Enbiya Sûresi78. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (14 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1وداوودve dāvūdeve Davud'uAnd Dawud
2وسليمانve suleymāneve Süleyman'ıand Sulaiman,
3إذhaniwhen
4يحكمانح ك مḪKMyeHkumānionlar hükmediyorlardıthey judged
5فيhakkındaconcerning
6الحرثح ر ثḪRS̃l-Harṧibir ekinthe field,
7إذzamanwhen
8نفشتن ف شNFŞnefeşetyayıldığıpastured
9فيهfīhioradain it
10غنمغ ن مĞNMğanemudavarınınsheep
11القومق و مGVMl-ḳavmitoplumun(of) a people,
12وكناك و نKVNve kunnābiz de idikand We were
13لحكمهمح ك مḪKMliHukmihimonların hükümlerineto their judgment
14شاهدينش ه دŞHD̃şāhidīneşahidwitness.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

وداود وسليمن اذ يحكمان فى الحرث اذ نفشت فيه غنم القوم وكنا لحكمهم شهدين

Arapça (Harekeli)

وَدَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدِينَ

Transliterasyon

Ve dâvude ve suleymâne iz yahkumâni fîl harsi iz nefeşet fîhi ganemul kavm|i|, ve kunnâ li hukmihim şâhidîn|e|.

Transliteration (Eng.)

Wad<span class="u">a</span>wooda wasulaym<span class="u">a</span>na i<span class="u">th</span>ya<span class="u">h</span>kum<span class="u">a</span>ni fee al<span class="u">h</span>arthi i<span class="u">th</span> nafashatfeehi ghanamu alqawmi wakunn<span class="u">a</span> li<span class="u">h</span>ukmihim sh<span class="u">a</span>hideen<span class="b">a</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

Dâvûd'la Süleyman da, hani bir topluluğun koyunları, geceleyin birisinin tarlasına yayılmış, harâp etmişti de bu hususta hüküm vermişlerdi ve biz de hükümlerine tanık olmuştuk.

Ali Bulaç

Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin-tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahid idik.

Bayraktar Bayraklı

Dâvûd ve Süleymân'ı da hatırla! Bir zaman bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir durumda bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.

Diyanet İşleri

Davud ve Süleyman'ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.*

Edip Yüksel

Davut ve Süleyman da… Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.

Erhan Aktaş

Hani Davud ve Süleyman, halkın koyunlarının, içinde yayıldıkları ekin hakkında hükü m veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

Hakkı Yılmaz

Dâvûd ve Süleymân'ı da; hani onlar, toplumun koyunlarının, içinde geceleyin yayıldığı ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz de, toplumun yasalarının ne olduğunu biliyorduk.

Muhammed Esed

VE DAVUD ile Süleyman(ı da an): Hani bu ikisi, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip otladığı bir ekin hakkında hüküm vereceklerdi ve Biz de o'nların bu hükümlerine tanık idik;

Mustafa İslamoğlu

Davud ve Süleyman'ı da (gündeme taşı)! Hani o ikisi, bir topluluğa ait çobansız ve dağınık koyun sürüsünün gece yayıldığı tarla konusunda karar vereceklerdi; ve Biz de onların kararına şahit idik;

Suat Yıldırım

Davud ile Süleyman'ı da. . . Hani bir defasında onlar bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Şöyle ki: Geceleyin bir grup insanın koyun sürüsü ekin tarlasına yayılmış, zarar vermişti. Biz de onların bu hükümlerine tanık oluyorduk.*

Süleyman Ateş

Davud ile Süleyman'ı da (an); hani onlar, toplumun davarının yayıldığı bir ekin hakkında hükmediyorlardı, biz de onların hükümlerine tanık idik.*

Şaban Piriş

Davud ve Süleymanı da hatırla.. Hani onlar, bir grup insanın koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Davud ile Süleyman... Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.

Edip-Layth-Martha

And David and Solomon, when they gave judgment in the case of the crop that was damaged by the sheep of the people, and We were witness to their judgment.

Muhammad Asad

AND [remember] David and Solomon - [how it was] when both of them gave judgment concerning the field into which some people's sheep had strayed by night and pastured therein, and [how] We bore witness to their judgment:*

Rashad Khalifa

And David and Solomon, when they once ruled with regard to someone's crop that was destroyed by another's sheep, we witnessed their judgment.,

The Monotheist Group

AndDavid and Solomon, when they gave judgment in the case of the crop that was damaged by the sheep of the people, and We were witness to their judgment.