Bakara Sûresi93. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (27 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وإذ | — | ve iƶ | hani bir zaman | And when |
| 2 | أخذنا | ا خ ذ EḢZ̃ | eḣaƶnā | almıştık | We took |
| 3 | ميثاقكم | و ث قVS̃G | mīṧāḳakum | kesin sözünüzü | your covenant |
| 4 | ورفعنا | ر ف عRFA | ve rafeǎ'nā | ve kaldırmıştık | and We raised |
| 5 | فوقكم | ف و قFVG | fevḳakumu | üzerinize | over you |
| 6 | الطور | ط و رŦVR | T-Tūra | Tur(dağın)ı | the mount, |
| 7 | خذوا | ا خ ذ EḢZ̃ | ḣuƶū | tutun | """Hold" |
| 8 | ما | — | mā | şeyi | what |
| 9 | آتيناكم | ا ت يETY | āteynākum | size verdiğimiz | We gave you, |
| 10 | بقوة | ق و يGVY | biḳuvvetin | kuvvetle | with firmness |
| 11 | واسمعوا | س م عSMA | vesmeǔ | dinleyin (demiştik) | "and listen.""" |
| 12 | قالوا | ق و لGVL | ḳālū | dediler | They said, |
| 13 | سمعنا | س م عSMA | semiǎ'nā | dinledik | """We heard" |
| 14 | وعصينا | ع ص يAṦY | ve ǎSaynā | ve isyan ettik | "and we disobeyed.""" |
| 15 | وأشربوا | ش ر بŞRB | ve uşribū | ve içirildi | And they were made to drink |
| 16 | في | — | fī | in | |
| 17 | قلوبهم | ق ل بGLB | ḳulūbihimu | kalblerine | their hearts |
| 18 | العجل | ع ج لACL | l-ǐcle | buzağı (sevgisi) | (love of) the calf |
| 19 | بكفرهم | ك ف رKFR | bikufrihim | inkarlarıyla | because of their disbelief. |
| 20 | قل | ق و لGVL | ḳul | de ki | Say, |
| 21 | بئسما | ب ا سBES | bi'semā | ne kötü şey | """Evil (is) that" |
| 22 | يأمركم | ا م رEMR | ye'murukum | size emrediyor | orders you (to do) it |
| 23 | به | — | bihi | onunla | with |
| 24 | إيمانكم | ا م نEMN | īmānukum | imanınız | your faith, |
| 25 | إن | — | in | eğer | if |
| 26 | كنتم | ك و نKVN | kuntum | iseniz | you are |
| 27 | مؤمنين | ا م نEMN | mu'minīne | inanan kimseler | "believers.""" |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
واذ اخذنا ميثقكم ورفعنا فوقكم الطور خذوا ما ءاتينكم بقوة واسمعوا قالوا سمعنا وعصينا واشربوا فى قلوبهم العجل بكفرهم قل بئسما يامركم به ايمنكم ان كنتم مومنين
Arapça (Harekeli)
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُوا مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاسْمَعُوا قَالُوا سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا فِي قُلُوبِهِمُ الْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِ إِيمَانُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
Transliterasyon
Ve iz ehaznâ mîsâkakum ve refa’nâ fevkakumut tûr|a|, huzû mâ âteynâkum bi kuvvetin vesmeû kâlû semi’nâ ve aseynâ ve uşribû fî kulûbihimul icle bi kufrihim kul bi’se mâ ye’murukum bihî îmânukum in kuntum mu’minîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Wa-i<span class="u">th</span> akha<span class="u">th</span>n<span class="u">a</span> meeth<span class="u">a</span>qakumwarafaAAn<span class="u">a</span> fawqakumu a<span class="b">l</span><span class="u">tt</span>oora khu<span class="u">th</span>oom<span class="u">a</span> <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span>kum biquwwatin wa<span class="b">i</span>smaAAoo q<span class="u">a</span>loosamiAAn<span class="u">a</span> waAAa<span class="u">s</span>ayn<span class="u">a</span> waoshriboo feequloobihimu alAAijla bikufrihim qul bi/sam<span class="u">a</span> ya/murukumbihi eem<span class="u">a</span>nukum in kuntum mu/mineen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: O vakit sizden kesin söz almıştık, Tur dağını üstünüze yüceltmiştik. Size verdiğimizi azimle tutun, dinleyin demiştik. Onlar da duyduk demişlerdi ve âsi olduk. Buzağı sevgisi, küfürleri yüzünden tâ iliklerine işlemişti. İnanmışsanız inancınız, ne de kötü ve pis şey emrediyor size.
Ali Bulaç
Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." İnkarları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?"
Bayraktar Bayraklı
Hatırlayınız ki, “Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri dikkatlice dinleyin” diye sizden söz almış ve Tûr'u üzerinize kaldırmıştık. Onlar, “İşittik ve isyan ettik” dediler. İnkârları sebebiyle buzağı sevgisi gönüllerine dolduruldu. De ki: “Eğer inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!”
Diyanet İşleri
Hatırlayın ki, Tur dağının altında sizden söz almış: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri anlayın, demiştik. Onlar: İşittik ve isyan ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!*
Edip Yüksel
Hani üzerinize Tur dağını kaldırıp sizden söz almıştık: "Size verdiğim emirlere sıkıca sarılın ve dinleyin." Fakat "Dinledik ve karşı geldik" dediler. İnkarlarından dolayı kalpleri buzağı ile kandı. De ki: "Onaylamışsanız, onayınız size ne de kötü yön veriyor!"
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, " Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!
Erhan Aktaş
Hani sizden, “Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin.” diye kesin söz almış ve Tur’u üzerinize kaldırmıştık*. Demişlerdi ki: “Dinledik ama itaat etmiyoruz.” Küfürleri yüzünden buzağı kalplerine yerleştirildi. De ki: “Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!”
Hakkı Yılmaz
Ve hani Biz sizden, “Size verdiğimiz Kitab'ı kuvvetlice alın ve dinleyin” diye sağlam söz almış ve sizin üstününüzü/ seçkininiz Mûsâ'yı Tûr'a yükseltmiştik/ çıkarmıştık. Demişlerdi ki: “Dinledik ve isyan ettik/iyice sarıldık.” Ve gerçeği bilerek reddetmeleri yüzünden altının ilâhlığı kalplerine içirilmişti. De ki: “Eğer inananlar iseniz, inancınızın size emrettiği şey ne çirkindir!”*
Muhammed Esed
Biz o zaman, Sina Dağı'nı üzerinize şahit tutarak, "Size emanet ettiğimiz şeye (bütün) gücünüzle sarılın ve ona kulak verin!" (diyerek) sizden kesin bir taahhüt almıştık. (Bütün bu hatırlatmalara rağmen) onlar; "Dinledik, ama itaat etmiyoruz!" derler. Zira, hakikati reddetmeleri yüzünden bunların kalplerini (altın) buzağı sevgisi kaplamıştır. De ki: "Ne kötü (şu) inancınızın sizi yönelttiği (şey)! Eğer gerçekten bir şeylere inanıyorsanız."
Mustafa İslamoğlu
Hani, bir zaman (Sina) Dağı'nı üzerinize yükselterek sizden kesin söz almıştık: "Size gönderdiğimiz mesajı hayata uygulayın ve artık hakikatı duyun!" Buna karşın "İşittik ve itaat ettikisyan ettik" dediler. Küfürleri sebebiyle buzağı (heykeli) gönüllerinde taht kurdu. De ki onlara: Bozuk inancınız size ne fena şeyler yaptırıyor? Eğer gerçekten inandıysanız (böyle yapmazdınız).
Suat Yıldırım
“Size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin” diye Tur'u (Dağı) tepenize kaldırıp sizden (atalarınızdan) kesin söz aldık. Onlar: “Dinledik ve fakat isyan ettik. ” dediler. Çünkü kâfirlikleri sebebiyle buzağıya tapma sevgisi iliklerine işlemişti. De ki: “Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor! ”
Süleyman Ateş
Bir zaman üzerinize Tur(dağın)ı kaldırıp sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demiştik). "Dinledik ve isyan ettik." dediler. İnkarlarıyla kalblerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor."
Şaban Piriş
Bir vakit de sizden üzerinize dağı kaldırarak kesin söz almıştık:-Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demiştik.-İşittik ve karşı geldik, dediler de küfürleri yüzünden gönüllerine buzağı sevgisi sindirildi. De ki:-Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!
Yaşar Nuri Öztürk
Hani kesin söz almıştık sizden de Tur'u üzerinize kaldırmıştık. "Size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve dinleyin." demiştik. Şöyle demişlerdi: "Dinledik ve isyan ettik." İnkarları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki: "Eğer inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu..."
Edip-Layth-Martha
We took your covenant, and raised the mount above you, "Take what We have given you with strength, and listen." They said, "We hear and disobey!" and they had consumed the calf inside their hearts by their rejection. Say, "Miserable indeed is what your acknowledgement instructs you if you are those who acknowledge!"*
Muhammad Asad
And, lo, We accepted your solemn pledge, raising Mount Sinai high above you, [saying,] "Hold fast with [all your] strength unto what We have vouchsafed you, and hearken unto it!" [But] they say, "We have heard, but we disobey"* - for their hearts are filled to overflowing with love of the [golden] calf because of their refusal to acknowledge the truth.* Say: "Vile is what this [false] belief of yours enjoins upon you-if indeed you are believers!"
Rashad Khalifa
We made a covenant with you, as we raised Mount Sinai above you, saying, "You shall uphold the commandments we have given you, strongly, and listen." They said, "We hear, but we disobey." Their hearts became filled with adoration for the calf, due to their disbelief. Say, "Miserable indeed is what your faith dictates upon you, if you do have any faith.",
The Monotheist Group
And We took your covenant, and raised the mount above you: "Take what We have given you with strength, and listen." They said: "We hear and disobey!" And they had consumed the calf inside their hearts by their disbelief. Say: "Miserable indeed is what your belief orders of you if you are believers!"