Bakara Sûresi236. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (25 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1لاyoktur(There is) no
2جناحج ن حCNḪcunāHabir günahblame
3عليكمǎleykumsizeupon you
4إنineğerif
5طلقتمط ل قŦLGTalleḳtumuboşarsınızyou divorce
6النساءن س وNSVn-nisā'ekadınları[the] women
7ماwhom
8لمlemnot
9تمسوهنم س سMSStemessūhunnehenüz dokunmadanyou have touched
10أوevya danor
11تفرضواف ر ضFRŽtefriDūbelirlemedenyou specified
12لهنlehunneonlarafor them
13فريضةف ر ضFRŽferīDetenmehir(lerini)an obligation (dower).
14ومتعوهنم ت عMTAve mettiǔhunneve onları faydalandırsınAnd make provision for them -
15علىǎlāupon
16الموسعو س عVSAl-mūsiǐeli geniş olanthe wealthy
17قدرهق د رGD̃Rḳaderuhukendi gücü nisbetindeaccording to his means
18وعلىve ǎlāand upon
19المقترق ت رGTRl-muḳtirieli dar olan dathe poor
20قدرهق د رGD̃Rḳaderuhukendi gücü nisbetindeaccording to his means -
21متاعام ت عMTAmetāǎnbir geçimliklea provision
22بالمعروفع ر فARFbil-meǎ'rūfigüzelin a fair manner,
23حقاح ق قḪGGHaḳḳanbu bir borçtura duty
24علىǎlāüzerineupon
25المحسنينح س نḪSNl-muHsinīneiyilik edenlerinthe good-doers.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

لا جناح عليكم ان طلقتم النساء ما لم تمسوهن او تفرضوا لهن فريضة ومتعوهن على الموسع قدره وعلى المقتر قدره متعا بالمعروف حقا على المحسنين

Arapça (Harekeli)

لَّا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدَرُهُ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِنِينَ

Transliterasyon

Lâ cunâha aleykum in tallaktumun nisâe mâ lem temessûhunne ev tefridû lehunne farîdâh(farîdâten) ve mettiûhunne alel mûsiı kaderuhu ve alel muktiri kaderuh|u| metâan bil ma’rûf|i|, hakkan alel muhsinîn|e|.

Transliteration (Eng.)

L<span class="u">a</span> jun<span class="u">ah</span>a AAalaykum in <span class="u">t</span>allaqtumua<span class="b">l</span>nnis<span class="u">a</span>a m<span class="u">a</span> lam tamassoohunna aw tafri<span class="u">d</span>oolahunna faree<span class="u">d</span>atan wamattiAAoohunna AAal<span class="u">a</span>almoosiAAi qadaruhu waAAal<span class="u">a</span> almuqtiri qadaruhu mat<span class="u">a</span>AAanbi<span class="b">a</span>lmaAAroofi <span class="u">h</span>aqqan AAal<span class="u">a</span> almu<span class="u">h</span>sineen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Kadınları, onlara dokunmadan, yahut nikâh parası kesişmeden boşadınızsa beis yok. Ama onları da faydalandırın. Gücü yeten, gücü yettiği kadar, kudreti olmayan da kendi miktarınca ve örfe uygun olarak bir şey versin. Bu, ihsân sahiplerine bir borçtur.

Ali Bulaç

Kendilerine el sürmediğiniz, mehirlerini tespit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik edenler üzerinde bir haktır.

Bayraktar Bayraklı

Eğer kadınlarla cinsel ilişki kurmadan ve mehir kesmeden onları boşarsanız, bunda size bir günah yoktur. Ancak böyle durumlarda onları örfe uygun olarak faydalandırınız; imkanı geniş olan kendi gücüne, dar olan da kendi gücüne göre... Bu, güzel davrananlar üzerine bir yükümlülüktür.

Diyanet İşleri

Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluğu yoktur. Bu durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.

Edip Yüksel

Henüz dokunmadan, yahut mehirlerini biçmeden önce kadınları boşamanızda bir sakınca yok. Bu durumda ödemede bulunun. Zengin, kendi gücü oranında, yoksul da kendi gücü oranında verdikleri zarara uygun bir tazminat vermeli. Bu, güzel davrananların görevidir.*

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.

Erhan Aktaş

Henüz dokunmadığınız veya mehirlerini* daha tespit etmediğiniz kadınları boşamanız durumunda bir bedel ödemeseniz de olur. Ancak maddi durumu iyi olan kendi imkânına göre, iyi olmayan da kendi imkânına göre onları meşru bir şekilde yararlandırsın. Bu, iyi kimselerin üzerinde bir haktır.

Hakkı Yılmaz

Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir* ayarlamadan/belirlemeden boşarsanız size bir vebal yoktur. Ve onları kazançlandırın. Geniş olan hâline göre, eli dar olan da hâline göredir. Örfe uygun/herkesçe kabul gören bir şekle göre kazanç, iyilik-güzellik üretenler üzerine bir borçtur.

Muhammed Esed

Henüz dokunmadığınız veya mehir tespit etmediğiniz kadınları boşamanızda bir günah yoktur; ancak (böyle bir durumda bile) onlar için gerekli tedarikleri yapın; imkanları çok olan kendi gücüne dar olan da (yine) kendi gücüne göre adil şekilde bir tedarikte bulunsun; bu, güzel davranan herkesin üzerinde bir yükümlülüktür.

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine henüz dokunmadığınız ya da bir mehir tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda size bir vebal yoktur. Ne ki (bu durumda dahi) onlara destek olun! Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olan da gücü yettiği miktar makul bir biçimde geçimlik tedarik etsin! Bu, Allah'ı görür gibi inanan herkesin üzerine bir yükümlülüktür.

Suat Yıldırım

Henüz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları boşamanızda size günah yoktur. Zengin kudretince, eli dar olan, kendi halince olmak üzere onlara münasip tarzda müt'a versin. İyiliği şiar edinenlere, bunu yapmak bir borçtur.

Süleyman Ateş

Henüz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları boşarsınız size bir günah yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar bir şey verin). Eli geniş olan, kendi gücü nisbetinde, eli dar olan da kendi kaderince güzel bir şekilde faydalandırmalı(herkesgücü ölçüsünde bir şey vermeli)dir. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur.

Şaban Piriş

Kadınlara temas etmeden ve mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine dokunmadan veya onlar için herhangi bir mehir belirlemeden kadınları boşamanızda sizin için günah yoktur. Ancak onları nimetlendirin. İmkanları geniş olan kendi gücünce yapar bunu, imkanları sınırlı olan da kendi gücünce yapar. Örfe uygun bir nimetlendirme... Güzel düşünüp güzel davrananlar üzerine bir borç...

Edip-Layth-Martha

There is no blame on you if you divorce the women before having sexual intercourse with them, or before committing to what was agreed for them. Let them have compensation, the rich according to his means, and the poor according to his means. Compensation, which is according to the recognized norms, is a responsibility for good-doers.*

Muhammad Asad

You will incur no sin if you divorce women while you have not yet touched them nor settled a dower upon them;* but [even in such a case] make provision for them - the affluent according to his means, and the straitened according to his means - a provision in an equitable manner: this is a duty upon all who would do good.*

Rashad Khalifa

You commit no error by divorcing the women before touching them, or before setting the dowry for them. In this case, you shall compensate them - the rich as he can afford and the poor as he can afford - an equitable compensation. This is a duty upon the righteous.,

The Monotheist Group

There is no sin upon you if you divorce the women before having sexual intercourse with them, or before setting the dowry for them. Let them have recompense, the rich according to his means, and the poor according to his means. A recompense in kindness, a responsibility for the good doers.