Bakara Sûresi143. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (45 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وكذلك | — | ve keƶālike | ve böylece | And thus |
| 2 | جعلناكم | ج ع لCAL | ceǎlnākum | sizi kıldık | We made you |
| 3 | أمة | ا م مEMM | ummeten | bir ümmet | a community |
| 4 | وسطا | و س طVSŦ | veseTen | vasat | (of the) middle way |
| 5 | لتكونوا | ك و نKVN | litekūnū | olmanız için | so that you will be |
| 6 | شهداء | ش ه دŞHD̃ | şuhedā'e | şahit | witnesses |
| 7 | على | — | ǎlā | -a | over |
| 8 | الناس | ن و سNVS | n-nāsi | insanlar- | the mankind, |
| 9 | ويكون | ك و نKVN | ve yekūne | ve olması için | and will be |
| 10 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūlu | rasulün (de) | the Messenger |
| 11 | عليكم | — | ǎleykum | size | on you |
| 12 | شهيدا | ش ه دŞHD̃ | şehīden | şahit | a witness. |
| 13 | وما | — | ve mā | And not | |
| 14 | جعلنا | ج ع لCAL | ceǎlnā | ve yap(ma)dık | We made |
| 15 | القبلة | ق ب لGBL | l-ḳiblete | bir kıble | the direction of prayer |
| 16 | التي | — | lletī | which | |
| 17 | كنت | ك و نKVN | kunte | olduğunuzu | you were used to |
| 18 | عليها | — | ǎleyhā | üzerinde | [on it] |
| 19 | إلا | — | illā | sadece (yaptık) | except |
| 20 | لنعلم | ع ل مALM | lineǎ'leme | bilmek için | that We make evident |
| 21 | من | — | men | kimseyi | (he) who |
| 22 | يتبع | ت ب عTBA | yettebiǔ | uyan | follows |
| 23 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūle | Elçi'ye | the Messenger |
| 24 | ممن | — | mimmen | kimseden | from (he) who |
| 25 | ينقلب | ق ل بGLB | yenḳalibu | geriye dönen | turns back |
| 26 | على | — | ǎlā | üzerinde | on |
| 27 | عقبيه | ع ق بAGB | ǎḳibeyhi | ökçesi | his heels. |
| 28 | وإن | — | ve in | ve elbette | And indeed, |
| 29 | كانت | ك و نKVN | kānet | it was | |
| 30 | لكبيرة | ك ب رKBR | lekebīraten | ağır gelir | certainly a great (test) |
| 31 | إلا | — | illā | başkasına | except |
| 32 | على | — | ǎlā | for | |
| 33 | الذين | — | elleƶīne | kimseye | those whom |
| 34 | هدى | ه د يHD̃Y | hedā | yol gösterdiği | guided |
| 35 | الله | — | llahu | Allah'ın | (by) Allah. |
| 36 | وما | — | ve mā | değildir | And not |
| 37 | كان | ك و نKVN | kāne | will | |
| 38 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 39 | ليضيع | ض ي عŽYA | liyuDiyǎ | zayi edecek | let go waste |
| 40 | إيمانكم | ا م نEMN | īmānekum | sizin imanınızı | your faith. |
| 41 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 42 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 43 | بالناس | ن و سNVS | bin-nāsi | insanlara | (is) to [the] mankind |
| 44 | لرءوف | ر ا فREF | lera'ūfun | şefkatlidir | Full of Kindness, |
| 45 | رحيم | ر ح مRḪM | raHīmun | merhametlidir | Most Merciful. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وكذلك جعلنكم امة وسطا لتكونوا شهداء على الناس ويكون الرسول عليكم شهيدا وما جعلنا القبلة التى كنت عليها الا لنعلم من يتبع الرسول ممن ينقلب على عقبيه وان كانت لكبيرة الا على الذين هدى الله وما كان الله ليضيع ايمنكم ان الله بالناس لرءوف رحيم
Arapça (Harekeli)
وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتِي كُنتَ عَلَيْهَا إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَى عَقِبَيْهِ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى الَّذِينَ هَدَى اللَّهُ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
Transliterasyon
Ve kezâlike cealnâkum ummeten vasatan li tekûnû şuhedâe alen nâsi ve yekûner resûlu aleykum şehîdâ(şehîden), ve mâ cealnâl kıbletelletî kunte aleyhâ illâ li na’leme men yettebiur resûle mimmen yenkalibu alâ akibeyh|i|, ve in kânet le kebîreten illâ alellezîne hedallâh|u| ve mâ kânallâhu li yudîa îmânekum innallâhe bin nâsi le raûfun rahîm(rahîmun).
Transliteration (Eng.)
Waka<span class="u">tha</span>lika jaAAaln<span class="u">a</span>kumommatan wasa<span class="u">t</span>an litakoonoo shuhad<span class="u">a</span>a AAal<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>siwayakoona a<span class="b">l</span>rrasoolu AAalaykum shaheedan wam<span class="u">a</span>jaAAaln<span class="u">a</span> alqiblata allatee kunta AAalayh<span class="u">a</span> ill<span class="u">a</span>linaAAlama man yattabiAAu a<span class="b">l</span>rrasoola mimman yanqalibu AAal<span class="u">a</span>AAaqibayhi wa-in k<span class="u">a</span>nat lakabeeratan ill<span class="u">a</span> AAal<span class="u">a</span>alla<span class="u">th</span>eena had<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu wam<span class="u">a</span> k<span class="u">a</span>naAll<span class="u">a</span>hu liyu<span class="u">d</span>eeAAa eem<span class="u">a</span>nakum inna All<span class="u">a</span>habi<span class="b">al</span>nn<span class="u">a</span>si laraoofun ra<span class="u">h</span>eem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
İşte böylece bütün insanlara tanıklık etmeniz, Peygamberin de size tanık olması için sizi, doğru yolun tam ortasında giden bir ümmet yapmışızdır. Zâten evvelce yöneldiğin Kâ'be'yi kıble yapışımızdan maksat da ancak Peygambere uyacak olanları, iki topuğu üstünde gerisin geriye döneceklerden ayırt etmektir. Bu, elbette Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkalarına ağır gelecek. Allah, imanınızı zayi etmez. Şüphe yok ki Allah, insanları esirgeyicidir, rahîmdir.
Ali Bulaç
Böylece Biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Ka'be'yi) kıble yapmamız, elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırt etmek içindir. Doğrusu (bu,) Allah'ın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.
Bayraktar Bayraklı
İnsanların sorunlarını çözesiniz/insanlara şâhit olasınız diye, sizi orta noktada olan bir toplum yaptık; böylece Peygamber de sizin sorunlarınızı çözer/size şâhit olur. Biz, Peygambere uyanı, topuğu üzerinde geriye dönenden ayıralım diye, senin eskiden yöneldiğin Kâbe'yi kıble yaptık. Bu, Allah'ın yol gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı hiçe sayacak değildir. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı şefkatlidir; merhametlidir.
Diyanet İşleri
İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resul'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin (arzulayıp da şu anda) yönelmediğin kıbleyi (Kabe'yi) biz ancak Peygamber'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.*
Edip Yüksel
Böylece sizi açık fikirli bir toplum kıldık ki halkın arasında tanıklar olabilesiniz ve elçi de aranızda tanık olabilsin. Elçiye uyanlarla topukları üzerinde geriye dönenleri birbirinden ayırmak için eskiden yöneldiğin kıbleyi değiştirdik. ALLAH'ın yol gösterdiği kimseden başkasına elbette bu ağır gelir. ALLAH onayınızı boşa çıkarmaz. ALLAH insanlara Şefkatlidir, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve işte böyle, sizi ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki, siz bütün insanlar üzerine adalet örneği ve hakkın şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun. Daha önce içinde durduğun Kâ'be'yi kıble yapmamız da şunun içindir: Peygamber'in izince gidecekleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. Bu iş elbette Allah'ın hidayet ettiği kimselerin dışındakilere çok ağır gelecekti. Allah imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Erhan Aktaş
Ve böylece, sizi vasat* bir toplum yaptık ki insanlara karşı gerçeğin tanıkları olasınız; elçi de sizin üzerinizde tanık olsun. Senin arzulayıp da yönelemediğin* Kâbe’yi, Rasul’e uyanları ökçeleri üzerinde geri dönenlerden ayırt etmek için kıble yaptık. Doğrusu, bu, Allah’ın hidayet ettiği* kimselerden başkasına ağır gelir. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Kuşkusuz Allah, insanlara karşı Çok Şefkatli ve Çok Bağışlayıcı’dır.
Hakkı Yılmaz
Ve işte böyle Biz, siz, insanlar üzerine şâhitler olasınız, Elçi de sizin üzerinize şâhit olsun diye sizi hayırlı bir önderli toplum yaptık. Üzerinde olduğun bu hedefi/stratejiyi belirlememiz de yalnızca, Elçi’ye uyan kimseleri, iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım; işaretleyip gösterelim/ bildirelim diyedir. Tesbit ettiğimiz bu hedef/strateji, elbette, Allah'ın kılavuzluk ettiği kimselerin dışındakilere çok büyüktür. Ve Allah, imanınızı kaybedecek değildir. Hiç şüphesiz Allah, bütün insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Muhammed Esed
Ve böylece sizin dengeli ve ölçülü bir toplum olmanızı istedik ki (hayatınızla) tüm insanlığın huzurunda hakikatin şahitleri olmanız ve Elçi de sizin huzurunuzda ona şahitlik yapsın. Ve Elçi'ye uyanlar ile ökçeleri üzerinde gerisin geri dönenler arasında açık bir ayrım yapabilmek amacıyla senin, (ey Peygamber) daha önce yöneldiğin hedefi (bu topluluk için) kıble olarak tayin ettik: Şüphesiz bu, Allah'ın doğru yola ulaştırdığı kişilerden başka herkes için zor bir sınavdı. Allah sizin inancınızı kesinlikle göz ardı etmeyecektir; zira, unutmayın ki, Allah insana karşı en şefkatli olandır, rahmet kaynağıdır.
Mustafa İslamoğlu
İşte böylece sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Rasul de size örnek ve model olsun. Elçi'ye uyanların arasından topukları üzerinde geri dönenleri seçip ayırmak için, senin daha önce yöneldiğin yönü kıble olarak tayin ettik. Hiç şüphesiz bu olay Allah'ın yol gösterdikleri hariç, herkes için çok zor bir sınavdı; Allah sizin imanda ısrarınızı kesinlikle zayi etmeyecektir: Elbette Allah insanlara karşı sınırsız bir şefkat, sonsuz bir merhamet sahibidir.
Suat Yıldırım
Ve işte böylece Biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk'ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun. Senin arzulayıp da şu anda yöneldiğin Kâbeyi kıble yapmamızın sebebi, sırf Peygamberin izinden gidenlerle ondan ayrılıp gerisin geriye dönecekleri meydana çıkarmaktır. Gerçi bu oldukça ağır bir iştir. Ancak Allah'ın doğru yola erdirdiği kimseler için mesele teşkil etmez. Allah imanınızı zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı pek şefkatlidir, çok merhametlidir. [17, 82; 41, 44; 4, 115]*
Süleyman Ateş
Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şahid olasınız. Elçi de size şahid olsun. Biz, Elçi'ye uyanı, ökçesi üzerinde geriye dönenden ayıralım diye, eskiden yöneldiğin Ka'be'yi kıble yaptık. Bu, Allah'ın yol gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Şüphesiz Allah, insanlara şefkatli, merhametlidir.
Şaban Piriş
Nitekim, insanlara şahit olmanız, Peygamberin de size şahit olması için sizi vasat /adil bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun kıbleyi ise sırf peygambere uyanları, ökçesi üzerinde dönenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Allahın doğru yolu gösterdiklerinden başkası için bu çok ağır bir şeydir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara çok şefkatli ve merhametlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta bir ümmet yaptık. Biz, eskiden yönelmekte olduğunuz Kabe'yi kıble haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne geri dönenden ayıralım. Bu, Allah'ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah, imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.
Edip-Layth-Martha
As such, We have made you a balanced/impartial nation so that you may be witnesses over the people, and that the messenger may be witness over you. We did not make the focal point that you came on except so that we know who follows the messenger from those who will turn on their heels. It was a big deal indeed except for those whom God had guided; God was not to waste your acknowledgement. God is Kind and Compassionate over the people.
Muhammad Asad
And thus have We willed you to be a community of the middle way,* so that [with your lives] you might bear witness to the truth before all mankind, and that the Apostle might bear witness to it before you.* And it is only to the end that We might make a clear distinction between those who follow the Apostle and those who turn about on their heels that We have appointed [for this community] the direction of prayer which thou [O Prophet] hast formerly observed: for this was indeed a hard test for all but those whom God has guided aright.* But God will surely not lose sight of your faith-for, behold, God is most compassionate towards man, a dispenser of grace.
Rashad Khalifa
We thus made you an impartial community, that you may serve as witnesses among the people, and the messenger serves as a witness among you. We changed the direction of your original Qiblah only to distinguish those among you who readily follow the messenger from those who would turn back on their heels. It was a difficult test, but not for those who are guided by GOD. GOD never puts your worship to waste. GOD is Compassionate towards the people, Most Merciful.,
The Monotheist Group
And as such, We have made you a balanced nation so that you may be witness over the people, and that the messenger may be witness over you. And We did not make the focal point that you became on except to distinguish who follows the messenger from those who will turn on their heels. It was a great thing indeed except for those whom God had guided; God was not to waste your belief. God is Merciful and Compassionate over the people.