Muminun Sûresi18. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (13 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وأنزلنا | ن ز لNZL | ve enzelnā | ve indirdik | And We send down |
| 2 | من | — | mine | -ten | from |
| 3 | السماء | س م وSMV | s-semāi | gök- | the sky |
| 4 | ماء | م و هMVH | māen | su | water, |
| 5 | بقدر | ق د رGD̃R | biḳaderin | belli ölçüde | in (due) measure |
| 6 | فأسكناه | س ك نSKN | feeskennāhu | ve onu durdurduk | then We cause it to settle |
| 7 | في | — | fī | in | |
| 8 | الأرض | ا ر ضERŽ | l-erDi | yerde | the earth. |
| 9 | وإنا | — | ve innā | elbette biz | And indeed, We, |
| 10 | على | — | ǎlā | on | |
| 11 | ذهاب | ذ ه بZ̃HB | ƶehābin | gidermeğe de | taking it away, |
| 12 | به | — | bihi | onu | taking it away, |
| 13 | لقادرون | ق د رGD̃R | leḳādirūne | kadiriz | surely (are) Able. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
وانزلنا من السماء ماء بقدر فاسكنه فى الارض وانا على ذهاب به لقدرون
Arapça (Harekeli)
وَأَنزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّاهُ فِي الْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَى ذَهَابٍ بِهِ لَقَادِرُونَ
Transliterasyon
Ve enzelnâ mines semâi mâen bi kaderin fe eskennâhu fîl ardı ve innâ alâ zehâbin bihî le kâdirûn|e|.
Transliteration (Eng.)
Waanzaln<span class="u">a</span> mina a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>-im<span class="u">a</span>an biqadarin faaskann<span class="u">a</span>hu fee al-ar<span class="u">d</span>iwa-inn<span class="u">a</span> AAal<span class="u">a</span> <span class="u">th</span>ah<span class="u">a</span>bin bihi laq<span class="u">a</span>diroon<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve gökten, ihtiyaç miktârınca yağmur yağdırdık da yağmur suyunu yerde kararlaştırdık, topladık ve bizim, hiç şüphe yok ki onu gidermeye de gücümüz yeter.
Ali Bulaç
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
Bayraktar Bayraklı
Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
Diyanet İşleri
Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.*
Edip Yüksel
Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
Erhan Aktaş
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik.* Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Hakkı Yılmaz
Ve Biz gökten bir ölçüde su indirdik de onu yeryüzünde durgunlaştırdık. Ve şüphesiz Biz, onu gidermeye de kesinlikle güç yetirenleriz.
Muhammed Esed
Ve Biz suyu gökten (belirlediğimiz) bir ölçüye göre indiriyor, sonra da onu yeryüzünde tutuyoruz; ama, hiç şüphesiz, bu (nimeti) geri almaya da kâdiriz!
Mustafa İslamoğlu
Ve gökten suyu bir yasaya bağlı olarak Biz indirtmekteyiz; ve yeryüzünde onu tutmaktayız; şu da var ki Biz, onu gidermeye elbette kadiriz.
Suat Yıldırım
Biz gökten belirlediğimiz bir ölçüye göre su indirir ve onu yerde dinlendiririz. Ama dilersek onu yerden gidermeye de kadiriz. *
Süleyman Ateş
Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kadir olduğumuz gibi) gidermeğe de kadiriz.
Şaban Piriş
Gökten belli bir ölçüye göre su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
Gökten belli bir ölçüde su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Edip-Layth-Martha
We sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.
Muhammad Asad
And We send down water from the skies in accordance with a measure [set by Us], and then We cause it to lodge in the earth: but, behold, We are most certainly able to withdraw this [blessing]!
Rashad Khalifa
We send down from the sky water, in exact measure, then we store it in the ground. Certainly, we can let it escape.,
The Monotheist Group
AndWe sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.