Bakara Sûresi266. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (35 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | أيود | و د دVD̃D̃ | eyeveddu | ister mi ki? | Would like |
| 2 | أحدكم | ا ح دEḪD̃ | eHadukum | biriniz | any of you |
| 3 | أن | — | en | that | |
| 4 | تكون | ك و نKVN | tekūne | olmasını | it be |
| 5 | له | — | lehu | kendisinin | for him |
| 6 | جنة | ج ن نCNN | cennetun | bir bahçesi | a garden, |
| 7 | من | — | min | -dan | of |
| 8 | نخيل | ن خ لNḢL | neḣīlin | hurmalar- | date-palms |
| 9 | وأعناب | ع ن بANB | ve eǎ'nābin | ve üzümler(den) | and grapevines |
| 10 | تجري | ج ر يCRY | tecrī | akan | flowing |
| 11 | من | — | min | [from] | |
| 12 | تحتها | ت ح تTḪT | teHtihā | altından | underneath it |
| 13 | الأنهار | ن ه رNHR | l-enhāru | ırmaklar | the rivers, |
| 14 | له | — | lehu | bulunan | for him |
| 15 | فيها | — | fīhā | içinde | in it |
| 16 | من | — | min | of | |
| 17 | كل | ك ل لKLL | kulli | her çeşit | all (kinds) |
| 18 | الثمرات | ث م رS̃MR | ṧ-ṧemerāti | meyvası | (of) [the] fruits, |
| 19 | وأصابه | ص و بṦVB | ve eSābehu | ve kendisine geldiğinde | and strikes him |
| 20 | الكبر | ك ب رKBR | l-kiberu | ihtiyarlık | [the] old age |
| 21 | وله | ل هLH | ve lehu | ve onlar | and [for] his |
| 22 | ذرية | ذ ر رZ̃RR | ƶurriyyetun | ve çocuklarının bulunduğu | children |
| 23 | ضعفاء | ض ع فŽAF | Duǎfā'u | aciz | (are) weak |
| 24 | فأصابها | ص و بṦVB | feeSābehā | isabet etsin | then falls on it |
| 25 | إعصار | ع ص رAṦR | iǎ'Sārun | birden bir kasırga | whirlwind, |
| 26 | فيه | — | fīhi | onlara | in it |
| 27 | نار | ن و رNVR | nārun | ateşli | (is) fire |
| 28 | فاحترقت | ح ر قḪRG | feHteraḳat | yakıp kül etsin | then it is burnt. |
| 29 | كذلك | — | keƶālike | böylece | Thus |
| 30 | يبين | ب ي نBYN | yubeyyinu | açıklıyor | makes clear |
| 31 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 32 | لكم | — | lekumu | size | for you |
| 33 | الآيات | ا ي يEYY | l-āyāti | ayetleri | (His) Signs |
| 34 | لعلكم | — | leǎllekum | umulurki | so that you may |
| 35 | تتفكرون | ف ك رFKR | tetefekkerūne | düşünürsünüz | ponder. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ايود احدكم ان تكون له جنة من نخيل واعناب تجرى من تحتها الانهر له فيها من كل الثمرت واصابه الكبر وله ذرية ضعفاء فاصابها اعصار فيه نار فاحترقت كذلك يبين الله لكم الءايت لعلكم تتفكرون
Arapça (Harekeli)
أَيَوَدُّ أَحَدُكُمْ أَن تَكُونَ لَهُ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ لَهُ فِيهَا مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَأَصَابَهُ الْكِبَرُ وَلَهُ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَاءُ فَأَصَابَهَا إِعْصَارٌ فِيهِ نَارٌ فَاحْتَرَقَتْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ
Transliterasyon
E yeveddu ehadukum en tekûne lehu cennetun min nahîlin ve a’nâbin tecrî min tahtihel enhâru, lehû fîhâ min kullis semarâti ve esâbehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafâu fe esâbehâ ı’sârun fîhi nârun fahterakat kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Ayawaddu a<span class="u">h</span>adukum an takoona lahujannatun min nakheelin waaAAn<span class="u">a</span>bin tajree min ta<span class="u">h</span>tih<span class="u">a</span>al-anh<span class="u">a</span>ru lahu feeh<span class="u">a</span> min kulli a<span class="b">l</span>ththamar<span class="u">a</span>tiwaa<span class="u">sa</span>bahu alkibaru walahu <span class="u">th</span>urriyyatun <span class="u">d</span>uAAaf<span class="u">a</span>ofaa<span class="u">sa</span>bah<span class="u">a</span> iAA<span class="u">sa</span>run feehi n<span class="u">a</span>run fa<span class="b">i</span><span class="u">h</span>taraqatka<span class="u">tha</span>lika yubayyinu All<span class="u">a</span>hu lakumu al-<span class="u">a</span>y<span class="u">a</span>tilaAAallakum tatafakkaroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Biriniz arzular mı ki onun bir hurma fidanlığı, bir üzüm bağı olsun, kıyısından ırmaklar aksın, o fidanlıkta, o bağda bütün meyveler yetişsin, kendisi de ihtiyarlığa düşsün, küçük ve âciz dölü-döşü bulunsun da tam bu çağda fidanlığına, bağına, yakıp kavurucu bir sam yeli gelip çatsın, bahçe ve bağ, yanıp mahvolsun? İşte Allah, düşünürsünüz diye size delillerini böyle açıklar.
Ali Bulaç
Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, üzümlerden bir bahçesi olsun, içinde kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları olsun (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. İşte Allah size ayetleri böyle açıklar, ki düşünesiniz.
Bayraktar Bayraklı
Sizden biri arzu eder mi ki, hurma ve üzüm bağları bulunan ve içinden ırmaklar akan, ayrıca içinde meyvenin her çeşidi bulunan bir bahçesi olsun da tam kendisine ihtiyarlık çöküp, küçük ve güçsüz çocuklarının bulunduğu bir anda ateşli bir kasırga kopsun ve bahçesini kasıp kavursun? İşte Allah düşünesiniz diye size böylece delilerini açıklıyor.
Diyanet İşleri
Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından sular akan ve kendisi için orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakıma muhtaç çoluk çocuğu varken kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet ederek yakıp kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) İşte düşünüp anlayasınız diye Allah size ayetleri açıklar.*
Edip Yüksel
Biriniz ister mi ki, altından ırmaklar akan, her çeşit meyveyi içeren hurma ve üzüm bahçelerine ve küçük çocuklara sahip olsun da, kendisine yaşlılık, bahçesine de ateşli bir kasırga vursun yakıp kül etsin. Düşünmeniz için ALLAH size ayetlerini böyle açıklar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hiç biriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük, zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüz.
Erhan Aktaş
Sizden biriniz ister mi ki: Kendisi yaşlanmış ve bakıma muhtaç çocukları da varken, içinde nehirler akan, her türlü meyvesi olan, hurma ve üzüm ağaçları bulunan bahçesini ateşten bir kasırga gelip yaksın. İşte, Allah, düşünesiniz diye ayetlerini böyle açıklıyor.
Hakkı Yılmaz
Hiç biriniz ister mi ki kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve zayıf soyu olsun. Derken ona ateşli bir bora isâbet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, iyiden iyiye düşünürsünüz diye âyetlerini size böylece açığa koyuyor.
Muhammed Esed
Sizden biriniz, içinden ırmaklar akan ve çeşit çeşit meyve ile dolu bir hurma ve asma bahçesine sahip olmayı -ama sonra da sadece (bakıma muhtaç) zayıf çocuklarıyla yaşlılığa terkedilmeyi- ve sonra kızgın bir kasırganın bahçeye isabet edip onu tamamen kasıp kavurmasını ister mi? Belki düşünürsünüz diye Allah mesajlarını size böylece açıklar.
Mustafa İslamoğlu
Sizden biri, zemininden ırmaklar çağlayan, içerisinde her tür meyve yetişen asma ve hurma bahçesine sahip olsun, bu halde bakıma muhtaç çocuklarıyla yaşlılık yakasına yapışsın ve ardından samyeli vurup da onu yakıp kavursun ister mi? İşte Allah, belki düşünürsünüz diye mesajları size böyle açıklıyor.
Suat Yıldırım
Sizden herhangi biriniz hiç arzu eder mi ki: Kendisinin hurmalığı ve üzüm bağı bulunsun, Bahçede dereler akıyor, içinde her türlü mahsulatı bulunuyor. Ama kendisinin üstüne de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez, bakıma muhtaç küçük çocukları var. Derken… ateşli bir kasırga kopsun da bağı kasıp kavursun? İşte Allah âyetlerini size böyle apaçık bildirir. Olur ki iyi düşünürsünüz. [59, 21]
Süleyman Ateş
Biriniz ister mi ki, kendisinin altından ırmaklar akan, içinde her çeşit meyvası bulunan, hurmalardan ve üzümlerden oluşmuş bir bahçesi olsun; kendisinin üstüne tam ihtiyarlığın çöktüğü, aciz çocuklarının da bulunduğu bir sırada birden ateşli bir kasırga gelsin de bahçeyi yakıp kül etsin? Allah, düşünesiniz diye size ayetleri böyle açıklıyor.
Şaban Piriş
Sizden biri arzu eder mi ki, hurma ve üzüm bağları bulunan ve içinden ırmaklar akan, ayrıca içinde meyvenin her çeşidi bulunan bir bahçesi olsun da, tam kendisine ihtiyarlık çöküp, küçük ve güçsüz çocuklarının bulunduğu bir anda ateşli bir kasırga kopsun ve bahçesini kasıp kavursun? İşte Allah, ayetlerini, düşünesiniz diye böyle açıklıyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Herhangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, içinde her türlü meyvası olan, hurmalardan, üzümlerden oluşmuş bir bahçesi bulunsun, kendisinin güçsüz-çaresiz yavruları da olsun ve bu haldeyken üstüne ihtiyarlık çöksün, tam bu sırada o bahçeye alevli bir bora isabet etsin de bahçe, baştan başa yansın. Allah size ayetleri işte bu şekilde açık-seçik bildiriyor ki, inceden inceye ve derinden derine düşünebilesiniz.
Edip-Layth-Martha
Does anyone of you desire that he have a garden with palm trees and grapevines, and rivers flowing beneath it, and in it for him are all kinds of fruits, then he is afflicted with old age and his progeny is weak, and a whirlwind with fire strikes it and it all burns? It is thus that God makes clear for you the signs that you may reflect.
Muhammad Asad
Would any of you like to have a garden of date-palms and vines, through which running waters flow, and have all manner of fruit therein - and then be overtaken by old age, with only weak children to [look after] him-and then [see] it smitten by a fiery whirlwind and utterly scorched? In this way God makes clear His messages unto you, so that you might take thought.
Rashad Khalifa
Does any of you wish to own a garden of palm trees and grapes, with flowing streams and generous crops, then, just as he grows old, and while his children are still dependent on him, a holocaust strikes and burns up his garden? GOD thus clarifies the revelations for you, that you may reflect.,
The Monotheist Group
Does anyone of you desire that he have an estate with palm trees and grapevines, and rivers flowing beneath it, and in it for him are all kinds of fruits, then he is afflicted with old age and his progeny is weak, and a firestorm strikes it and it all burns? It is thus that God makes clear for you the signs that you may reflect.