Muminun Sûresi41. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (8 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | فأخذتهم | ا خ ذ EḢZ̃ | feeḣaƶethumu | derken onları yakaladı | So seized them |
| 2 | الصيحة | ص ي حṦYḪ | S-SayHatu | o korkunç ses | the awful cry |
| 3 | بالحق | ح ق قḪGG | bil-Haḳḳi | gerçekten | in truth, |
| 4 | فجعلناهم | ج ع لCAL | fe ceǎlnāhum | ve onları getirdik | and We made them |
| 5 | غثاء | غ ث وĞS̃V | ğuṧā'en | sel süprüntüsü haline | (as) rubbish of dead leaves. |
| 6 | فبعدا | ب ع دBAD̃ | febuǎ'den | uzak olsun | So away |
| 7 | للقوم | ق و مGVM | lilḳavmi | kavim | with the people - |
| 8 | الظالمين | ظ ل مƵLM | Z-Zālimīne | o zalim | the wrongdoers. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
فاخذتهم الصيحة بالحق فجعلنهم غثاء فبعدا للقوم الظلمين
Arapça (Harekeli)
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ بِالْحَقِّ فَجَعَلْنَاهُمْ غُثَاءً فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Transliterasyon
Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnâhum gusâen, fe bu’den lil kavmiz zâlimîn|e|.
Transliteration (Eng.)
Faakha<span class="u">th</span>at-humu a<span class="b">l</span><span class="u">ss</span>ay<span class="u">h</span>atubi<span class="b">a</span>l<span class="u">h</span>aqqi fajaAAaln<span class="u">a</span>hum ghuth<span class="u">a</span>anfabuAAdan lilqawmi a<span class="b">l</span><span class="i"><span class="u">thth</span></span><span class="u">a</span>limeen<span class="b">a</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helâk ediverdik de selle sürüklenip gelen çer çöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.
Ali Bulaç
Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.
Bayraktar Bayraklı
Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zâlimler topluluğunun canı cehenneme!
Diyanet İşleri
Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Edip Yüksel
Korkunç felaket onları hakettikleri şekilde yakaladı ve böylece onları süprüntü yığınına çevirdik. O zalim halk yok olmayı haketmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!
Erhan Aktaş
Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha* onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.
Hakkı Yılmaz
Sonra da çığlık onları hak ile yakalayıverdi. Böylece kendilerini süprüntü yaptık. Artık uzaklık, şirk koşarak yanlış; kendi zararlarına iş yapanlar topluluğunadır.
Muhammed Esed
Ve anî bir darbe şeklinde gelen (cezamız) tam yerinde ve kaçınılmaz olarak onları kıskıvrak yakalayıverir; ve böylece onları sel önünde sürüklenen çerçöp ve köpüğe çeviririz: uzak olsun, böyle bir zalimler toplumu!
Mustafa İslamoğlu
Derken mutlak hakikatin üstün gücü, onları sarsıcı bir bela çığlığı halinde kuşattı. Sonuçta onları selin sürüklediği çer çöpe çevirdik: evet, uzak olsun bu zalimler güruhu!
Suat Yıldırım
Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme! [40, 78]
Süleyman Ateş
Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim!.
Şaban Piriş
Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu!
Edip-Layth-Martha
So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.
Muhammad Asad
And then the blast [of Our punishment] over­took them, justly and unavoidably,* and We caused them to become as the flotsam of dead leaves and the scum borne on the surface of a torrent: and so - away with those evildoing folk!
Rashad Khalifa
The retribution struck them, equitably, and thus, we turned them into ruins. The wicked people perished.,
The Monotheist Group
So the scream took them with justice, and We made them as dead plants. So away with the wicked people.