Taşkınlık ve nankörlük ile o ikisine yük olmasından endişelendik."*
Elmalılı Hamdi Yazır
"Oğlana gelince, onun anababası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."
Erhan Aktaş
“Delikanlıya gelince, anne ve babası inanan kimselerdi. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”*
Hakkı Yılmaz
(78-82)Âlim ve rahmete mazhar kul: “İşte bu, aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o, üzerine sabretmeye güç yetiremediğin şeylerin birinci anlamlarını haber vereyim: “Gemi olayına gelince; o, denizde çalışan birtakım miskinlerindi. İşte o nedenle ben onu kusurlu hâle getirmek istedim. Ötelerinde de bütün güzel, sağlam gemileri gasp edip alan bir kral vardı. Delikanlıya da gelince; onun anne-babası mü’min kimselerdi. İşte o nedenle biz, onun, anne-babasını azdırmasından ve küfre; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmeye sürüklemesinden korktuk. Sonra da ‘Rableri onun yerine kendilerine temizlikçe daha hayırlı ve merhamet bakımından daha yakınını versin’ istedik. Duvara da gelince; o, şehirdeki iki yetim oğlanındı ve onun altında onlar için bir define vardı. Babaları da iyi bir zat idi. İşte onun için, –Rabbinden bir rahmet olmak üzere– Rabbin onların erginlik çağına ermelerini, definelerini çıkarmalarını diledi. Ve ben onu [duvar doğrultma işini] kendi görüşümle yapmadım. İşte senin, üzerine sabretmeye takat getiremediğin şeylerin ilk plândaki anlamı!”
Muhammed Esed
O genç adamda, ki anası-babası mümin kimselerdi, taşkınlıkları ve inkarcı eğilimleriyle onlara çok derin acılar vereceği yolunda kaygı verici belirtiler görmüştük;
Mustafa İslamoğlu
"Gelelim delikanlıya: Onun ebeveyni imanlı kimselerdi; fakat biz onun azgınlık ve sapkınlıkla (ebeveynini) derin acılara boğacağına dair kaygı verici bir bilgiye sahiptik.
Suat Yıldırım
Oğlan çocuğuna gelince: Onun ebeveyni mümin insanlar idi. Bu çocuğun onları ileride azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.
Süleyman Ateş
Oğlana gelince: Onun anası babası mü'min insanlardı. Bunun, onlara azgınlık ve küfür sarmasından korktuk.*
Şaban Piriş
Gence gelince, onun, anne ve babası mümin idi. Gencin onları azdırıp, küfre sürüklemesinden korktuk.
Yaşar Nuri Öztürk
"Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk."
Edip-Layth-Martha
"As for the youth, his parents were those who acknowledge, so we feared that he would oppress them by his transgression and denial."*
Muhammad Asad
"And as for that young man, his parents were [true] believers - whereas we had every reason to fear* that he would bring bitter grief upon them by [his] overweening wickedness and denial of all truth:
Rashad Khalifa
"As for the boy, his parents were good believers, and we saw that he was going to burden them with his transgression and disbelief.,
The Monotheist Group
"And as for the youth, his parents were believers, so we were concerned that he would oppress them by his transgression and disbelief."