Enbiya Sûresi79. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (14 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ففهمناها | ف ه مFHM | fe fe hhemnāhā | onu bellettik | And We gave understanding of it |
| 2 | سليمان | — | suleymāne | Süleyman'a | (to) Sulaiman, |
| 3 | وكلا | ك ل لKLL | ve kullen | ve hepsine | and (to) each |
| 4 | آتينا | ا ت يETY | āteynā | verdik | We gave |
| 5 | حكما | ح ك مḪKM | Hukmen | hükümdarlık | judgment |
| 6 | وعلما | ع ل مALM | ve ǐlmen | ve bilgi | and knowledge. |
| 7 | وسخرنا | س خ رSḢR | ve seḣḣarnā | ve boyun eğdirdik | And We subjected |
| 8 | مع | — | meǎ | onunla beraber | with |
| 9 | داوود | — | dāvūde | Davud'a | Dawud |
| 10 | الجبال | ج ب لCBL | l-cibāle | dağları | the mountains |
| 11 | يسبحن | س ب حSBḪ | yusebbiHne | tesbih eden | (to) glorify Our praises |
| 12 | والطير | ط ي رŦYR | ve TTayra | ve kuşları | and the birds. |
| 13 | وكنا | ك و نKVN | ve kunnā | ve biz | And We were |
| 14 | فاعلين | ف ع لFAL | fāǐlīne | (bunları) yaparız | the Doers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ففهمنها سليمن وكلا ءاتينا حكما وعلما وسخرنا مع داود الجبال يسبحن والطير وكنا فعلين
Arapça (Harekeli)
فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ وَكُلًّا آتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ وَكُنَّا فَاعِلِينَ
Transliterasyon
Fe fehhemnâhâ suleymân|e|, ve kullen âteynâ hukmen ve ılmen ve sehharnâ mea dâvudel cibâle yusebbihne vet tayr|e|, ve kunnâ fâılîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Fafahhamn<span class="u">a</span>h<span class="u">a</span> sulaym<span class="u">a</span>nawakullan <span class="u">a</span>tayn<span class="u">a</span> <span class="u">h</span>ukman waAAilman wasakhkharn<span class="u">a</span>maAAa d<span class="u">a</span>wooda aljib<span class="u">a</span>la yusabbi<span class="u">h</span>na wa<span class="b">al</span><span class="u">tt</span>ayrawakunn<span class="u">a</span> f<span class="u">a</span>AAileen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O hükmü, biz anlatmıştık Süleyman'a ve hepsine de peygamberlik ve bilgi vermiştik ve berâberce Tanrıyı tenzîh etmek için dağları ve kuşları, Dâvûd'a râm ettik ve bunları yaptık, gücümüz yeter yapmaya.
Ali Bulaç
Biz bunu (hükmü) Süleyman’a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar Biz idik.
Bayraktar Bayraklı
Böylece hükmü Süleymân'a biz anlatmıştık. Her ikisine de sağlam bir muhakeme gücü ve ilim vermiştik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Dâvûd'a boyun eğdirdik. Biz her şeyi yaparız.
Diyanet İşleri
Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud'a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.*
Edip Yüksel
Süleyman'a, doğru anlama yeteneği bağışladık. Her birine bilgi ve bilgelik verdik. Davud'un emrine dağları ve kuşları verdik. Biz bunları yapmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmiştik; (zaten) herbirine hüküm ve ilim vermiştik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.
Erhan Aktaş
Biz, bunu Süleyman’a iyice kavrattık. Her ikisine de hüküm* ve ilim* verdik. Davud’la beraber tesbih* etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Ve Biz, yapanlarız.
Hakkı Yılmaz
Sonra da Biz, onu Süleymân'a hemen iyice kavrattık. Ve hepsine yasa ve bilgi verdik. Dâvûd'la beraber Allah'ı noksan sıfatlardan arındırsınlar diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık/onları insanların yararlanacağı ölçüler içinde yarattık. Ve Biz yapanlarız.
Muhammed Esed
ve bu olayda Süleyman'ın dâvâ konusunu (daha derinden) anlamasını sağladık; bununla birlikte, Biz her ikisine de sağlam bir muhakeme gücü ve ilim bahşetmiştik. Ve. Bizim sınırsız kudret ve yüceliğimizi anarken, dağı taşı ve kuşları Davud'un çağrısına boyun eğdirdik; ve Biz (dilediğimiz her şeyi) yapabilme kudretine sahibiz.
Mustafa İslamoğlu
fakat bu davada Süleyman'a (daha) derin bir kavrayış vermiştik. Bununla beraber Biz, her birine sağlam bir muhakeme ve seçip ayırma yeteneği kazandıran bir bilgi tasavvuru bahşettik. Zaten Davud ile birlikte, emrimize amade kıldığımız dağlar da O'nun kudret ve ihtişamını dillendiriyordu, kuşlar da... Zira Biz, her zaman istediğimizi gerçekleştiririz.
Suat Yıldırım
Biz çözümü ihtiva eden hükmü Süleyman'a bildirdik. Bununla beraber, her birine bir hüküm ve bir ilim verdik. Dağları ve kuşları Davud'un emrine verdik. Onunla beraber takdis ve ibadet ederlerdi. Biz dilediğimiz her şeyi yapma kudretine sahibiz. [34, 10; 38, 18-19] {KM, Mezmurlar 148, 7-10}
Süleyman Ateş
O hükmü Süleyman'a bellettik. Onların hepsine de hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dağları ve kuşları boyun eğdirdik, onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.
Şaban Piriş
Onu Süleymana belletmiştik. Her birine hikmet ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu Süleyman'a derhal kavrattık. Herbirine hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dağları boyun eğdirdik. Kuşlarla beraber tespih ediyorlardı. Yapmak isteyince yapanlarız biz.
Edip-Layth-Martha
So We gave Solomon the correct understanding, and both of them We have given wisdom and knowledge. We committed the mountains with David to praise as well as the birds. This is what We did.
Muhammad Asad
for, [though] We made Solomon understand the case [more profoundly] yet We vouchsafed unto both of them sound judgment and knowledge [of right and wrong].* And We caused* the mountains to join David in extolling Our limitless glory, and likewise the birds:* for We are able to do [all things].
Rashad Khalifa
We granted Solomon the correct understanding, though we endowed both of them with wisdom and knowledge. We committed the mountains to serve David in glorifying (God), as well as the birds. This is what we did.,
The Monotheist Group
So We gave Solomon the correct understanding, and both of them We have given wisdom and knowledge. And We commissioned the mountains with David to praise, and the birds. This is what We did.