Bakara Sûresi260. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (39 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | ve bir zaman | And when |
| 2 | قال | ق و لGVL | ḳāle | demişti | said |
| 3 | إبراهيم | — | ibrāhīmu | İbrahim | Ibrahim, |
| 4 | رب | ر ب بRBB | rabbi | Rabbim | """My Lord" |
| 5 | أرني | ر ا يREY | erinī | bana göster | show me |
| 6 | كيف | ك ي فKYF | keyfe | nasıl | how |
| 7 | تحيي | ح ي يḪYY | tuHyī | dirilttiğini | You give life |
| 8 | الموتى | م و تMVT | l-mevtā | ölüleri | "(to) the dead.""" |
| 9 | قال | ق و لGVL | ḳāle | (Allah) dedi | He said, |
| 10 | أولم | — | evelem | yoksa | """Have not" |
| 11 | تؤمن | ا م نEMN | tu'min | inanmadın mı | "you believed?""" |
| 12 | قال | ق و لGVL | ḳāle | (İbrahim) dedi ki | He said, |
| 13 | بلى | — | belā | Hayır (inandım) | """Yes" |
| 14 | ولكن | — | velākin | fakat | [and] but |
| 15 | ليطمئن | ط م نŦMN | liyeTmeinne | tatmin olması için | to satisfy |
| 16 | قلبي | ق ل بGLB | ḳalbī | kalbimin | "my heart.""" |
| 17 | قال | ق و لGVL | ḳāle | dedi | He said |
| 18 | فخذ | ا خ ذ EḢZ̃ | feḣuƶ | o halde tut | """Then take" |
| 19 | أربعة | ر ب عRBA | erbeǎten | dördünü | four |
| 20 | من | — | mine | -dan | of |
| 21 | الطير | ط ي رŦYR | T-Tayri | kuşlar- | the birds |
| 22 | فصرهن | ص و رṦVR | fe Surhunne | onları alıştır | and incline them |
| 23 | إليك | — | ileyke | kendine | towards you, |
| 24 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 25 | اجعل | ج ع لCAL | c'ǎl | koy | put |
| 26 | على | — | ǎlā | üzerine | on |
| 27 | كل | ك ل لKLL | kulli | her | each |
| 28 | جبل | ج ب لCBL | cebelin | dağın | hill |
| 29 | منهن | — | minhunne | onlardan | of them |
| 30 | جزءا | ج ز اCZE | cuz'en | bir parça | "a portion;" |
| 31 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 32 | ادعهن | د ع وD̃AV | d'ǔhunne | onları (kendine) çağır | call them, |
| 33 | يأتينك | ا ت يETY | ye'tīneke | sana gelecekler | they will come to you |
| 34 | سعيا | س ع يSAY | seǎ'yen | koşarak | (in) haste. |
| 35 | واعلم | ع ل مALM | veǎ'lem | bil ki | And know |
| 36 | أن | — | enne | şüphesiz | that |
| 37 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 38 | عزيز | ع ز زAZZ | ǎzīzun | daima üstün | (is) All-Mighty, |
| 39 | حكيم | ح ك مḪKM | Hakīmun | hüküm ve hikmet sahibidir | All-Wise. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ قال ابرهم رب ارنى كيف تحى الموتى قال اولم تومن قال بلى ولكن ليطمئن قلبى قال فخذ اربعة من الطير فصرهن اليك ثم اجعل على كل جبل منهن جزءا ثم ادعهن ياتينك سعيا واعلم ان الله عزيز حكيم
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ أَرِنِي كَيْفَ تُحْيِي الْمَوْتَى قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَى وَلَكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِي قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ اجْعَلْ عَلَى كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ادْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَاعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Transliterasyon
Ve iz kâle ibrâhîmu rabbî erinî keyfe tuhyil mevtâ kâle e ve lem tu’min kâle belâ ve lâkin li yatmainne kalbî kâle fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec’al alâ kulli cebelin minhunne cuz’en summed’uhunne ye’tîneke sa’yâ(sa’yen), va’lem ennallâhe azîzun hakîm(hakîmun).
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> q<span class="u">a</span>la ibr<span class="u">a</span>heemurabbi arinee kayfa tu<span class="u">h</span>yee almawt<span class="u">a</span> q<span class="u">a</span>la awalam tu/min q<span class="u">a</span>la bal<span class="u">a</span> wal<span class="u">a</span>kin liya<span class="u">t</span>ma-innaqalbee q<span class="u">a</span>la fakhu<span class="u">th</span> arbaAAatan mina a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>ayrifa<span class="u">s</span>urhunna ilayka thumma ijAAal AAal<span class="u">a</span> kulli jabalinminhunna juz-an thumma odAAuhunna ya/teenaka saAAyan wa<span class="b">i</span>AAlamanna All<span class="u">a</span>ha AAazeezun <span class="u">h</span>akeem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
An o zamanı da, hani İbrahîm, Rabbim demişti, ölüyü nasıl diriltirsin? Allah, inanmıyor musun demişti de İbrahîm, evet, inanıyorum ama kalbim tam yatışsın, iyice anlayayım demişti. Allah da demişti ki: Dört kuş al, onları kesip paramparça et, parçalarını birbirine kat, sonra o karışık parçalardan her birini bir dağın üstüne koy, sonra da onları çağır, koşarak sana gelecekler. Bil ki Allah, şüphe yok ki pek yücedir, hikmet sahibidir.
Ali Bulaç
Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi. "Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."
Bayraktar Bayraklı
Hani İbrâhim, “Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!” demişti. O da, “Yoksa inanmıyor musun?” diye sormuştu. İbrâhim, “Evet, inanıyorum ama kalbim tamamen doyuma ulaşsın” deyince Allah, “Dört kuş al ve onlara sana itaat etmeyi öğret, sonra onları her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da onları çağır. Uçarak sana gelecekler. Bil ki Allah, her şeyden üstündür, hikmet sahibidir” dedi.
Diyanet İşleri
İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azizdir, hakimdir, buyurdu.*
Edip Yüksel
İbrahim, "Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" demişti. "Yoksa onaylamıyor musun" dedi. "Elbette; ancak kalbimi güçlendirmesi için" dedi. "Dört kuş al ve onları iyice incele. Sonra her bir dağın üzerine onlardan bir parça yerleştir. Daha sonra onları çağır. Sana hemen gelecekler. Bilesin ki ALLAH Güçlüdür, Bilgedir" dedi.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
Erhan Aktaş
Hani bir zamanlar İbrahim: “Ey Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster.” demişti. Allah: “İnanmıyor musun?” deyince; İbrahim: “Hayır, inanıyorum; ancak kalbimin yatışmasını istiyorum.” dedi. Allah: “Kuşlardan dört tane tut, onları iyice tanı, sonra her dağın başına onlardan bir parça koy, sonra onları çağır, koşarak sana gelecekler.” dedi. Allah, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren’dir.
Hakkı Yılmaz
Bir zamanlar İbrâhîm de, “Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!” demişti. Allah, “İnanmadın mı ki?” dedi. İbrâhîm, “İnandım, fakat kalbim tüm soru işaretlerini gidererek rahata kavuşsun diye” dedi. Allah, “Hemen kuşlardan dördünü tut da onları kendine alıştır. Sonra her dağın üzerine onlardan bir parça bırak. Sonra da kuşları çağır, koşa koşa/ hızlıca sana gelecekler. Ve bil ki, Allah, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan/mutlak galip olandır, en iyi yasa koyan, bozulmayı iyi engelleyen/sağlam yapandır” dedi.
Muhammed Esed
Hani İbrahim, "Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!" demişti. O da, "Yoksa inancın yok mu?" diye sormuştu. (İbrahim) cevap vermişti: "Hayır, ama (görmeme izin ver) ki kalbim tamamen mutmain olsun." "Öyleyse" demişti Allah, "Dört kuş al ve onlara sana itaat etmeyi öğret; sonra onları (etrafındaki) her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da çağır: uçarak sana gelecekler. Bil ki Allah her şeye kâdirdir, hikmet sahibidir."
Mustafa İslamoğlu
Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim, ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster!" O da, "Yoksa inanmadın mı?" diye sordu. Cevap verdi: "Hayır, fakat kalbim mutmain olsun diye." O da, "O halde dört kuş al ve onları kendine (itaate) alıştır; bunun ardından onları ayrı ayrı bir tepeye sal ve onları çağır; uçarak sana gelecekler: İyi bil ki Allah her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet edendir."
Suat Yıldırım
Bir vakit de İbrâhim: “Ya Rabbî, ölüleri nasıl dirilteceğini bana gösterir misin? ” demişti. Allah: “Ne o, yoksa buna inanmadın mı? ” dedi. İbrâhim şöyle cevap verdi: “Elbette inandım, lâkin sırf kalbim tatmin olsun diye bunu istedim. ” Allah ona: “Dört kuş tut, onları kendine alıştır. Sonra kesip her dağın başına onlardan birer parça koy. Sonra da onları çağır! Koşa koşa sana geleceklerdir. İyi bil ki Allah azizdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir). {KM, Tekvin 15, 9-10. 17}
Süleyman Ateş
İbrahim de bir zaman: "Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. (Allah); "İnanmadın mı?" dedi, (İbrahim): "Hayır (inandım), fakat kalbim kuvvet bulsun diye (görmek istiyorum) dedi. "O halde kuşlardan dördünü tut, onları kendine çek (kendine alıştır), sonra her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra onları kendine çağır; koşarak sana gelecekler. Bil ki, Allah daima üstün, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.*
Şaban Piriş
İbrahim;-Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster, demişti. (Allah da:) -İnanmıyor musun? buyurunca:-Şüphesiz inanıyorum, fakat kalbimin tatmin olması için! (istiyorum) demişti.-Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her parçasını bir dağın üzerine koy, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Hani İbrahim de şöyle yakarmıştı: "Rabbim, göster bana, nasıl diriltiyorsun ölüleri?" "İnanmadın mı?" diye sordu. "İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için..." Allah dedi ki: "Kuşlardan dört tane al, onları kendine ısındırıp alıştır. Sonra her dağın üstüne onlardan bir parça koy. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah Aziz'dir, Hakim'dir."
Edip-Layth-Martha
Abraham said, "My Lord, show me how you resurrect the dead." He said, "Do you not already acknowledge?" He said, "I do, but to assure my heart." He said, "Choose four birds, then cut them, then place parts of the birds on each mountain, then call them to you; they will come racing towards you. Know that God is Noble, Wise."*
Muhammad Asad
And, lo, Abraham said: "O my Sustainer! Show me how Thou givest life unto the dead!" Said He: "Hast thou, then, no faith?" (Abraham) answered: "Yea, but [let me see it] so that my heart may be set fully at rest." Said He: "Take, then, four birds and teach them to obey thee;* . then place them separately on every hill [around thee]; then summon them: they will come flying to thee. And know that God is almighty, wise."*
Rashad Khalifa
Abraham said, "My Lord, show me how You revive the dead." He said, "Do you not believe?" He said, "Yes, but I wish to reassure my heart." He said, "Take four birds, study their marks, place a piece of each bird on top of a hill, then call them to you. They will come to you in a hurry. You should know that GOD is Almighty, Most Wise.",
The Monotheist Group
And Abraham said: "My Lord, show me how you resurrect the dead." He said: "Do you not already believe?" He said: "I do, but it is so my heart can be relieved." He said: "Choose four birds, then cut them, then place parts of the birds on each mountain, then call them to you; they will come racing towards you. And know that God is Noble, Wise."