Kehf Sûresi79. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (17 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1أماemmāAs for
2السفينةس ف نSFNs-sefīnetuO gemithe ship,
3فكانتك و نKVNfekānetidiit was
4لمساكينس ك نSKNlimesākīneyoksullarınof (the) poor people
5يعملونع م لAMLyeǎ'melūneçalışanworking
6فيin
7البحرب ح رBḪRl-beHridenizdethe sea.
8فأردتر و دRVD̃feeradtuistedimSo I intended
9أنenkithat
10أعيبهاع ي بAYBeǐybehāonu kusurlu yapmakI cause defect (in) it
11وكانك و نKVNvekāneçünkü vardı(as there) was
12وراءهمو ر يVRYverā'ehumonların ilerisindeafter them
13ملكم ل كMLKmelikunbir krala king
14يأخذا خ ذ EḢZ̃ye'ḣuƶualanwho seized
15كلك ل لKLLkulleherevery
16سفينةس ف نSFNsefīnetingemiyiship
17غصباغ ص بĞṦBğaSbenzorla(by) force.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

اما السفينة فكانت لمسكين يعملون فى البحر فاردت ان اعيبها وكان وراءهم ملك ياخذ كل سفينة غصبا

Arapça (Harekeli)

أَمَّا السَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَاكِينَ يَعْمَلُونَ فِي الْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَاءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

Transliterasyon

Emmes sefînetu fe kânet li mesâkîne ya’melûne fîl bahri fe eradtu en eîbehâ ve kâne verâehum melikun ye’huzu kulle sefînetin gasbâ(gasben).

Transliteration (Eng.)

Amm<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>ssafeenatu fak<span class="u">a</span>natlimas<span class="u">a</span>keena yaAAmaloona fee alba<span class="u">h</span>ri faaradtu anaAAeebah<span class="u">a</span> wak<span class="u">a</span>na war<span class="u">a</span>ahum malikun ya/khu<span class="u">th</span>ukulla safeenatin gha<span class="u">s</span>b<span class="u">a</span><span class="b">n</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi, onu kusurlu bir hale getirmek istedim, çünkü ilerde bir padişah var, bütün gemileri zaptetmede.

Ali Bulaç

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

Bayraktar Bayraklı

“O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere aitti. Ona hasar vermek istedim. Çünkü arkasında her sağlam gemiyi zorla gasp eden bir kral vardı.”

Diyanet İşleri

"Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı."*

Edip Yüksel

"Gemi, denizde çalışan yoksullara aitti. Gemiyi kusurlu yapmak istedim; zira peşlerinde, tüm gemileri zorla ele geçiren bir kral vardı."

Elmalılı Hamdi Yazır

"Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."

Erhan Aktaş

“ O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların arkasında bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı.”

Hakkı Yılmaz

(78-82)Âlim ve rahmete mazhar kul: “İşte bu, aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o, üzerine sabretmeye güç yetiremediğin şeylerin birinci anlamlarını haber vereyim: “Gemi olayına gelince; o, denizde çalışan birtakım miskinlerindi. İşte o nedenle ben onu kusurlu hâle getirmek istedim. Ötelerinde de bütün güzel, sağlam gemileri gasp edip alan bir kral vardı. Delikanlıya da gelince; onun anne-babası mü’min kimselerdi. İşte o nedenle biz, onun, anne-babasını azdırmasından ve küfre; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmeye sürüklemesinden korktuk. Sonra da ‘Rableri onun yerine kendilerine temizlikçe daha hayırlı ve merhamet bakımından daha yakınını versin’ istedik. Duvara da gelince; o, şehirdeki iki yetim oğlanındı ve onun altında onlar için bir define vardı. Babaları da iyi bir zat idi. İşte onun için, –Rabbinden bir rahmet olmak üzere– Rabbin onların erginlik çağına ermelerini, definelerini çıkarmalarını diledi. Ve ben onu [duvar doğrultma işini] kendi görüşümle yapmadım. İşte senin, üzerine sabretmeye takat getiremediğin şeylerin ilk plândaki anlamı!”

Muhammed Esed

O tekne, geçimini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti; ona hasar vermek istedim, çünkü peşlerinde her (sağlam) tekneye zorla el koyan bir hükümdar oldu(ğunu biliyordum).

Mustafa İslamoğlu

"Gemiden başlayalım: O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksullara aitti. Hal böyleyken onu hasarlı hale getirmek istedim, çünkü onların peşinde her gemiye zorla el koyan bir yönetici bulunuyordu."

Suat Yıldırım

Evvela, o gemi, denizde çalışan birtakım fakirlere ait idi. Ben onu kasden bir miktar zedeledim. Zira öte yanında, sağlam olan bütün gemileri gasbeden zalim bir hükümdar vardı.

Süleyman Ateş

O (yaraladığım) gemi, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim, çünkü onların ilerisinde her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı.

Şaban Piriş

Birincisi gemi, denizde çalışan fakirlere aitti. Onun kusurlu görünmesini istedim. Çünkü arkalarında, her sağlam gemiyi gasp eden bir kral vardı.

Yaşar Nuri Öztürk

"Gemiden başlayayım: O gemi, denizde işçilik yapan bir grup yoksulundu. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim. Çünkü biraz ötelerinde bir kral vardı; tüm gemilere zorla el koyuyordu."

Edip-Layth-Martha

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force."

Muhammad Asad

"As for that boat, it belonged to some needy people who toiled upon the sea -and I desired to damage it* because (I knew that] behind them was a king who is wont to seize every boat by brute force.

Rashad Khalifa

"As for the ship, it belonged to poor fishermen, and I wanted to render it defective. There was a king coming after them, who was confiscating every ship, forcibly.,

The Monotheist Group

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force."