Bakara Sûresi217. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (57 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | يسألونك | س ا لSEL | yeselūneke | sana soruyorlar | They ask you |
| 2 | عن | — | ǎni | about | |
| 3 | الشهر | ش ه رŞHR | ş-şehri | ayında | the month |
| 4 | الحرام | ح ر مḪRM | l-Harāmi | haram | [the] sacred - |
| 5 | قتال | ق ت لGTL | ḳitālin | savaşmaktan | (concerning) fighting |
| 6 | فيه | — | fīhi | onda | in it. |
| 7 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 8 | قتال | ق ت لGTL | ḳitālun | savaş | """Fighting" |
| 9 | فيه | — | fīhi | O (aylar)da | therein |
| 10 | كبير | ك ب رKBR | kebīrun | büyük bir günahtır | "(is) a great (sin);" |
| 11 | وصد | ص د دṦD̃D̃ | veSaddun | ve alıkoymak | but hindering (people) |
| 12 | عن | — | ǎn | -ndan | from |
| 13 | سبيل | س ب لSBL | sebīli | yolu- | (the) way |
| 14 | الله | — | llahi | Allah | (of) Allah, |
| 15 | وكفر | ك ف رKFR | ve kufrun | ve inkar etmek | and disbelief |
| 16 | به | — | bihi | O'nu | in Him |
| 17 | والمسجد | س ج دSCD̃ | velmescidi | ve Mescid-i | and (preventing access to) Al-Masjid |
| 18 | الحرام | ح ر مḪRM | l-Harāmi | Haram(dan) | Al-Haraam, |
| 19 | وإخراج | خ ر جḢRC | ve iḣrācu | sürüp çıkarmak | and driving out |
| 20 | أهله | ا ه لEHL | ehlihi | halkını | its people |
| 21 | منه | — | minhu | ondan (Mekke'den) | from it, |
| 22 | أكبر | ك ب رKBR | ekberu | daha büyük (bir günahtır) | (is) greater (sin) |
| 23 | عند | ع ن دAND̃ | ǐnde | yanında | near |
| 24 | الله | — | llahi | Allah | Allah. |
| 25 | والفتنة | ف ت نFTN | velfitnetu | ve fitne | And [the] oppression |
| 26 | أكبر | ك ب رKBR | ekberu | daha büyük(bir günah)tır | (is) greater |
| 27 | من | — | mine | -ten | than |
| 28 | القتل | ق ت لGTL | l-ḳatli | öldürmek- | "[the] killing.""" |
| 29 | ولا | — | ve lā | And not | |
| 30 | يزالون | ز ي لZYL | yezālūne | vazgeçmezler | they will cease |
| 31 | يقاتلونكم | ق ت لGTL | yuḳātilūnekum | sizinle savaşmaktan | (to) fight with you |
| 32 | حتى | — | Hattā | kadar | until |
| 33 | يردوكم | ر د دRD̃D̃ | yeruddūkum | sizi döndürünceye | they turn you away |
| 34 | عن | — | ǎn | -den | from |
| 35 | دينكم | د ي نD̃YN | dīnikum | dininiz- | your religion, |
| 36 | إن | — | ini | eğer | if |
| 37 | استطاعوا | ط و عŦVA | steTāǔ | güçleri yetse | they are able. |
| 38 | ومن | — | ve men | ve kim | And whoever |
| 39 | يرتدد | ر د دRD̃D̃ | yertedid | döner | turns away |
| 40 | منكم | — | minkum | sizden | among you |
| 41 | عن | — | ǎn | -nden | from |
| 42 | دينه | د ي نD̃YN | dīnihi | dini- | his religion, |
| 43 | فيمت | م و تMVT | feyemut | ve ölürse | then dies |
| 44 | وهو | — | vehuve | ve o | while he |
| 45 | كافر | ك ف رKFR | kāfirun | kafir olarak | (is) a disbeliever |
| 46 | فأولئك | — | feulāike | işte | for those |
| 47 | حبطت | ح ب طḪBŦ | HabiTat | boşa çıkmıştır | became worthless |
| 48 | أعمالهم | ع م لAML | eǎ'māluhum | onların bütün yaptıkları | their deeds |
| 49 | في | — | fī | in | |
| 50 | الدنيا | د ن وD̃NV | d-dunyā | dünyada (da) | the world |
| 51 | والآخرة | ا خ رEḢR | vel'āḣirati | ahirette (de) | and the Hereafter. |
| 52 | وأولئك | — | ve ulāike | ve onlar | And those |
| 53 | أصحاب | ص ح بṦḪB | eSHābu | halkıdır | (are) companions |
| 54 | النار | ن و رNVR | n-nāri | ateş | (of) the Fire, |
| 55 | هم | — | hum | ve onlar | they |
| 56 | فيها | — | fīhā | orada | in it |
| 57 | خالدون | خ ل دḢLD̃ | ḣālidūne | sürekli kalacaklardır | (will) abide forever. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
يسلونك عن الشهر الحرام قتال فيه قل قتال فيه كبير وصد عن سبيل الله وكفر به والمسجد الحرام واخراج اهله منه اكبر عند الله والفتنة اكبر من القتل ولا يزالون يقتلونكم حتى يردوكم عن دينكم ان استطعوا ومن يرتدد منكم عن دينه فيمت وهو كافر فاولئك حبطت اعملهم فى الدنيا والءاخرة واولئك اصحب النار هم فيها خلدون
Arapça (Harekeli)
يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ وَكُفْرٌ بِهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ اللَّهِ وَالْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ الْقَتْلِ وَلَا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتَّى يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ اسْتَطَاعُوا وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُولَئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Transliterasyon
Yes’elûneke aniş şehril harâmi kıtâlin fîh|i|, kul kıtâlun fîhi kebîr(kebîrun), ve saddun an sebîlillâhi ve kufrun bihî vel mescidil harâmi ve ihrâcu ehlihî minhu ekberu indallâh|i|, vel fitnetu ekberu minel katl|i|, ve lâ yezâlûne yukâtilûnekum hattâ yeruddûkum an dînikum inistetâû ve men yertedid minkum an dînihî fe yemut ve huve kâfirun fe ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhireh(âhireti), ve ulâike ashâbun nâr|i|, hum fîhâ hâlidûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Yas-aloonaka AAani a<span class="b">l</span>shshahri al<span class="u">h</span>ar<span class="u">a</span>miqit<span class="u">a</span>lin feehi qul qit<span class="u">a</span>lun feehi kabeerun wa<span class="u">s</span>addunAAan sabeeli All<span class="u">a</span>hi wakufrun bihi wa<span class="b">a</span>lmasjidi al<span class="u">h</span>ar<span class="u">a</span>miwa-ikhr<span class="u">a</span>ju ahlihi minhu akbaru AAinda All<span class="u">a</span>hi wa<span class="b">a</span>lfitnatuakbaru mina alqatli wal<span class="u">a</span> yaz<span class="u">a</span>loona yuq<span class="u">a</span>tiloonakum<span class="u">h</span>att<span class="u">a</span> yaruddookum AAan deenikum ini ista<span class="u">ta</span>AAoowaman yartadid minkum AAan deenihi fayamut wahuwa k<span class="u">a</span>firunfaol<span class="u">a</span>-ika <span class="u">h</span>abi<span class="u">t</span>at aAAm<span class="u">a</span>luhum fee a<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span>wa<span class="b">a</span>l-<span class="u">a</span>khirati waol<span class="u">a</span>-ika a<span class="u">s</span>-<span class="u">ha</span>bua<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>ri hum feeh<span class="u">a</span> kh<span class="u">a</span>lidoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Sana, savaş haram olan ayda savaşı soruyorlar. De ki: O ayda savaş büyük bir günahtır. Fakat insanları Allah yolundan çıkarmak, onu inkâr etmek, halkı Mescid-i Harâm'dan menetmek ve mescit ehlini, oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitneyse adam öldürmeden de beterdir. Gücü yeterse sizi dininizden döndürmedikçe sizinle savaştan geri kalmaz onlar. Sizden birisi dininden döndü de kâfir olarak öldü mü işlediği hayırlı işler, dünyada da heder olup gitmiş demektir, âhirette de. Onlardır ateş ehli, orada da ebedîyen kalırlar.
Ali Bulaç
Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah Katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
Sana haram ayda/savaşın yasak olduğu ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. İnsanları Allah'ın yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, Mescid-i Harâm'ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük bir suçtur. Fitne de, adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.” Eğer onların güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden de kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktir ve orada süreli kalırlar.
Diyanet İşleri
Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'ın ziyaretine mani olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.*
Edip Yüksel
Sana, Sınırlanmış Ayda savaşmak konusunu da soruyorlar. De ki: "Onda savaş büyük bir günahtır. Fakat ALLAH'ın yolundan çevirmek, O'na ve Sınırlanmış Mescid'e nankörlük etmek ve halkını oradan çıkarmak ALLAH yanında daha büyük bir günahtır. Çünkü kargaşa ve zulüm, öldürmekten daha büyük bir suçtur." Güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşırlar. Sizden kim dininden döner ve inkârcı olarak ölürse, tüm yaptıkları dünyada ve ahirette boşa çıkar. Onlar ateş halkıdır ve orada sürekli kalıcıdırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Muhammed! Sana haram aydan ve o ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak, büyük bir günahtır. Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, insanları, Mescidi Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır ve fitne, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim, dininden döner ve kâfir olarak can verirse artık onların bütün amelleri, dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
Erhan Aktaş
Sa na, haram ayda savaşmanın durumunu soruyorlar. De ki: “O ayda savaşmak, büyük bir günahtır.”. Ancak, Allah’ın yolundan alıkoymak, onu küfretmek*, Mescid-i Haram’a gitmeyi engellemek, onun halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zira fitne*, öldürmekten daha kötüdür. Onlar, eğer güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar, sizinle savaşmak isterler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiş olur. İşte onlar, ateşin ehlidir. Ve orada sürekli kalacaklardır.
Hakkı Yılmaz
Sana dokunulmaz olan aydan ve o dokunulmaz olan ayda savaşmaktan soruyorlar. De ki: “Onda savaşmak, büyük suçtur. Ve Allah yolundan alıkoymak, O'nu ve Mescid-i Harâm'ı/ilâhîyat eğitim merkezini bilerek reddetmek/ görmezlikten gelmek ve Mescid-i Harâm'ın halkını; orada eğitim-öğretim yapanları ve kısa süreli eğitime katılanları oradan çıkarmak, Allah yanında daha büyüktür. Ve insanları dinden çıkarmak; ortak koşmaya, Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini örtmeye sürüklemek, öldürmekten daha büyüktür.” Onlar, eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Sizden de her kim dininden döner ve kâfir; Allah'ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddeden biri olarak can verirse, artık onların bütün amelleri, dünyada ve âhirette boşa gitmiştir. Ve işte onlar, ateşin ashâbıdır. Onlar orada sürekli kalanlardır.
Muhammed Esed
Sana saldırmazlık örfünün geçerli ayda savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak çirkin bir şeydir; ancak insanları Allah yolundan çevirmek, O'nu inkar etmek ve Mescid-i Harâm(a girmekten onları men etmek) ve halkını oradan sürmek, (bütün bunlar) Allah katında daha da kötüdür, çünkü zulüm ve baskı öldürmekten daha korkunçtur." (Düşmanlarınız) güçleri yeterse, inancınızdan döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan vazgeçmeyeceklerdir. Ama sizden biri imanından döner ve hakikati inkar eden biri olarak ölürse, böyle birinin yapıp-ettikleri bu dünyada da, öteki dünyada da boşa gidecektir; işte böyleleri içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkum kimselerdir.
Mustafa İslamoğlu
Sana saldırmazlık ayında savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak büyük bir hatadır. Fakat Allah'ın yolundan insanları çevirmek, O'nu ve Mescid-i Haram'ın hürmetini inkar etmek, oranın sakinlerini oradan sürüp çıkarmak Allah katında daha büyük bir cürümdür. Fakat inanca yönelik baskı ve zulüm, adam öldürmekten daha beterdir." Eğer düşmanlarınızın gücü yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. Sizden her kim dininden döner ve kafir olduğu halde ölürse, onun bütün yapıp-ettiği ameller dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Onlar ateşe mahkumdurlar, onlar orada kalıcıdırlar.
Suat Yıldırım
Sana haram ayı ve bu ayda savaşmanın hükmünü sorarlar. De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. Fakat insanları Allah yolundan engellemek, Allah'ı inkâr etmek, Mescid-i Haram'ı ziyareti yasaklamak, o mescidin cemaatini yani Müslümanları oradan çıkarmak ise, Allah nazarında daha büyük günahtır. Dinden döndürmek için işkence, öldürmekten beterdir. Kâfirler, ellerinden gelse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri durmazlar. Sizden her kim dininden döner ve kâfirlikte devam ederek ölürse, işte onların dünyada da, âhirette de yaptıkları boşa gider. Bunlar cehennemlik olup orada ebedî kalacaklardır. [2, 194]
Süleyman Ateş
Sana haram ayında savaşmaktan soruyorlar. De ki: "Onda savaş, büyük bir günahtır. Fakat Allah yoluna engel olmak, Allah'a ve Mescid-i Haram'a karşı nankörlük etmek, halkını ondan (Mekke'den) sürüp çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır. Fitne (baskı yapmak, adam) öldürmekten daha büyük(bir günah)tır". Onlar yapabilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar, ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.*
Şaban Piriş
Sana hürmetli ayda yapılan savaşı soruyorlar, de ki:-O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Harama (girmeye) engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne (çıkarmak) ise, öldürmekten daha büyüktür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kafir olarak ölürse işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Ama Allah yolundan alıkoymak, O'na ve Mescid-i Haram'a nankörlük etmek, ora halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır." Fitne / baskı ve bozgunculuk, cana kıymaktan daha büyük bir kötülüktür. Eğer güçleri yetse sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. İçinizden kim irtidat edip dininden dönerse kafir olarak ölür. Böylelerinin amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Ateş ehlidir onlar. Sürekli kalacaklardır orada.
Edip-Layth-Martha
They ask you about fighting in the restricted month. Say, "Fighting in it is great offense," yet repelling from the path of God and not appreciating Him and the Restricted Temple, driving its inhabitants out is far greater with God. Persecution is worse than being killed." They still will fight you until they turn you back from your system if they are able. Whoever of you turns back from his system, and dies as ingrates, then these have nullified their work in this life and the next; these are the people of the fire; there they will abide eternally!
Muhammad Asad
They will ask thee about fighting in the sacred month.* Say: "Fighting in it is an awesome thing (grave transgression); but turning men away from the path of God and denying Him, and [turning them away from] the Inviolable House of Worship and expelling its people there from - [all this] is yet more awesome (greater transgression) in the sight of God, since oppression is more awesome (greater transgression) than killing." [Your enemies] will not cease to fight against you till they have turned you away from your faith, if they can. But if any of you should turn away from his faith and die as a denier of the truth - these it is whose works will go for nought in this world and in the life to come; and these it is who are destined for the fire, therein to abide.
Rashad Khalifa
They ask you about the Sacred Months and fighting therein: say, "Fighting therein is a sacrilege. However, repelling from the path of GOD and disbelieving in Him and in the sanctity of the Sacred Masjid, and evicting its people, are greater sacrileges in the sight of GOD. Oppression is worse than murder." They will always fight you to revert you from your religion, if they can. Those among you who revert from their religion, and die as disbelievers, have nullified their works in this life and the Hereafter. These are the dwellers of Hell, wherein they abide forever.,
The Monotheist Group
They ask you about the restricted month: "Is there fighting in it?" Say: "Much fighting is in it, and to repel from the path of God and to disbelieve in it, and the Restricted Temple, to drive its inhabitants out from it is far greater with God, and persecution is worse than being killed." And they still will fight you until they turn you back from your system if they are able. And whoever of you turns back from his system, and he dies while disbelieving, then these have nullified their works in this world and the next; these are the people of the Fire, in it they will abide!