Bakara Sûresi237. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (35 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإن | — | ve in | ve eğer | And if |
| 2 | طلقتموهن | ط ل قŦLG | Talleḳtumūhunne | onları boşarsanız | you divorce them |
| 3 | من | — | min | from | |
| 4 | قبل | ق ب لGBL | ḳabli | önce | before |
| 5 | أن | — | en | [that] | |
| 6 | تمسوهن | م س سMSS | temessūhunne | henüz dokunmadan | you (have) touched them |
| 7 | وقد | — | veḳad | takdirde | while already |
| 8 | فرضتم | ف ر ضFRŽ | feraDtum | (bir mehir) tesbit ettiğiniz | you have specified |
| 9 | لهن | — | lehunne | onlar için | for them |
| 10 | فريضة | ف ر ضFRŽ | ferīDeten | vermeniz gerekir | an obligation (dower), |
| 11 | فنصف | ن ص فNṦF | feniSfu | yarısını | then (give) half |
| 12 | ما | — | mā | şeyin (mehrin) | (of) what |
| 13 | فرضتم | ف ر ضFRŽ | feraDtum | tesbit ettiğiniz | you have specified, |
| 14 | إلا | — | illā | hariç | unless |
| 15 | أن | — | en | [that] | |
| 16 | يعفون | ع ف وAFV | yeǎ'fūne | (kadının) vazgeçmesi | they (women) forgo (it) |
| 17 | أو | — | ev | veya | or |
| 18 | يعفو | ع ف وAFV | yeǎ'fuve | vazgeçmesi | forgoes |
| 19 | الذي | — | lleƶī | kimsenin (erkeğin) | the one |
| 20 | بيده | ي د يYD̃Y | biyedihi | elinde olan | in whose hands |
| 21 | عقدة | ع ق دAGD̃ | ǔḳdetu | akdi | (is the) knot |
| 22 | النكاح | ن ك حNKḪ | n-nikāHi | nikah | (of) the marriage. |
| 23 | وأن | — | ve en | And that | |
| 24 | تعفوا | ع ف وAFV | teǎ'fū | (erkekler) sizin affetmeniz | you forgo, |
| 25 | أقرب | ق ر بGRB | eḳrabu | daha yakındır | (is) nearer |
| 26 | للتقوى | و ق يVGY | litteḳvā | takvaya | to [the] righteousness. |
| 27 | ولا | — | ve lā | And (do) not | |
| 28 | تنسوا | ن س يNSY | tensevu | unutmayın | forget |
| 29 | الفضل | ف ض لFŽL | l-feDle | iyilik etmeyi | the graciousness |
| 30 | بينكم | ب ي نBYN | beynekum | birbirinize | among you. |
| 31 | إن | — | inne | şüphesiz | Indeed, |
| 32 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 33 | بما | — | bimā | -şeyleri | of what |
| 34 | تعملون | ع م لAML | teǎ'melūne | yaptıkları- | you do |
| 35 | بصير | ب ص رBṦR | beSīrun | görür | (is) All-Seer. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وان طلقتموهن من قبل ان تمسوهن وقد فرضتم لهن فريضة فنصف ما فرضتم الا ان يعفون او يعفوا الذى بيده عقدة النكاح وان تعفوا اقرب للتقوى ولا تنسوا الفضل بينكم ان الله بما تعملون بصير
Arapça (Harekeli)
وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إِلَّا أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَ الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ وَأَن تَعْفُوا أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَلَا تَنسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ إِنَّ اللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Transliterasyon
Ve in tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne ve kadfaradtum lehunne farîdaten fe nısfu mâ faradtum illâen ya’fûne ev ya’fuvellezî bi yedihî ukdetun nikâh|ı|, ve en ta’fû akrabu lit takvâ ve lâ tensevul fadla beynekum innallâhe bi mâ ta’melûne basîr(basîrun).
Transliteration (Eng.)
Wa-in <span class="u">t</span>allaqtumoohunna min qabli antamassoohunna waqad fara<span class="u">d</span>tum lahunna faree<span class="u">d</span>atanfani<span class="u">s</span>fu m<span class="u">a</span> fara<span class="u">d</span>tum ill<span class="u">a</span> an yaAAfoonaaw yaAAfuwa alla<span class="u">th</span>ee biyadihi AAuqdatu a<span class="b">l</span>nnik<span class="u">ah</span>iwaan taAAfoo aqrabu li<span class="b">l</span>ttaqw<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span> tansawooalfa<span class="u">d</span>la baynakum inna All<span class="u">a</span>ha bim<span class="u">a</span>taAAmaloona ba<span class="u">s</span>eer<span class="b">un </span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlara dokunmadan boşarsanız nikâh parası kesmiş olduğunuz takdîrde kabul ettiğiniz paranın yarısını vermeniz gerek. Ancak kadın, hakkını bağışlar, yahut nikâhın düğümü kimin elindeyse o, bu hakkı bahşederse bu ayrı. Sizin bağışlamanız, takvaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlüğü unutmayın. Şüphe yok ki Allah, yaptıklarınızı görür.
Ali Bulaç
Eğer onlara mehir tespit eder de, el sürmeden boşarsanız, bu durumda -kendileri veya nikah bağı elinde olanın bağışlaması hariç- tespit ettiğiniz (mehr)in yarısı onlarındır. Sizin (tümünü veya fazlasını) bağışlamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlüğü (derece farkını) unutmayın. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.
Bayraktar Bayraklı
Eğer onları, cinsel ilişkiye girmeden boşar da, mehir tayin etmiş bulunursanız, o vakit üzerinize düşen yükümlülük, tayin ettiğiniz mehrin yarısını vermektir. Ancak, kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın vazgeçmesi hali müstesna! Mehirden vazgeçmeniz takvâya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayınız. Şüphesiz ki Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür.
Diyanet İşleri
Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğiniz kadınları, temas etmeden boşarsanız, tayin ettiğiniz mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın (velinin) vazgeçmesi hali müstesna, affetmeniz (mehirden vaz geçmeniz), takvaya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür.
Edip Yüksel
Mehir biçtikten sonra, ancak onlara dokunmadan önce onları boşamışsanız kendilerine söz verdiğiniz mehrin yarısını vermelisiniz. Ancak, kadın hakkından vazgeçerse veya koca mehrin tümünü vermek isterse başka… Vazgeçmeniz daha erdemli bir davranıştır. Aranızdaki dostluğu unutmayın. ALLAH yaptıklarınızı Görendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görür.
Erhan Aktaş
Mehrinin miktarını tespit edip de kendilerine dokunmadığınız kadınları boşarsanız, belirlenen mehrin yarısı onlarındır. Ancak kendisinin veya nikâh akdini elinde tutanın, bundan vazgeçmesi hariç. Bununla birlikte, mehrin tamamının verilmesi takvaya daha uygundur. Kuşkusuz, Allah, yaptığınız her şeyi görür.
Hakkı Yılmaz
Ve eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse/velisi bağışlarsa başka. Ve bağışlamanız, Allah'ın koruması altına girmeye daha yakındır. Aranızdaki fazlalığı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı en iyi görendir.
Muhammed Esed
Ve eğer dokunmadan önce, ama mehrini karşıladıktan sonra onları boşarsanız, o zaman, kararlaştırdığınızın yarısı(nı verin), ancak onların taleplerinden vazgeçmeleri veya nikah bağını elinden tutanın (mehrin yarısı ile ilgili) talebinden vazgeçmesi hali müstesna: Size düşenden vazgeçmeniz, Allah'a karşı sorumluluk bilincine daha uygundur. Ve birbirinize karşı lütufkar davranma(nız gereği)ni unutmayın: Doğrusu Allah bütün yaptıklarınızı görür.
Mustafa İslamoğlu
Eğer kendilerine dokunmadan fakat mehirlerini tesbit ettikten sonra boşarsanız, bu durumda tesbit ettiğiniz miktarın yarısı onlarındır; ancak onların bundan vazgeçmeleri ya da nikah bağını elinde tutan kimsenin vazgeçmesi müstesna. Vazgeçmeniz takvaya daha uygundur, zira birbirine karşı fedakarca davranmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın: çünkü Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.
Suat Yıldırım
Bir mehir belirlemiş olarak, kendilerine dokunmadan eşlerinizi boşarsanız, bu takdirde belirlediğiniz mehrin yarısını vermeniz gerekir. Ancak eşler yahut nikâh bağı elinde bulunan kocalar, gözü tok davranırsa başka! (Bu durumda kadın mehrinden vazgeçebilir veya erkek mehrin tamamını verebilir). Ey kocalar, sizin bağışlamanız (müsamaha gösterip mehrin tamamını bırakmanız) takvâya daha uygun düşer! Birbirinize lütuf ve mürüvvet göstermeyi unutmayın. Allah sizin bütün işlediklerinizi görür.
Süleyman Ateş
Bir mehir kestiğiniz takdirde, henüz dokunmadan onları boşamışsanız, kestiğinizin yarısını (verin). Ancak kadınlar vazgeçer, yahut nikah bağı elinde bulunan (erkek) vazgeçerse başka. (Erkekler,) Sizin affetmeniz (müsamaha gösterip mehrin tümünü vermeniz) takvaya daha yakındır. Aranızda birbirinize iyilik etmeyi unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görür.
Şaban Piriş
Eğer onlara mehir biçer de temas etmeden onları boşarsanız, -kendileri veya nikah akdi ellerinde olan kimsenin bağışlaması müstesna -belirlediğiniz mehrin yarısını onlara verin. Mehrin hepsini bağışlamanız takvaya daha uygundur. Aranızdaki iyiliği unutmayın. Allah, şüphesiz yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir mehir belirlemişseniz ve kadınları hiç dokunmadan boşamışsanız kestiğiniz mehirin yarısını verin. Ancak kadınların vazgeçmesi ile, nikah bağı elinde bulunan erkeğin durumu müstesna. Erkekler olarak sizin vazgeçmeniz takvaya daha yakındır. Aranızdaki lütufkarlık farkını unutmayın. Allah, yapmakta olduklarınızı en iyi şekilde görmektedir.
Edip-Layth-Martha
If you divorce them before having sexual intercourse with them, but you have already agreed to the dowry, then you must give half of what you have agreed, unless they forgive or the guardian over the marriage contract forgives. If you forgive, it is closer to awareness. Do not forget the favor between you; God is Seer over what you do.
Muhammad Asad
And if you divorce them before having touched them, but after having settled a dower upon them, then [give them] half of what you have settled - unless it be that they forgo their claim or he in whose hand is the marriage-tie* forgoes his claim [to half of the dower]: and to forgo what is due to you is more in accord with God-consciousness. And forget not [that you are to act with] grace towards one another: verily, God sees all that you do.
Rashad Khalifa
If you divorce them before touching them, but after you had set the dowry for them, the compensation shall be half the dowry, unless they voluntarily forfeit their rights, or the party responsible for causing the divorce chooses to forfeit the dowry. To forfeit is closer to righteousness. You shall maintain the amicable relations among you. GOD is Seer of everything you do.,
The Monotheist Group
And if you divorce them before having sexual intercourse with them, but you have already set the dowry for them; then you must give half of what you have agreed, unless they forgive or the guardian over the marriage contract forgives. And if you forgive, it is closer to righteousness. And do not forget the favor between you; God is Seer of what you do.