Bakara Sûresi66. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فجعلناها | ج ع لCAL | feceǎlnāhā | ve bunu yaptık | So We made it |
| 2 | نكالا | ن ك لNKL | nekālen | ibretlik bir ceza | a deterrent punishment |
| 3 | لما | — | limā | şey için | for those |
| 4 | بين | ب ي نBYN | beyne | arasındaki (önündeki) | (in) front |
| 5 | يديها | ي د يYD̃Y | yedeyhā | onların iki eli | (of) them |
| 6 | وما | — | ve mā | ve şey (için) | and those |
| 7 | خلفها | خ ل فḢLF | ḣalfehā | ardından gelen | after them |
| 8 | وموعظة | و ع ظVAƵ | ve mev'ǐZeten | ve bir öğüt | and an admonition |
| 9 | للمتقين | و ق يVGY | lilmutteḳīne | müttakiler için | for those who fear (Allah). |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فجعلنها نكلا لما بين يديها وما خلفها وموعظة للمتقين
Arapça (Harekeli)
فَجَعَلْنَاهَا نَكَالًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Transliterasyon
Fe cealnâhâ nekâlen li mâ beyne yedeyhâ ve mâ halfehâ ve mev’ızaten lil muttakîn|e|.
Transliteration (Eng.)
FajaAAaln<span class="u">a</span>h<span class="u">a</span> nak<span class="u">a</span>lanlim<span class="u">a</span> bayna yadayh<span class="u">a</span> wam<span class="u">a</span> khalfah<span class="u">a</span>wamawAAi<span class="i"><span class="u">th</span></span>atan lilmuttaqeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O zaman bunu görenlerle sonradan gelenlere ibret, sakınanlara da bir öğüt olmak üzere onları maymun şekline sokmuştuk.
Ali Bulaç
Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık.
Bayraktar Bayraklı
Biz bu cezayı, bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ders, sakınanlar için de bir öğüt vesilesi kıldık.
Diyanet İşleri
Biz bunu (maymunlaşmış insanları), hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakiler için de bir öğüt vesilesi kıldık.*
Edip Yüksel
Bu cezayı çağdaşlarına ve sonraki kuşaklara bir ibret ve erdemli insanlar için de bir öğüt yaptık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.
Erhan Aktaş
Biz bunu, onlara ve onlardan sonra gelecek kuşaklara ibret; muttakilere* de öğüt olarak yaptık.
Hakkı Yılmaz
Sonra da aşağılık maymunluğu, çağdaşlarına ve sonrakilere müthiş bir ders ve Allah'ın koruması altına girmiş kişiler için bir nasihat/öğüt yaptık.
Muhammed Esed
Ve onları hem kendi zamanları, hem de bütün gelecek zamanlar için uyarıcı bir örnek kıldık, Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara da ibret alınacak bir ders.
Mustafa İslamoğlu
Ve onları, hem ilk kuşaklar hem de sonraki nesiller için bir ibret vesikası, (taklitten) sakınanlar içinde uyarıcı bir örnek kıldık.
Suat Yıldırım
Bunu, hem bu hâdiseye şahit olanlara, hem de sonradan gelecek olan nesillere bir ibret ve korunacaklara da bir öğüt kıldık.
Süleyman Ateş
Ve bunu, önündekilere ve ardından geleceklere ibret bir ceza, (Allah'ın azabından) korunanlara da bir öğüt yaptık.
Şaban Piriş
Böylece onların akıbetini hem önlerinde bulunanlar için, hem de kendilerinden sonra gelecekler için bir ibret ve Allahtan korkanlar için de bir öğüt vesilesi yaptık.
Yaşar Nuri Öztürk
Bu durumu, o zamankilere ve onların ardından geleceklere ibret dolu bir ceza, takva sahiplerine de bir öğüt yaptık.
Edip-Layth-Martha
We did this as a punishment for what they had done on it and afterwards, and a reminder to the righteous.
Muhammad Asad
and set them up as a warning example for their time and for all times to come, as well as an admonition to all who are conscious of God.*
Rashad Khalifa
We set them up as an example for their generation, as well as subsequent generations, and an enlightenment for the righteous.,
The Monotheist Group
So it was that We made it into an example for what had happened in it and also what had passed, and a reminder to the righteous.