Bakara Sûresi231. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (45 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذا | — | ve iƶā | zaman | And when |
| 2 | طلقتم | ط ل قŦLG | Talleḳtumu | boşadığınız | you divorce |
| 3 | النساء | ن س وNSV | n-nisā'e | kadınları | the women |
| 4 | فبلغن | ب ل غBLĞ | fe beleğne | ulaştıklarında | and they reach |
| 5 | أجلهن | ا ج لECL | ecelehunne | (iddetlerinin) sonuna | their (waiting) term, |
| 6 | فأمسكوهن | م س كMSK | feemsikūhunne | ya onları tutun | then retain them |
| 7 | بمعروف | ع ر فARF | bimeǎ'rūfin | iyilikle | in a fair manner |
| 8 | أو | — | ev | ya da | or |
| 9 | سرحوهن | س ر حSRḪ | serriHūhunne | bırakın | release them |
| 10 | بمعروف | ع ر فARF | bimeǎ'rūfin | iyilikle | in a fair manner. |
| 11 | ولا | — | ve lā | And (do) not | |
| 12 | تمسكوهن | م س كMSK | tumsikūhunne | onları (yanınızda) tutmayın | retain them |
| 13 | ضرارا | ض ر رŽRR | Dirāran | zarar vermek için | (to) hurt |
| 14 | لتعتدوا | ع د وAD̃V | liteǎ'tedū | haklarına tecavüz edip | so that you transgress. |
| 15 | ومن | — | ve men | kim | And whoever |
| 16 | يفعل | ف ع لFAL | yef'ǎl | yaparsa | does |
| 17 | ذلك | — | ƶālike | bunu | that, |
| 18 | فقد | — | feḳad | muhakkak | then indeed, |
| 19 | ظلم | ظ ل مƵLM | Zeleme | zulmetmiştir | he wronged |
| 20 | نفسه | ن ف سNFS | nefsehu | kendine | himself. |
| 21 | ولا | — | ve lā | And (do) not | |
| 22 | تتخذوا | ا خ ذ EḢZ̃ | tetteḣiƶū | edinmeyin | take |
| 23 | آيات | ا ي يEYY | āyāti | ayetlerini | (the) Verses |
| 24 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 25 | هزوا | ه ز اHZE | huzuven | eğlence | (in) jest, |
| 26 | واذكروا | ذ ك رZ̃KR | veƶkurū | düşünün | and remember |
| 27 | نعمت | ن ع مNAM | niǎ'mete | ni'metini | (the) Favors |
| 28 | الله | — | llahi | Allah'ın | (of) Allah |
| 29 | عليكم | — | ǎleykum | size olan | upon you |
| 30 | وما | — | ve mā | and what | |
| 31 | أنزل | ن ز لNZL | enzele | indirdiklerini | (is) revealed |
| 32 | عليكم | — | ǎleykum | size | to you |
| 33 | من | — | mine | -tan | of |
| 34 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābi | Kitap- | the Book |
| 35 | والحكمة | ح ك مḪKM | velHikmeti | ve Hikmet(ten) | "and [the] wisdom;" |
| 36 | يعظكم | و ع ظVAƵ | yeǐZukum | size öğüt vermek için | He instructs you |
| 37 | به | — | bihi | onunla | with it. |
| 38 | واتقوا | و ق يVGY | vetteḳū | ve korkun | And fear |
| 39 | الله | — | llahe | Allah'tan | Allah |
| 40 | واعلموا | ع ل مALM | veǎ'lemū | ve bilin ki | and know |
| 41 | أن | — | enne | şüphesiz | that |
| 42 | الله | — | llahe | Allah | Allah (is) |
| 43 | بكل | ك ل لKLL | bikulli | her | of every |
| 44 | شيء | ش ي اŞYE | şey'in | şeyi | thing |
| 45 | عليم | ع ل مALM | ǎlīmun | bilir | All-Knower. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذا طلقتم النساء فبلغن اجلهن فامسكوهن بمعروف او سرحوهن بمعروف ولا تمسكوهن ضرارا لتعتدوا ومن يفعل ذلك فقد ظلم نفسه ولا تتخذوا ءايت الله هزوا واذكروا نعمت الله عليكم وما انزل عليكم من الكتب والحكمة يعظكم به واتقوا الله واعلموا ان الله بكل شىء عليم
Arapça (Harekeli)
وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِّتَعْتَدُوا وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ وَلَا تَتَّخِذُوا آيَاتِ اللَّهِ هُزُوًا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمَا أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Transliterasyon
Ve izâ tallaktumun nisâe fe belagne ecelehunne fe emsikûhunne bi ma’rûfin ev serrihûhunne bi ma’rûf(ma’rûfin), ve lâ tumsikûhunne dırâran li ta’tedû, ve men yef’al zâlike fe kad zaleme nefseh|u|, ve lâ tettehızû âyâtillâhi huzuvâ(huzuven), vezkurû ni’metallâhi aleykum ve mâ enzele aleykum minel kitâbi vel hikmeti yeızukum bih|î|, vettekûllâhe va’lemû ennallâhe bi kulli şey’in alîm(alîmun).
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">tha</span> <span class="u">t</span>allaqtumu a<span class="b">l</span>nnis<span class="u">a</span>afabalaghna ajalahunna faamsikoohunna bimaAAroofin aw sarri<span class="u">h</span>oohunnabimaAAroofin wal<span class="u">a</span> tumsikoohunna <span class="u">d</span>ir<span class="u">a</span>ranlitaAAtadoo waman yafAAal <span class="u">tha</span>lika faqad <span class="i"><span class="u">th</span></span>alamanafsahu wal<span class="u">a</span> tattakhi<span class="u">th</span>oo <span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>ti All<span class="u">a</span>hihuzuwan wa<span class="b">o</span><span class="u">th</span>kuroo niAAmata All<span class="u">a</span>hi AAalaykumwam<span class="u">a</span> anzala AAalaykum mina alkit<span class="u">a</span>bi wa<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>ikmatiyaAAi<span class="i"><span class="u">th</span></span>ukum bihi wa<span class="b">i</span>ttaqoo All<span class="u">a</span>ha wa<span class="b">i</span>AAlamooanna All<span class="u">a</span>ha bikulli shay-in AAaleem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Kadınları boşadınız da boşandıktan sonraki müddetlerini geçirdiler mi artık onları ya iyilikle tutun, yahut hoşlukla salıverin. Haklarında aşırı muâmelede bulunmak için zararlarına olarak onları zorla tutmayın. Bunu kim yaparsa ancak kendisine zarar eder. Allah'ın âyetlerini şaka sanmayın. Size verilen Allah nîmetlerini, öğüt vermek için indirdiği kitabı ve ondaki hikmeti anın. Sakının Allah'tan ve bilin ki o, her şeyi bilir.
Ali Bulaç
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamlamışlarsa, onları ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim böyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve Allah'ın size verdiği nimeti ve size öğüt olarak indirdiği Kitabı ve hikmeti anın. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah herşeyi bilendir.
Bayraktar Bayraklı
Böylece kadınları boşadığınızda ve onlar bekleme sürelerini bitirdiklerinde, artık onları ya iyilikle tutunuz veya iyilikle bırakınız. Ama istekleri dışında, eziyet etmek için alıkoymayınız. Kim böyle yaparsa kendine zulmetmiş olur. Allah'ın âyetlerini alaya almayınız. Allah'ın size olan nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayınız. Allah'tan sakınınız ve Allah'ın her şeyi hakkıyla bildiğini biliniz.
Diyanet İşleri
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikah altında tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendine kötülük etmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlenceye almayın. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üzere indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun. Bilesiniz ki Allah, her şeyi bilir.
Edip Yüksel
Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini (üç aybaşını) bitirdiler mi onları ya iyilikle yanınızda tutun veya iyilikle bırakın. İntikam almak için onlara zarar verecek şekilde tutmayın. Bunu yapan kendisine zulmetmiş olur. ALLAH'ın ayetlerini hafife almayın. ALLAH'ın size verdiği nimetlerini ve size öğüt vermek için size indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün. ALLAH'ı dinleyin ve bilin ki ALLAH her şeyi Bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir.
Erhan Aktaş
Boşadığınız kadınlar, iddetlerini* tamamlayınca, onları ya meşru bir şekilde tutun ya da meşru bir şekilde bırakın. Haklarını çiğneyip, zarar verecek şekilde onları tutmayın. Kim böyle davranırsa, kendisine zulmetmiş olur. Allah’ın ayetlerini hafife almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini; size öğüt vermek için indirdiği Kitap’ı ve Hikmet’i* aklınızdan çıkarmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Ve bilin ki Allah, Her Şeyi Gerçeğiyle Bilen’dir.
Hakkı Yılmaz
Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini de bitirdiklerinde, artık onları ya ma‘rûf ile tutun veya ma‘rûf ile salın, haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa kendi benliğine haksızlık etmiş olur. Allah'ın âyetlerini oyuncak da edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitabı ve haksızlık, bozgunculuk ve kargaşayı engellemek için konulmuş kanun, düstur ve ilkeleri hatırlayıp düşünün. Hem de Allah'ın koruması altına girin ve şüphesiz Allah'ın her şeyi en iyi bilen olduğunu bilin.
Muhammed Esed
Böylece, kadınlarınızı boşadığınızda ve onlar bekleme sürelerinin sonuna yaklaşmak üzere iken onları ya güzellikle alıkoyun ya da güzel bir şekilde bırakın. Ama, arzuları hilafına, eziyet etmek için alıkoymayın: Çünkü, böyle bir davranışta bulunan, (yalnızca) kendisine haksızlık etmiş olur. Ve Allah'ın (bu) mesajlarını önemsemezlik yapmayın; Allah'ın size lütfettiği nimetleri ve size öğüt için indirdiği vahyi ve hikmeti hatırlayın; Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, ve bilin ki Allah her şeyin aslını bilir.
Mustafa İslamoğlu
Bu şekilde kadınları boşadığınızda ve onlar da bekleme sürelerinin sonuna geldiklerinde, ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın! Onlara zarar vermek için alıkoymayın! Bu durumda haddi aşmış olursunuz. Kim de böyle yaparsa, elbette kendisine kötülük etmiş olur. Allah'ın ayetlerini hafife almayın! Allah'ın size olan nimetlerini, size öğüt vermek için size indirdiği vahyi ve hikmeti hatırlayın ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! İyi bilin ki Allah her şeyin aslını bilir.
Suat Yıldırım
Ey kocalar! Eşlerinizi boşar, onlar da iddetlerini bitirirlerse, artık ya onları iyilikle yanınızda tutar, yahut güzellikle salıverirsiniz! Onların hukukuna tecavüz etmek kasdıyla zarar vermek için eşlerinizi alıkoymayın! Kim böyle yaparsa kendine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini şakaya almayın! Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetleri ve sizi irşad etmek gayesiyle indirmiş olduğu kitap ve hikmeti hatırlayın, dile getirin, Allah'a karşı gelmekten sakının ve Allah'ın her şeyi hakkıyla bildiğini pek iyi bilin!*
Süleyman Ateş
Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini bitirdiler mi, ya onları iyilikle tutun, ya da iyilikle bırakın; haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim bunu yaparsa kendine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence yerine koymayın; Allah'ın size olan ni'metini ve size öğüt vermek için Kitap ve Hikmet'ten size indirdiklerini düşünün, Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi bilir.
Şaban Piriş
Kadınları boşadığınızda bekleme süreleri sona ererken, ya onları güzellikle tutun; ya da güzellikle bırakın fakat haklarına tecavüz etmek için, onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine zulmetmiş olur. Allahın ayetlerini eğlence edinmeyin. Allahın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitabı, hikmeti düşünün. Allahtan korkun ve bilin ki, Allah, şüphesiz her şeyi bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah herşeyi çok iyi bilmektedir.
Edip-Layth-Martha
If you have divorced the women, and they have reached their required interim period, then either remain together equitably, or part ways equitably. Do not reconcile with them so you can harm them out of animosity. Whoever does so is doing wickedness to his person. Do not take God's signs lightly; remember God's blessings towards you, and what was sent down to you of the book and the wisdom, He warns you with it. Be conscientious of God and know that God is Knowledgeable in all things.
Muhammad Asad
And so, when you divorce women and they are about to reach the end of their waiting-term, then either retain them in a fair manner or let them go in a fair manner. But do not retain them against their will in order to hurt [them]: for he who does so sins indeed against himself. And do not take [these] messages of God in a frivolous spirit; and remember the blessings with which God has graced you, and all the revelation and the wisdom which He has bestowed on you from on high in order to admonish you thereby; and remain conscious of God, and know that God has full knowledge of everything.
Rashad Khalifa
If you divorce the women, once they fulfill their interim (three menstruations), you shall allow them to live in the same home amicably, or let them leave amicably. Do not force them to stay against their will, as a revenge. Anyone who does this wrongs his own soul. Do not take GOD's revelations in vain. Remember GOD's blessings upon you, and that He sent down to you the scripture and wisdom to enlighten you. You shall observe GOD, and know that GOD is aware of all things.,
The Monotheist Group
And if you have divorced the women, and they have reached their required interim period, then either you remain together equitably, or part ways equitably. And do not reconcile with them so you can harm them out of animosity; whoever does so is doing wrong to his soul; and do not take the revelations of God as mockery. And remember the blessings of God upon you, and what was sent down to you of the Book and the wisdom, He warns you with it. And be aware of God and know that God is knowledgeable of all things.