Bakara Sûresi275. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (45 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | الذين | — | elleƶīne | o kimseler ki | Those who |
| 2 | يأكلون | ا ك لEKL | ye'kulūne | yerler | consume |
| 3 | الربا | ر ب وRBV | r-ribā | Riba (faiz) | [the] usury |
| 4 | لا | — | lā | not | |
| 5 | يقومون | ق و مGVM | yeḳūmūne | kalkamazlar | they can stand |
| 6 | إلا | — | illā | ancak | except |
| 7 | كما | — | kemā | gibi | like |
| 8 | يقوم | ق و مGVM | yeḳūmu | kalkarlar | stands |
| 9 | الذي | — | lleƶī | kimse | the one who, |
| 10 | يتخبطه | خ ب طḢBŦ | yeteḣabbeTuhu | çarptığı | confounds him |
| 11 | الشيطان | ش ط نŞŦN | ş-şeyTānu | şeytanın | the Shaitaan |
| 12 | من | — | mine | with | |
| 13 | المس | م س سMSS | l-messi | dokunup | (his) touch. |
| 14 | ذلك | — | ƶālike | bu | That |
| 15 | بأنهم | — | biennehum | onların | (is) because they |
| 16 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | demelerindendir | say, |
| 17 | إنما | — | innemā | şüphesiz | """Only" |
| 18 | البيع | ب ي عBYA | l-bey'ǔ | alışveriş de | the trade |
| 19 | مثل | م ث لMS̃L | miṧlu | gibidir | (is) like |
| 20 | الربا | ر ب وRBV | r-ribā | riba (faiz) | "[the] usury.""" |
| 21 | وأحل | ح ل لḪLL | veeHalle | oysa helal kılmıştır | While has permitted |
| 22 | الله | — | llahu | Allah | Allah |
| 23 | البيع | ب ي عBYA | l-bey'ǎ | alış-verişi | [the] trade |
| 24 | وحرم | ح ر مḪRM | veHarrame | ve haram kılmıştır | but (has) forbidden |
| 25 | الربا | ر ب وRBV | r-ribā | ribayı | [the] usury. |
| 26 | فمن | — | femen | kime | Then whoever - |
| 27 | جاءه | ج ي اCYE | cā'ehu | gelir de | comes to him |
| 28 | موعظة | و ع ظVAƵ | mev'ǐZetun | bir öğüt | (the) admonition |
| 29 | من | — | min | -nden | from |
| 30 | ربه | ر ب بRBB | rabbihi | Rabbi- | His Lord |
| 31 | فانتهى | ن ه يNHY | fentehā | (ribadan) vazgeçerse | and he refrained, |
| 32 | فله | ل هLH | fe lehu | Zira onlar/onlarsa | then for him |
| 33 | ما | — | mā | ne varsa | what |
| 34 | سلف | س ل فSLF | selefe | geçmişte | (has) passed, |
| 35 | وأمره | ا م رEMR | ve emruhu | ve işi de | and his case |
| 36 | إلى | — | ilā | kalmıştır | (is) with |
| 37 | الله | — | llahi | Allah'a | Allah, |
| 38 | ومن | — | ve men | kim | and whoever |
| 39 | عاد | ع و دAVD̃ | ǎāde | tekrar (ribaya) dönerse | repeated |
| 40 | فأولئك | — | feulāike | onlar | then those |
| 41 | أصحاب | ص ح بṦḪB | eSHābu | halkıdır | (are the) companions |
| 42 | النار | ن و رNVR | n-nāri | ateş | (of) the Fire, |
| 43 | هم | — | hum | onlar | they |
| 44 | فيها | — | fīhā | orada | in it |
| 45 | خالدون | خ ل دḢLD̃ | ḣālidūne | ebedi kalacaklardır | will abide forever. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الذين ياكلون الربوا لا يقومون الا كما يقوم الذى يتخبطه الشيطن من المس ذلك بانهم قالوا انما البيع مثل الربوا واحل الله البيع وحرم الربوا فمن جاءه موعظة من ربه فانتهى فله ما سلف وامره الى الله ومن عاد فاولئك اصحب النار هم فيها خلدون
Arapça (Harekeli)
الَّذِينَ يَأْكُلُونَ الرِّبَا لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذِي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا إِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبَا وَأَحَلَّ اللَّهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبَا فَمَن جَاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِ فَانتَهَى فَلَهُ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Transliterasyon
Ellezîne ye’kulûner ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmullezî yetehabbetuhuş şeytânu minel mess|i|, zâlike bi ennehum kâlû innemal bey’u mislur ribâ, ve ehallallâhul bey’a ve harramer ribâ fe men câehu mev’izatun min rabbihî fentehâ fe lehu mâ selef|e|, ve emruhû ilâllâh|i|, ve men âde fe ulâike ashâbun nâr|i|, hum fîhâ hâlidûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Alla<span class="u">th</span>eena ya/kuloona a<span class="b">l</span>rrib<span class="u">a</span>l<span class="u">a</span> yaqoomoona ill<span class="u">a</span> kam<span class="u">a</span> yaqoomu alla<span class="u">th</span>eeyatakhabba<span class="u">t</span>uhu a<span class="b">l</span>shshay<span class="u">ta</span>nu mina almassi <span class="u">tha</span>likabi-annahum q<span class="u">a</span>loo innam<span class="u">a</span> albayAAu mithlu a<span class="b">l</span>rrib<span class="u">a</span>waa<span class="u">h</span>alla All<span class="u">a</span>hu albayAAa wa<span class="u">h</span>arrama a<span class="b">l</span>rrib<span class="u">a</span>faman j<span class="u">a</span>ahu mawAAi<span class="i"><span class="u">th</span></span>atun min rabbihi fa<span class="b">i</span>ntah<span class="u">a</span>falahu m<span class="u">a</span> salafa waamruhu il<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hi wamanAA<span class="u">a</span>da faol<span class="u">a</span>-ika a<span class="u">s</span>-<span class="u">ha</span>bu a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>rihum feeh<span class="u">a</span> kh<span class="u">a</span>lidoon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Faiz yiyenler, ancak Şeytan tarafından çarpılmış gibi bir hale geliverirler. Bu da onların, alış-veriş de faiz almaya benzer, onun eşidi demelerindendir. Allah, alış-verişi helâl etti, faizi haram. Rabbinden kendisine öğüt verilen, faizden vazgeçerse eskiden aldıkları ona aittir, işi de Allah'a ait. Fakat bundan sonra gene tutup faiz alanlar, ateş ehlidir, orada da ebedî kalırlar.
Ali Bulaç
Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alış-verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.
Bayraktar Bayraklı
Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimselerin kalkması gibi kalkarlar/davranırlar. Bu hal onların, “Alım satım da tıpkı faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Halbuki Allah alım satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bu nedenle, kim Rabbinin öğüdünü dinler ve hemen faizden vazgeçerse, evvelki kazançlarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah'a kalır; faize geri dönenlere gelince, içinde süreli kalacakları cehennemin yâranı onlardır.
Diyanet İşleri
Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helal, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.
Edip Yüksel
Tefecilikle para yiyenler, sapkının çarptığı kimse gibi ayağa kalkarlar. Bu, onların, "Tefecilik alışveriş gibidir" demelerinden ötürüdür. Halbuki ALLAH alışverişi helal, tefeciliği ise haram kıldı. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişte kazandıklarını tutabilir; işi de ALLAH'a kalmıştır. Devam edenler ise cehennem halkıdır ve orada sürekli kalırlar.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.
Erhan Aktaş
Riba* yiyenler, ancak şeytanın bir dokunuşuyla çarptığı kimselerin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de riba gibidir.” demelerindendir. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kim Rabb’inden gelen öğüde uyarak, ribadan vazgeçerse, geçmişte aldığı onundur. Onun kararı Allah’a kalmıştır. Kim tekrar ribaya dönerse, işte onlar ateş ehlidirler ve orada sürekli kalacaklardır.
Hakkı Yılmaz
O ribayı [emeksiz, risksiz, çalışıp çabalamadan kolayca elde edilen kazançları]* yiyen şu kişiler, şeytânın bir dokunuşuyla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu, şüphesiz onların, “Alış-veriş, riba gibidir” demeleriyledir. Oysa ki Allah, alış-verişi helâl, bu ribayı harâm kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah'adır. Ve kim ki yeniden dönerse, işte onlar ateşin dostlarıdır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.
Muhammed Esed
FAİZ yiyenler, şeytanın çarptığı kimseler gibi davranırlar; çünkü onlar "Alışveriş de bir tür faizdir!" derler -halbuki Allah alışverişi helal ve faizi haram kılmıştır. Bu nedenle, kim Rabbinin öğüdünü dinler ve hemen (faizden) vazgeçerse, evvelki kazançlarını koruyabilir ve onun hakkında karar vermek artık Allah'a kalır; ona, (faize) geri dönenlere gelince; içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkum olanlar işte böyleleridir.
Mustafa İslamoğlu
Faiz yiyen kimseler, başka değil sadece şeytanın dokunarak aklını çeldiği kimse gibi hareket ederler: Çünkü onlar "Alışveriş de faiz gibidir" derler. Oysa ki Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Her kim Rabbinden kendisine nasihat gelir gelmez bu işe son verirse, evvelki kazançları ona, onun hakkında karar vermek de Allah'a kalır. Her kim de dönerse, içerisinde kalıcı oldukları ateşe mahkum olanlar işte bunlardır.
Suat Yıldırım
Faiz yiyenler tıpkı şeytanın çarptığı kimsenin kalkışı gibi kalkarlar. Bu, onların “Alış veriş de faiz gibidir. ” demelerindendir. Halbuki Allah alış verişi mübah, faizi ise haram kılmıştır. Her kime Rabbinden bir talimat gelir, o da faizden vazgeçerse, daha önce yaptığı muamele kendisi için geçerlidir, hakkındaki hüküm de Allah'a aittir. Her kim tekrar faizciliğe başlarsa, işte onlar cehennemliktir, hem de orada ebedî kalacaklardır. {KM, Çıkış 22, 24; Levililer 25, 36-37; Tesniye 23, 20}*
Süleyman Ateş
Riba yiyenler, ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların: "Alışveriş de riba gibidir." demelerinden ötürüdür. Oysa Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kime Rabbi'nden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarakribadan) vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve işi de Allah'a kalmıştır. (Allah onu affeder). Kim tekrar (ribaya) dönerse onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.*
Şaban Piriş
Faiz yiyenler, “alışveriş, faiz gibidir” demeleri dolayısıyla, ancak kendisini şeytan çarpmış kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Halbuki Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir ve o da (faize) son verirse, geçmişi kendisine, işi Allaha aittir. Kim de tekrar (faizciliğe) dönerse, işte bunlar cehennem ashabıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Yaşar Nuri Öztürk
O ribayı yiyenler, şeytanın bir dokunuşla çarptığı kişinin kalkışından başka türlü kalkamazlar. Bu böyledir, çünkü onlar, "alış-veriş de riba gibidir" demişlerdir. Oysa ki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah'a kalmıştır. Yeniden ribaya dönene gelince, böyleleri ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır orada.
Edip-Layth-Martha
Those who consume usury, do not rise except as the one who is being beaten by the devil out of direct touch. That is because they have said, "Trade is like usury." Indeed God has made trade lawful, yet He has forbidden usury. Whoever has received understanding from His Lord and ceases, then he will be forgiven for what was before this and his case will be with God. But whoever returns, then they are the people of the fire, in it they will abide eternally.*
Muhammad Asad
THOSE who gorge themselves on usury* behave but as he might behave whom Satan has confounded with his touch; for they say, "Buying and selling is but a kind of* usury" - the while God has made buying and selling lawful and usury unlawful. Hence, whoever becomes aware of his Sustainer's admonition,* and thereupon desists [from usury], may keep his past gains, and it will be for God to judge him; but as for those who return to it -they are destined for the fire, therein to abide!
Rashad Khalifa
Those who charge usury are in the same position as those controlled by the devil's influence. This is because they claim that usury is the same as commerce. However, GOD permits commerce, and prohibits usury. Thus, whoever heeds this commandment from his Lord, and refrains from usury, he may keep his past earnings, and his judgment rests with GOD. As for those who persist in usury, they incur Hell, wherein they abide forever.*,
The Monotheist Group
Those who consume usury do not rise except as one being influenced by the touch of the devil. That is because they have said: "Trade is the same as usury." While God has made trade lawful, and He has made usury unlawful. Whoever has received understanding from His Lord and ceases, then he will be forgiven for what was before this and his case will be with God. But whoever returns, then they are the people of the Fire, in it they will abide.