Bakara Sûresi83. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (29 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | ve hani | And when |
| 2 | أخذنا | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶnā | biz almıştık | We took |
| 3 | ميثاق | و ث قVS̃G | mīṧāḳa | bir söz | (the) covenant |
| 4 | بني | ب ن يBNY | benī | oğullarından | (from the) Children |
| 5 | إسرائيل | — | isrāīle | İsrail | (of) Israel, |
| 6 | لا | — | lā | """Not" | |
| 7 | تعبدون | ع ب دABD̃ | teǎ'budūne | kulluk etmeyeceksiniz | you will worship |
| 8 | إلا | — | illā | başkasına | except |
| 9 | الله | — | llahe | Allah'tan | Allah, |
| 10 | وبالوالدين | و ل دVLD̃ | ve bil-vālideyni | ve anaya-babaya | and with [the] parents |
| 11 | إحسانا | ح س نḪSN | iHsānen | iyilik edeceksiniz | (be) good |
| 12 | وذي | — | ve ƶī | ve | and (with) |
| 13 | القربى | ق ر بGRB | l-ḳurbā | yakınlara | relatives |
| 14 | واليتامى | ي ت مYTM | velyetāmā | ve yetimlere | and [the] orphans |
| 15 | والمساكين | س ك نSKN | velmesākīni | ve yoksullara | and the needy, |
| 16 | وقولوا | ق و لGVL | ve ḳūlū | ve söyleyin | and speak |
| 17 | للناس | ن و سNVS | linnāsi | insanlara | to [the] people |
| 18 | حسنا | ح س نḪSN | Husnen | güzeli | good, |
| 19 | وأقيموا | ق و مGVM | ve eḳīmū | ve doğrulun | and establish |
| 20 | الصلاة | ص ل وṦLV | S-Salāte | SaLâTe/Desteğe | the prayer |
| 21 | وآتوا | ا ت يETY | ve ātū | ve verin | and give |
| 22 | الزكاة | ز ك وZKV | z-zekāte | zekatı | "the zakah.""" |
| 23 | ثم | — | ṧumme | sonra | Then |
| 24 | توليتم | و ل يVLY | tevelleytum | döndünüz | you turned away, |
| 25 | إلا | — | illā | hariç | except |
| 26 | قليلا | ق ل لGLL | ḳalīlen | pek azınız | a few |
| 27 | منكم | — | minkum | sizden olan | of you, |
| 28 | وأنتم | — | ve entum | ve siz | and you (were) |
| 29 | معرضون | ع ر ضARŽ | muǎ'riDūne | yüz çeviriyorsunuz | refusing. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ اخذنا ميثق بنى اسرءيل لا تعبدون الا الله وبالولدين احسانا وذى القربى واليتمى والمسكين وقولوا للناس حسنا واقيموا الصلوة وءاتوا الزكوة ثم توليتم الا قليلا منكم وانتم معرضون
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ
Transliterasyon
Ve iz ehaznâ mîsâka benî isrâîle lâ ta’budûne illâllâhe ve bil vâlideyni ihsânen ve zil kurbâvel yetâmâ vel mesâkîni ve kûlû lin nâsi husnen ve ekîmûs salâte ve âtûz zekât|e|, summe tevelleytum illâ kalîlen minkum ve entum mu’ridûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> akha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span> meeth<span class="u">a</span>qabanee isr<span class="u">a</span>-eela l<span class="u">a</span> taAAbudoona ill<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hawabi<span class="b">a</span>lw<span class="u">a</span>lidayni i<span class="u">h</span>s<span class="u">a</span>nan wa<span class="u">th</span>eealqurb<span class="u">a</span> wa<span class="b">a</span>lyat<span class="u">a</span>m<span class="u">a</span> wa<span class="b">a</span>lmas<span class="u">a</span>keeniwaqooloo li<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>si <span class="u">h</span>usnan waaqeemoo a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>tawa<span class="u">a</span>too a<span class="b">l</span>zzak<span class="u">a</span>ta thumma tawallaytum ill<span class="u">a</span>qaleelan minkum waantum muAAri<span class="u">d</span>oon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Bir zaman İsrailoğullarından, Allah'tan başkasına tapmamak, anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik etmek üzere kesin söz almıştık. İnsanlara güzellikle söz söyleyin, iyi şeyler buyurun, namaz kılın, zekât verin demiştik. Sonra pek azınız müstesna, sözünüzden dönmüştünüz, hâlâ da dönmedesiniz zâten.
Ali Bulaç
Hani İsrailoğulları’ndan, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.
Bayraktar Bayraklı
Hani biz, İsrâiloğulları'ndan şöyle söz almıştık: Sadece Allah'a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara doğru olanı söyleyiniz, namazı kılınız, zekâtı veriniz. Sonunda azınız müstesnâ, yüz çevirerek dönüp gittiniz.
Diyanet İşleri
Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin" diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.*
Edip Yüksel
İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: ALLAH'tan başkasına hizmet etmeyecek, anaya babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlarla dostça konuşacaksınız. Namazı gözetecek, zekatı vereceksiniz. Fakat bundan sonra pek azınız hariç geri döndünüz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.
Erhan Aktaş
Hani! Bir zaman İsrailoğulları’ndan, Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara güzel söz söyleyin, “salatı ikame edin, zekâtı verin* ”, diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.
Hakkı Yılmaz
Ve hani Biz, İsrâîloğulları'nın ‘kesin söz’ünü almıştık: “Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya, yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzelliği söyleyiniz, salâtı ikame ediniz [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturunuz-ayakta tutunuz] ve zekâtı/vergiyi veriniz.” Sonra çok azınız müstesnâ olmak üzere yüz çevirdiniz. Ve siz yüz çeviren kimselersiniz.
Muhammed Esed
VE BİR ZAMAN, (ey) İsrailoğulları, (sizden) şu (konularda) kesin taahhüt almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız; bütün insanlarla güzellikle konuşacaksınız; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve karşılıksız yardımda bulunacaksınız." Ama, birkaçınız dışında bu sözünüzden döndünüz: zaten siz, inatçı, isyankar bir topluluksunuz!
Mustafa İslamoğlu
Hani bir zaman İsrailoğullarından yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakınlara, kimsesizlere, yoksullara iyilik yapacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı istikametle kılacaksınız, zekatı vereceksiniz diye söz almıştık. Sizden birkaç istisna dışında hepiniz sözünüzden dönmüştünüz; ve siz pek dönek bir toplumsunuz.
Suat Yıldırım
Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: “Allah'tan başkasına ibadet etmeyin! Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, İnsanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin! ” demiştik. Sonra pek azınız hariç, sözünüzden döndünüz. Hâlâ da yüz çevirmektesiniz. [17, 23-26; 31, 13-15]
Süleyman Ateş
Biz İsrail oğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.
Şaban Piriş
İsrailoğullarından:-Allahtan başkasına kulluk etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin! diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
İsrailoğullarından şöyle bir söz de almıştık: Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı kılın, zekatı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hala da yüz çevirip duruyorsunuz.
Edip-Layth-Martha
We took the covenant of the Children of Israel, "You shall not serve except God, and regard your parents, and regard the relatives, and the orphans, and the needy, and say kind things to the people, and observe the Contact prayer, and contribute towards betterment." Then you turned away, except a few of you; you were objecting.
Muhammad Asad
AND LO! We accepted this solemn pledge from [you,] ' the children of Israel:* "You shall worship none but God; and you shall do good unto your parents and kinsfolk, and the orphans, and the poor; and you shall speak unto all people in a kindly way; and you shall be constant in prayer; and you shall spend in charity.* "And yet, save for a few of you, you turned away: for you are obstinate folk!*
Rashad Khalifa
We made a covenant with the Children of Israel: "You shall not worship except GOD. You shall honor your parents and regard the relatives, the orphans, and the poor. You shall treat the people amicably. You shall observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat)." But you turned away, except a few of you, and you became averse.,
The Monotheist Group
And We took the covenant of the Children of Israel: "You shall not serve except God, and do good to your parents, and regard the relatives, and the orphans, and the needy, and say kind things to the people, and hold the contact prayer, and contribute towards purification." But then you turned away, except for a few of you; you were objecting.