Bakara Sûresi85. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (49 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ثم | — | ṧumme | Ama | Then |
| 2 | أنتم | — | entum | siz | you |
| 3 | هؤلاء | — | hā'ulā'i | (are) those | |
| 4 | تقتلون | ق ت لGTL | teḳtulūne | öldürüyorsunuz | (who) kill |
| 5 | أنفسكم | ن ف سNFS | enfusekum | birbirinizi | yourselves |
| 6 | وتخرجون | خ ر جḢRC | ve tuḣricūne | ve çıkarıyorsunuz | and evict |
| 7 | فريقا | ف ر قFRG | ferīḳan | bir grubu | a party |
| 8 | منكم | — | minkum | sizden | of you |
| 9 | من | — | min | from | |
| 10 | ديارهم | د و رD̃VR | diyārihim | yurtlarından | their homes, |
| 11 | تظاهرون | ظ ه رƵHR | teZāherūne | birleşiyorsunuz | you support one another |
| 12 | عليهم | — | ǎleyhim | onlara karşı | against them |
| 13 | بالإثم | ا ث مES̃M | bil-iṧmi | günah | in sin |
| 14 | والعدوان | ع د وAD̃V | vel'ǔdvāni | ve düşmanlıkla | and [the] transgression. |
| 15 | وإن | — | ve in | ve eğer | And if |
| 16 | يأتوكم | ا ت يETY | ye'tūkum | size geldiklerinde | they come to you |
| 17 | أسارى | ا س رESR | usārā | esir olarak | (as) captives, |
| 18 | تفادوهم | ف د يFD̃Y | tufādūhum | fidyelerini veriyorsunuz | you ransom them, |
| 19 | وهو | — | vehuve | ve o | while it |
| 20 | محرم | ح ر مḪRM | muHarramun | yasaklanmış iken | (was) forbidden |
| 21 | عليكم | — | ǎleykum | size | to you |
| 22 | إخراجهم | خ ر جḢRC | iḣrācuhum | onları çıkarmak | their eviction. |
| 23 | أفتؤمنون | ا م نEMN | efetu'minūne | yoksa siz inanıyorsunuz da | So do you believe |
| 24 | ببعض | ب ع ضBAŽ | bibeǎ'Di | bir kısmına | in part (of) |
| 25 | الكتاب | ك ت بKTB | l-kitābi | Kitabın | the Book |
| 26 | وتكفرون | ك ف رKFR | ve tekfurūne | inkar mı ediyorsunuz | and disbelieve |
| 27 | ببعض | ب ع ضBAŽ | bibeǎ'Din | bir kısmını | in part? |
| 28 | فما | — | femā | nedir? | Then what |
| 29 | جزاء | ج ز يCZY | cezā'u | cezası | (should be the) recompense |
| 30 | من | — | men | kimsenin | (for the one) who |
| 31 | يفعل | ف ع لFAL | yef'ǎlu | yapan | does |
| 32 | ذلك | — | ƶālike | bunu | that |
| 33 | منكم | — | minkum | sizden | among you, |
| 34 | إلا | — | illā | başka | except |
| 35 | خزي | خ ز يḢZY | ḣizyun | rezil olmaktan | disgrace |
| 36 | في | — | fī | -nda | in |
| 37 | الحياة | ح ي يḪYY | l-Hayāti | hayatı- | the life |
| 38 | الدنيا | د ن وD̃NV | d-dunyā | dünya | "(of) the world;" |
| 39 | ويوم | ي و مYVM | ve yevme | ve gününde | and (on the) Day |
| 40 | القيامة | ق و مGVM | l-ḳiyāmeti | kıyamet | of [the] Resurrection |
| 41 | يردون | ر د دRD̃D̃ | yuraddūne | onlar itilirler | they will be sent back |
| 42 | إلى | — | ilā | to | |
| 43 | أشد | ش د دŞD̃D̃ | eşeddi | en şiddetlisine | (the) most severe |
| 44 | العذاب | ع ذ بAZ̃B | l-ǎƶābi | azabın | punishment? |
| 45 | وما | — | ve mā | değildir | And not |
| 46 | الله | — | llahu | Allah | (is) Allah |
| 47 | بغافل | غ ف لĞFL | biğāfilin | gafil | unaware |
| 48 | عما | — | ǎmmā | -dan | of what |
| 49 | تعملون | ع م لAML | teǎ'melūne | yaptıklarınız- | you do. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ثم انتم هولاء تقتلون انفسكم وتخرجون فريقا منكم من ديرهم تظهرون عليهم بالاثم والعدون وان ياتوكم اسرى تفدوهم وهو محرم عليكم اخراجهم افتومنون ببعض الكتب وتكفرون ببعض فما جزاء من يفعل ذلك منكم الا خزى فى الحيوة الدنيا ويوم القيمة يردون الى اشد العذاب وما الله بغفل عما تعملون
Arapça (Harekeli)
ثُمَّ أَنتُمْ هَؤُلَاءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًا مِّنكُم مِّن دِيَارِهِمْ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِم بِالْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَارَى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَاءُ مَن يَفْعَلُ ذَلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يُرَدُّونَ إِلَى أَشَدِّ الْعَذَابِ وَمَا اللَّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Transliterasyon
Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân|i|, ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb|i|, ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Thumma antum h<span class="u">a</span>ol<span class="u">a</span>-itaqtuloona anfusakum watukhrijoona fareeqan minkum min diy<span class="u">a</span>rihimta<span class="i"><span class="u">th</span></span><span class="u">a</span>haroona AAalayhim bi<span class="b">a</span>l-ithmi wa<span class="b">a</span>lAAudw<span class="u">a</span>niwa-in ya/tookum os<span class="u">a</span>r<span class="u">a</span> tuf<span class="u">a</span>doohum wahuwa mu<span class="u">h</span>arramunAAalaykum ikhr<span class="u">a</span>juhum afatu/minoona bibaAA<span class="u">d</span>i alkit<span class="u">a</span>biwatakfuroona bibaAA<span class="u">d</span>in fam<span class="u">a</span> jaz<span class="u">a</span>o manyafAAalu <span class="u">tha</span>lika minkum ill<span class="u">a</span> khizyun fee al<span class="u">h</span>ay<span class="u">a</span>tia<span class="b">l</span>dduny<span class="u">a</span> wayawma alqiy<span class="u">a</span>mati yuraddoona il<span class="u">a</span>ashaddi alAAa<span class="u">tha</span>bi wam<span class="u">a</span> All<span class="u">a</span>hu bigh<span class="u">a</span>filinAAamm<span class="u">a</span> taAAmaloon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonra da sizler, o kişilersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz. Bir bölüğünüzü yerinden yurdundan çıkarıyorsunuz. Onların aleyhinde, kötülükte, düşmanlıkta bulunmak üzere birleşiyorsunuz. Elinize esir düşerlerse onlara karşılık esirler veriyor, gene onları yurtlarına sokmuyorsunuz. Halbuki onları yurtlarından çıkarmak bile haramdı size. Yoksa kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmına inanmıyor musunuz? İçinizde bunları yapanların kazancı, dünya hayatında ancak horluktan ibaret, kıyamet günüyse onlar daha çetin bir azâba atılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir ki.
Ali Bulaç
Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bayraktar Bayraklı
Bu sözleşmeyi kabul eden sizler, verdiğiniz sözün aksine birbirinizi öldürüyor ve aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz. Günah ve düşmanlıkta onlara karşı birleşip yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde, size esir olarak geldiklerinde, fidyeleşip esir değişimi yapıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de onlar, en şiddetli azaba iletilecekler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Diyanet İşleri
Bu misakı kabul eden sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde (hem çıkarıyor hemde) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.
Edip Yüksel
Tüm bunlardan sonra, sizler hâlâ birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmını onaylayıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve Diriliş Gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? ALLAH yaptıklarınızdan gafil değil.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Erhan Aktaş
Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta işbirliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse onlarla esir değişimi yapıyorsunuz. Oysa, onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz. Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, Kıyamet Günü’nde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Hakkı Yılmaz
(84,85)Ve hani Biz, sizin kesin sözünüzü almıştık: “Kanlarınızı dökmeyeceksiniz, kendilerinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız.” Sonra siz, tanıklık ederek ikrar verdiniz. Sonra, siz, işte o kimselersiniz; kendi kendinizi öldürüyorsunuz ve sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onların aleyhinde günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar size esir olarak gelirlerse de onlar için fidye/kurtarmalık almaya çalışırsınız. Hâlbuki o; onların çıkarılmaları, size harâmlaştırılmıştır. Peki, siz Kitab'ın bir bölümüne inanıp da bir bölümüne inanmıyor musunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanların alacağı karşılık dünya hayatında bir rüsvâlıktan başka nedir? Kıyâmet günü de azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan bilgisiz, duyarsız değildir.
Muhammed Esed
Buna rağmen yine sizlersiniz birbirinizi katleden ve -kesinlikle yasaklanmış olduğu halde- kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından süren, onlara karşı günahkarlık ve nefrette yarışıp yardımlaşan ve esir olarak elinize düştüklerinde onları ancak fidye alarak bırakın! Böyle yaparak, ilahî kelâmın bir kısmına inanıyor, diğer kısmını inkar mı ediyorsunuz? Öyleyse bilin ki, içinizden böyle yapanların karşılığı, bütün dünya hayatında zilletten ve Kıyamet Günü en acıklı azaba uğratılmaktan başka bir şey olmayacaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Mustafa İslamoğlu
Bütün bunlara rağmen birbirinizi katleden, günah ve düşmanlıkta dayanışma sergileyerek kendi içinizden bir kısımını yurtlarından çıkaran -ki onların çıkarılması size kesinlikle yasaklanmıştı- ve elinize esir düşdüklerinde onları ancak fidye karşılığı serbest bırakan yine sizlerdiniz. Şimdi siz vahyin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? İyi bilin ki, sizden kim böyle yaparsa, kesinlikle onun cezası dünya hayatında zilletten başka bir şey olmayacaktır. Ahirette ise azabın en acıklısına mahkum olacaklar. Zira Allah yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir.
Suat Yıldırım
Ama işte siz birbirinizi öldürüyor, bir kısmınızı yurdunuzdan çıkarıyor, onlara karşı günahta ve zulümde birbirinizi destekliyorsunuz. Bununla beraber, onlar esir olarak gelirlerse fidyelerini verip onları kurtarıyorsunuz. Halbuki aslında onların çıkarılması size haram kılınmıştı. Ne o, Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını red mi ediyorsunuz? İçinizden böyle yapanların elde edeceği netice, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyamet günü ise en şiddetli azaba itilirler. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. *
Süleyman Ateş
Ama siz yine birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz; onlara karşı günah ve düşmanlık yapmakta birleşiyorsunuz, onları çıkarmak size yasaklanmış iken (çıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor (kurtarıyor)sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.
Şaban Piriş
Buna rağmen, yine birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, -onları çıkarmak haramken- size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa, siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hiç birinden gafil değildir.
Yaşar Nuri Öztürk
Bütün bunlardan sonra siz şu insanlarsınız: Birbirinizi öldürüyorsunuz. İçinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onlar aleyhine kötülük ve düşmanlık hususunda dayanışmaya giriyorsunuz. Esasında onları yurtlarından çıkarmak size haram edildiği halde, esir olarak size geldiklerinde fidyelerini veriyorsunuz. Şimdi siz Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezillikten başka birşey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.
Edip-Layth-Martha
But here you are killing each other and driving out a group of you from their homes; you act towards them with evil and animosity. If they come to you as prisoners, you ransom them while it was forbidden for you to drive them out! Do you acknowledge some of the book and reject some? The punishment for those amongst you who do so is humiliation in this worldly life; and on the day of Resurrection, they will be returned to the most severe retribution. God is not oblivious of what you all do.
Muhammad Asad
And yet, it is you who slay one another and drive some of your own people from their homelands, aiding one another against them in sin and hatred; but if they come to you as captives, you ransom them - although the very [act of] driving them away has been made unlawful to you!* . Do you, then, believe in some parts of the divine writ and deny the truth pf other parts? What, then, could be the reward of those among you who do such things but ignominy in the life of this world and, on the Day of Resurrection, commitment to most grievous suffering? For God is not unmindful of what you do.
Rashad Khalifa
Yet, here you are killing each other, and evicting some of you from their homes, banding against them sinfully and maliciously. Even when they surrendered, you demanded ransom from them. Evicting them was prohibited for you in the first place. Do you believe in part of the scripture and disbelieve in part? What should be the retribution for those among you who do this, except humiliation in this life, and a far worse retribution on the Day of Resurrection? GOD is never unaware of anything you do.,
The Monotheist Group
But then here you are killing each other and expelling a group of you from their homes; you act towards them with evil and animosity. And if they come to you as prisoners, you ransom them while it was unlawful for you to expel them! Do you believe in part of the Book and disbelieve in part? The punishment for those among you who do so is humiliation in this worldly life, and on the Day of Resurrection they will be delivered to the most severe retribution. God is not unaware of what you all do.