Bakara Sûresi144. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (34 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قد | — | ḳad | elbette | Indeed, |
| 2 | نرى | ر ا يREY | nerā | görüyoruz | We see |
| 3 | تقلب | ق ل بGLB | teḳallube | çevrilip durduğunu | (the) turning |
| 4 | وجهك | و ج هVCH | vechike | yüzünün | (of) your face |
| 5 | في | — | fī | doğru | towards |
| 6 | السماء | س م وSMV | s-semāi | göğe | the heaven. |
| 7 | فلنولينك | و ل يVLY | felenuvelliyenneke | elbette seni döndüreceğiz | So We will surely turn you |
| 8 | قبلة | ق ب لGBL | ḳibleten | bir kıbleye | (to the) direction of prayer |
| 9 | ترضاها | ر ض وRŽV | terDāhā | hoşlanacağın | you will be pleased with. |
| 10 | فول | و ل يVLY | fevelli | (Bundan böyle) çevir | So turn |
| 11 | وجهك | و ج هVCH | vecheke | yüzünü | your face |
| 12 | شطر | ش ط رŞŦR | şeTra | tarafına | towards the direction |
| 13 | المسجد | س ج دSCD̃ | l-mescidi | Mescid-i | (of) Al-Masjid |
| 14 | الحرام | ح ر مḪRM | l-Harāmi | Haram'a | Al-Haraam |
| 15 | وحيث | ح ي ثḪYS̃ | ve Hayṧu | ve nerede | and wherever |
| 16 | ما | — | mā | that | |
| 17 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | olursanız | you are |
| 18 | فولوا | و ل يVLY | fevellū | çevirin | [so] turn |
| 19 | وجوهكم | و ج هVCH | vucūhekum | yüzlerinizi | your faces |
| 20 | شطره | ش ط رŞŦR | şeTrahu | o yöne | (in) its direction. |
| 21 | وإن | — | ve inne | şüphesiz | And indeed, |
| 22 | الذين | — | elleƶīne | kimseler | those who |
| 23 | أوتوا | ا ت يETY | ūtū | verilen | were given |
| 24 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābe | kitap | the Book |
| 25 | ليعلمون | ع ل مALM | leyeǎ'lemūne | elbette bilirler | surely know |
| 26 | أنه | — | ennehu | bunun | that it |
| 27 | الحق | ح ق قḪGG | l-Haḳḳu | bir gerçek olduğunu | (is) the truth |
| 28 | من | — | min | -nden | from |
| 29 | ربهم | ر ب بRBB | rabbihim | Rableri- | their Lord. |
| 30 | وما | — | ve mā | değildir | And not |
| 31 | الله | — | llahu | Allah | (is) Allah |
| 32 | بغافل | غ ف لĞFL | biğāfilin | habersiz | unaware |
| 33 | عما | — | ǎmmā | -ndan | of what |
| 34 | يعملون | ع م لAML | yeǎ'melūne | onların yaptıkları- | they do. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
قد نرى تقلب وجهك فى السماء فلنولينك قبلة ترضىها فول وجهك شطر المسجد الحرام وحيث ما كنتم فولوا وجوهكم شطره وان الذين اوتوا الكتب ليعلمون انه الحق من ربهم وما الله بغفل عما يعملون
Arapça (Harekeli)
قَدْ نَرَى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَاءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَاهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُ وَإِنَّ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَمَا اللَّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ
Transliterasyon
Kad nerâ tekallube vechike fîs semâi, fe le nuvelliyenneke kıbleten terdâhâ, fe velli vecheke şatral mescidil harâm|i|, ve haysu mâ kuntum fe vellû vucûhekum şatrah|u|, ve innellezîne ûtûl kitâbe le ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ya’melûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Qad nar<span class="u">a</span> taqalluba wajhika fee a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>-ifalanuwalliyannaka qiblatan tar<span class="u">da</span>h<span class="u">a</span> fawalli wajhakasha<span class="u">t</span>ra almasjidi al<span class="u">h</span>ar<span class="u">a</span>mi wa<span class="u">h</span>aythu m<span class="u">a</span>kuntum fawalloo wujoohakum sha<span class="u">t</span>rahu wa-inna alla<span class="u">th</span>eenaootoo alkit<span class="u">a</span>ba layaAAlamoona annahu al<span class="u">h</span>aqqu minrabbihim wam<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu bigh<span class="u">a</span>filin AAamm<span class="u">a</span>yaAAmaloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerçekten de yüzünü göğe çevirip arandığını görmekteyiz. Seni, razı olacağın bir kıbleye yönelteceğiz. Hadi, yüzünü Mescid-i Harâm'a çevir. Siz de nerede bulunursanız bulunun, yüzlerinizi o tarafa döndürün. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki bu, Rablerinden gelmiştir, yerindedir, gerçektir ve Allah, onların yaptıklarından gafil değildir.
Ali Bulaç
Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip-durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bayraktar Bayraklı
Biz, yüzünü göğe doğru çevirdiğini görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir. Siz de hepiniz, nerede olursanız olunuz, yüzlerinizi o tarafa doğru çeviriniz. Şüphesiz kitap ehli, Peygamberin, Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilir. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
Edip Yüksel
Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, hoşlanacağın bir kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Sınırlanmış Mescid'e çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kuşkusuz, kendilerine kitap verilenler, bunun Rab'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. ALLAH onların yaptığından gafil değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu, biz, yüzünün semaya yöneldiğini, orada şekilden şekile geçerek, aranıp durduğunu görüyorduk. Artık seni hoşnud olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Haydi bakalım, yüzünü Mescidi Haram'a doğru çevir. Siz de ey müminler, nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar da kesinlikle bilirler ki, Rabblerinden gelen o emir haktır. Ve Allah, onların yaptıklarından ve yapmakta olduklarından gafil değildir.
Erhan Aktaş
Senin, yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz. Bundan böyle yüzünü, Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve siz de nerede olursanız olun, yüzlerinizi o tarafa çevirin. Kitap verilenler, onun Rabb’lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Hakkı Yılmaz
Biz, senin Bizden ne beklemekte olduğunu kesinlikle görüyoruz. Artık seni hoşnut olacağın bir hedefe/stratejiye çevireceğiz. Haydi, yüzünü Mescid-i Harâm'a/dokunulmaz eğitim-öğretim kurumuna çevir; aklın fikrin hep eğitim-öğretimde olsun. Siz de, nerede olursanız olun, yüzünüzü onun tarafına çevirin! Kendilerine Kitap verilmiş olan kimseler de kesinlikle, şüphesiz onun, Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Ve Allah, onların yapıp durduklarından habersiz, bilgisiz değildir.
Muhammed Esed
Biz, (ey Peygamber) senin sık sık yüzünü (bir kılavuz arayışı içinde) göğe çevirdiğini görüyoruz: ve şimdi seni tam tatmin edecek bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Harâm'a çevir; ve siz, hepiniz, nerede olursanız olun, yüzünüzü (namaz esnasında) o yöne döndürün. Doğrusu, daha önce kendilerine vahiy tevdî edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu çok iyi bilirler; ve Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Mustafa İslamoğlu
Biz senin yüzünü gökyüzüne çevirip durduğunu görüyorduk. İşte şimdi seni kesinlikle razı olacağın bir kıbleye döndürüyoruz: Artık yüzünü Mescid-i Haram'dan yana çevir! Siz de nerede olursanız olunuz yönünüzü o yana çeviriniz! Kendilerine daha önce vahiy emanet edilmiş olanlar, bu emrin Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu iyi bilirler: Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Suat Yıldırım
Elbette ilâhî buyruğu bekleyerek yüzünün semada aranıp durduğunu görüyoruz. Artık müsterih ol, işte memnun olacağın kıbleye seni yöneltiyoruz! Haydi yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir! Siz de ey müminler, nerede olursanız olunuz yüzünüzü oraya doğru çevirin! Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kıbleyi çevirmenin gerçekten Rab'leri tarafından olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. {KM, Yuhanna 4, 21}
Süleyman Ateş
(Ey Muhammed), biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu (gökten haber beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız, yüzlerinizio yöne çevirin. Kitap verilenler, bunun Rableri tarafından bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Şaban Piriş
(Ey Muhammed) Yüzünü semaya çevirip durduğunu görüyoruz. Seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Yüzünü Mescid-i Harama çevir. Nerede bulunursanız bulunun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kitap ehli, bunun Rablerinden gelen bir hak olduğunu çok iyi bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz senin, yüzünü habire göğe doğru çevirdiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.
Edip-Layth-Martha
We see the shifting of your face towards the sky; We will thus set for you a focal point that will be pleasing to you, "You shall set yourself towards the Restricted Temple; and wherever you may be, you shall all set yourselves towards it." Those who have been given the book know it is the truth from their Lord. God is not oblivious of what you do.
Muhammad Asad
We have seen thee [O Prophet] often turn thy face towards heaven [for guidance]: and now We shall indeed make thee turn in prayer in a direction which will fulfil thy desire. Turn, then, thy face towards the Inviolable House of Worship; and wherever you all may be, turn your faces towards it [in prayer]. And, verily, those who have been vouchsafed revelation aforetime know well that this [commandment] comes in truth from their Sustainer; and God is not unaware of what they do.
Rashad Khalifa
We have seen you turning your face about the sky (searching for the right direction). We now assign a Qiblah that is pleasing to you. Henceforth, you shall turn your face towards the Sacred Masjid. Wherever you may be, all of you shall turn your faces towards it. Those who received the previous scripture know that this is the truth from their Lord. GOD is never unaware of anything they do.,
The Monotheist Group
We see the shifting of your face towards the heaven; We will thus set for you a focal point that will be pleasing to you: "You shall set yourself towards the Restricted Temple; and wherever you may be, you shall all set yourselves towards it." Those who have been given the Book know it is the truth from their Lord. And God is not unaware of what you do.