Hac Sûresi78. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (44 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وجاهدوا | ج ه دCHD̃ | ve cāhidū | ve cihad edin | And strive |
| 2 | في | — | fī | uğrunda | for |
| 3 | الله | — | llahi | Allah | Allah |
| 4 | حق | ح ق قḪGG | Haḳḳa | hakkıyla | (with the) striving due (to) Him. |
| 5 | جهاده | ج ه دCHD̃ | cihādihi | cihadın | (with the) striving due (to) Him. |
| 6 | هو | — | huve | O | He |
| 7 | اجتباكم | ج ب يCBY | ctebākum | sizi seçti | (has) chosen you |
| 8 | وما | — | ve mā | ve | and not |
| 9 | جعل | ج ع لCAL | ceǎle | yüklemedi | placed |
| 10 | عليكم | — | ǎleykum | size | upon you |
| 11 | في | — | fī | in | |
| 12 | الدين | د ي نD̃YN | d-dīni | dinde | the religion |
| 13 | من | — | min | hiç bir | any |
| 14 | حرج | ح ر جḪRC | Haracin | güçlük | difficulty. |
| 15 | ملة | م ل لMLL | millete | dinine | (The) religion |
| 16 | أبيكم | ا ب وEBV | ebīkum | babanız | (of) your father |
| 17 | إبراهيم | — | ibrāhīme | İbrahim'in | Ibrahim. |
| 18 | هو | — | huve | O | He |
| 19 | سماكم | س م وSMV | semmākumu | size adını verdi | named you |
| 20 | المسلمين | س ل مSLM | l-muslimīne | müslümanlar | Muslims |
| 21 | من | — | min | before | |
| 22 | قبل | ق ب لGBL | ḳablu | bundan önce | before |
| 23 | وفي | — | ve fī | ve | and in |
| 24 | هذا | — | hāƶā | bu(Kur'a)nda | this, |
| 25 | ليكون | ك و نKVN | liyekūne | olması için | that may be |
| 26 | الرسول | ر س لRSL | r-rasūlu | Elçi'nin | the Messenger |
| 27 | شهيدا | ش ه دŞHD̃ | şehīden | şahid | a witness |
| 28 | عليكم | — | ǎleykum | size | over you |
| 29 | وتكونوا | ك و نKVN | ve tekūnū | ve sizin olmanız için | and you may be |
| 30 | شهداء | ش ه دŞHD̃ | şuhedā'e | şahid | witnesses |
| 31 | على | — | ǎlā | üzerine | on |
| 32 | الناس | ن و سNVS | n-nāsi | insanlar | the mankind. |
| 33 | فأقيموا | ق و مGVM | feeḳīmū | Zira -doğrulmak | So establish |
| 34 | الصلاة | ص ل وṦLV | S-Salāte | SaLâTe/Desteğe- | the prayer |
| 35 | وآتوا | ا ت يETY | ve ātū | ve vermek | and give |
| 36 | الزكاة | ز ك وZKV | z-zekāte | zekatı | zakah |
| 37 | واعتصموا | ع ص مAṦM | veǎ'teSimū | ve sarılmak | and hold fast |
| 38 | بالله | — | billahi | Allah'a | to Allah. |
| 39 | هو | — | huve | O'dur | He |
| 40 | مولاكم | و ل يVLY | mevlākum | mevlanız (sahibiniz) | (is) your Protector - |
| 41 | فنعم | ن ع مNAM | feniǎ'me | ne güzel | so an Excellent |
| 42 | المولى | و ل يVLY | l-mevlā | mevladır | [the] Protector |
| 43 | ونعم | ن ع مNAM | ve niǎ'me | ve ne güzel | and an Excellent |
| 44 | النصير | ن ص رNṦR | n-neSīru | yardımcıdır | [the] Helper. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وجهدوا فى الله حق جهاده هو اجتبىكم وما جعل عليكم فى الدين من حرج ملة ابيكم ابرهيم هو سمىكم المسلمين من قبل وفى هذا ليكون الرسول شهيدا عليكم وتكونوا شهداء على الناس فاقيموا الصلوة وءاتوا الزكوة واعتصموا بالله هو مولىكم فنعم المولى ونعم النصير
Arapça (Harekeli)
وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ
Transliterasyon
Ve câhidû fillâhi hakka cihâdih|î|, huvectebâkum ve mâ ceale aleykum fid dîni min harac(haracin), millete ebîkum ibrâhîm|e|, huve semmakumul muslimîne min kablu ve fî hâzâ li yekûner resûlu şehîden aleykum ve tekûnû şuhedâe alen nâs|i|, fe ekîmûs salâte ve âtuz zekâte va’tesımû billâh|i|, huve mevlâkum, fe ni’mel mevlâ ve ni’men nasîr|u|.
Transliteration (Eng.)
Waj<span class="u">a</span>hidoo fee All<span class="u">a</span>hi <span class="u">h</span>aqqajih<span class="u">a</span>dihi huwa ijtab<span class="u">a</span>kum wam<span class="u">a</span> jaAAalaAAalaykum fee a<span class="b">l</span>ddeeni min <span class="u">h</span>arajin millata abeekumibr<span class="u">a</span>heema huwa samm<span class="u">a</span>kumu almuslimeena min qabluwafee h<span class="u">atha</span> liyakoona a<span class="b">l</span>rrasoolu shaheedanAAalaykum watakoonoo shuhad<span class="u">a</span>a AAal<span class="u">a</span> a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>sifaaqeemoo a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>al<span class="u">a</span>ta wa<span class="u">a</span>too a<span class="b">l</span>zzak<span class="u">a</span>tawa<span class="b">i</span>AAta<span class="u">s</span>imoo bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi huwa mawl<span class="u">a</span>kumfaniAAma almawl<span class="u">a</span> waniAAma a<span class="b">l</span>nna<span class="u">s</span>eer<span class="b">u</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Allah için hakkıyla savaşın. O seçti sizi ve dinde bir güçlük vermedi size; babanız İbrâhim'in dini. O mâbuttur daha önce ve bu Kur'ân'da size Müslüman adını takan, Peygamber, size tanık olsun, siz de insanlara tanıklık edin diye. Artık namaz kılın, zekât verin ve sarılın Allah'a, odur dostunuz; ne de güzel dosttur, ne de güzel yardımcı.
Ali Bulaç
Allah adına gerektiği gibi mücadele edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.
Bayraktar Bayraklı
Allah yolunda, hakkını vererek cihad ediniz! Sizi O seçti. Din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; ceddiniz İbrâhim'in dininde de böyleydi. Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, Allah gerek daha önce gelmiş kitaplarda, gerekse Kur'ân'da, size Müslümanlar adını verdi. Öyleyse namazı kılınız, zekâtı veriniz ve Allah'a sımsıkı sarılınız! O, sizin dostunuzdur. Ne güzel dosttur; ne güzel yardımcıdır!
Diyanet İşleri
Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar" adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekatı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlanızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır!*
Edip Yüksel
Ve ALLAH uğrunda gereken çaba ve gayreti gösteriniz. O'dur sizi seçen. O, babanız İbrahim'in yolu olan bu dini, sizin için güç ve ağır kılmadı. Elçinin size tanık olması, sizin de halka tanık olmanız için, sizi, daha önce de şimdi de "Müslümanlar = teslim olanlar" olarak adlandıran O'dur. Namazı gözetin, zekatı verin ve ALLAH'a sarılın; Mevlanız (Sahibiniz) O'dur. Ne güzel sahip ve ne güzel Yardımcıdır!*
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur'ân'da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
Erhan Aktaş
Allah yolunda gerektiği gibi cihad* edin. O sizi seçti. Dinde size bir zorluk yüklemedi. Bu atanız İbrahim’in milleti*. O, daha önce de şimdi de sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi. Rasul, size tanık olsun, siz de diğer insanlara. Öyleyse salâtı ikame* edin, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. O, sizin mevlanızdır*. Ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır.
Hakkı Yılmaz
(77,78)Ey iman etmiş kimseler! Zafer kazanmanız, durumunuzu korumanız için, Allah'ı birleyin, boyun eğip teslimiyet gösterin, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ve Allah uğrunda gerektiği gibi gayret gösterin. O, sizi seçti ve dinde; atanız İbrâhîm'in dininde/yaşam tarzında sizin için bir zorluk oluşturmadı. O, daha önce ve işte Kur’ân'da, Elçi'nin size şâhit olması, sizin de insanlara şâhit olmanız için, sizi “Müslümanlar” olarak isimledi. Öyleyse, salâtı ikame edin [mâlî yönden ve zihinsel açıdan destek olma; toplumu aydınlatma kurumları oluşturun, ayakta tutun], zekâtı/verginizi verin ve Allah'a sarılın. O, sizin mevlânız; yol gösteren, yardım eden, koruyan yakınınızdır. O, ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!
Muhammed Esed
Ve Allah'ın dâvâsı için, O'nun yolunda gösterilmesi gereken en zorlu, en üstün çabalara girişin; (mesajına muhatap ve taşıyıcı olarak) sizi seçen ve din konusunda üzerinize bir zorluk, bir güçlük yüklemeyen O'dur: (ve size) atanız İbrahim'in inancını (izlemeyi öneren de O). Elçi'nin sizin önünüzde ve sizin de tüm insanlığın önünde gerçeğe tanık olmanız için geçmiş çağlarda da, bu ilahî mesajda da, sizi "kendilerini yürekten Allaha teslim edenler" diye isimlendiren O'dur. Öyleyse, salâtta devamlı ve duyarlı olun, arınmak için verilmesi gerekeni verin ve sımsıkı Allah'a bağlanın. Sizin gerçek Efendiniz O'dur; ne üstün, ne yüce Efendi; ne üstün, ne yüce Yardımcı!23:1 KESİN OLAN ŞUDUR Kİ, inananlar kurtuluşa erişeceklerdir:
Mustafa İslamoğlu
Ve Allah uğrunda üstün çaba sarf ederek gereği gibi mücadele edin: O (mesajını hayata taşımak için) sizi seçti; ve O din konusunda sizi zora koşmadı. (Sizden tek istediği) atanız İbrahim'in inanç sistemine (tabi olmanız). O sizleri bundan önce de bu vahyin (gelişinden) sonra da müslüman olarak isimlendirdi ki, elçi sizin için iyi bir model ve tanık olsun, siz de insanlık için iyi bir model ve tanıklar olasınız. Şu halde, artık namazı hakkını vererek kılın ve zekatı içten gelerek verin; bir de Allah'a sımsıkı bağlanın: O'dur sizin tek efendiniz; O ne güzel koruyup kurtarıcı, ve O ne güzel yardımcıdır!
Suat Yıldırım
Allah yolunda gereği gibi cihad edin. Sizi insanlar içinde bu emanete ehil bulup seçen O'dur. Din konusunda, size hiçbir zorluk da yüklemedi. Haydin öyleyse babanız İbrâhim'in milletine ve yoluna! Bundan önce de, bu Kur'ân'da da, size Müslüman adını veren O'dur. Ta ki Resul size şahid olsun, siz de diğer insanlar nezdinde Hakkın şahitleri olasınız. Haydin namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. O sizin biricik mevlanız, efendinizdir. O, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcıdır. [6, 161; 2, 128]*
Süleyman Ateş
Allah uğrunda, O'na yaraşır biçimde cihad edin. O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrahim'in dini(ne uyun). O (Allah) bu (Kur'a)ndan önce(ki Kitaplarda) da, bu(Kur'a)nda da size "müslümanlar" adını verdi ki, Elçi size şahid olsun, siz de insanlara şahid olasınız. Haydi namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın; sahibiniz O'dur. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır (O)!*
Şaban Piriş
Allah yolunda, ona layık olacak şekilde gayret gösterin. O, sizi seçkin kıldı, Dinde üzerinize bir zorluk yüklemedi. Atanız İbrahimin yoludur. Allah, bundan önce ve bunda (Kuranda) size "müslüman" ismini vermiştir. Peygamber size şahit olsun, sizde insanlığa şahit olun diye. Öyleyse namazı kılın. Zekatı verin, Allaha sımsıkı bağlanın. Sizin mevlânız Odur. O, ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır !..
Yaşar Nuri Öztürk
Allah uğrunda ona yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in dinini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "müslümanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevla'nız. Ne güzel Mevla'dır O, ne güzel yardımcıdır O!
Edip-Layth-Martha
Strive in the cause of God properly. He is the One who has chosen you, and He has made no hardship for you in the system, the creed of your father Abraham; He is the One who named you 'those who have peacefully surrendered' from before as well as in this. So let the messenger be witness over you and you be witness over people. So hold the contact prayer and contribute towards betterment and hold tight to God, He is your patron. What an excellent Patron, and what an excellent Supporter.*
Muhammad Asad
And strive hard in God's cause with all the striving that is due to Him: it is He who has elected you [to carry His message], and has laid no hardship on you in [anything that pertains to religion,* [and made you follow] the creed of your forefather Abraham.* It is He who has named you in bygone times as well as in this [divine writ] those who have surrendered themselves to God",* so that the Apostle might bear witness to the truth before you, and that you might bear witness to it before all mankind. Thus, be constant in prayer, and render the purifying dues, and hold fast unto God. He is your Lord Supreme: and how excellent is this Lord Supreme, and how excellent this Giver of Succour!
Rashad Khalifa
You shall strive for the cause of GOD as you should strive for His cause. He has chosen you and has placed no hardship on you in practicing your religion-the religion of your father Abraham. He is the one who named you "Submitters" originally. Thus, the messenger shall serve as a witness among you, and you shall serve as witnesses among the people. Therefore, you shall observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat), and hold fast to GOD; He is your Lord, the best Lord and the best Supporter.*,
The Monotheist Group
Andstrive in the cause of God its truly deserved striving. He is the One who has chosen you, and He has made no hardship for you in the system, the creed of your father Abraham; He is the One who named you 'those who have submitted' from before and in this. So let the messenger be witness over you and you be witness over the people. So hold the contact prayer and contribute towards purification and hold tight to God, He is your patron. What an excellent Patron, and what an excellent Supporter.