Nur Sûresi11. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (28 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | إن | — | inne | kuşkusuz | Indeed, |
| 2 | الذين | — | elleƶīne | those who | |
| 3 | جاءوا | ج ي اCYE | cā'ū | getirenler | brought |
| 4 | بالإفك | ا ف كEFK | bil-ifki | iftirayı | the lie |
| 5 | عصبة | ع ص بAṦB | ǔSbetun | bir topluluktur | (are) a group |
| 6 | منكم | — | minkum | içinizden | among you. |
| 7 | لا | — | lā | (Do) not | |
| 8 | تحسبوه | ح س بḪSB | teHsebūhu | onu sanmayın | think it |
| 9 | شرا | ش ر رŞRR | şerran | şer | bad |
| 10 | لكم | — | lekum | sizin için | "for you;" |
| 11 | بل | — | bel | bilakis | nay, |
| 12 | هو | — | huve | o | it |
| 13 | خير | خ ي رḢYR | ḣayrun | hayırdır | (is) good |
| 14 | لكم | — | lekum | sizin için | for you. |
| 15 | لكل | ك ل لKLL | likulli | her (karşılığını görecektir) | For every |
| 16 | امرئ | م ر اMRE | mriin | kişi | person |
| 17 | منهم | — | minhum | onlardan | among them |
| 18 | ما | — | mā | ne | (is) what |
| 19 | اكتسب | ك س بKSB | ktesebe | işledi (ise) | he earned |
| 20 | من | — | mine | of | |
| 21 | الإثم | ا ث مES̃M | l-iṧmi | günahının | the sin, |
| 22 | والذي | — | velleƶī | kimseye | and the one who |
| 23 | تولى | و ل يVLY | tevellā | yüklenen | took upon himself a greater share of it |
| 24 | كبره | ك ب رKBR | kibrahu | en büyüğünü | took upon himself a greater share of it |
| 25 | منهم | — | minhum | onlardan | among them - |
| 26 | له | — | lehu | onun (yalanın) | for him |
| 27 | عذاب | ع ذ بAZ̃B | ǎƶābun | bir azab (vardır) | (is) a punishment |
| 28 | عظيم | ع ظ مAƵM | ǎZīmun | büyük | great. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ان الذين جاءو بالافك عصبة منكم لا تحسبوه شرا لكم بل هو خير لكم لكل امرئ منهم ما اكتسب من الاثم والذى تولى كبره منهم له عذاب عظيم
Arapça (Harekeli)
إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِّنكُمْ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَّكُم بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُم مَّا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ وَالَّذِي تَوَلَّى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Transliterasyon
İnnellezîne câû bil ifki usbetun minkum, lâ tahsebûhu şerren lekum, bel huve hayrun lekum, li kullimriin minhum mektesebe minel ism|i|, vellezî tevellâ kibrehu minhum lehu azâbun azîm(azîmun).
Transliteration (Eng.)
Inna alla<span class="u">th</span>eena j<span class="u">a</span>oo bi<span class="b">a</span>l-ifkiAAu<span class="u">s</span>batun minkum l<span class="u">a</span> ta<span class="u">h</span>saboohu sharran lakumbal huwa khayrun lakum likulli imri-in minhum m<span class="u">a</span> iktasabamina al-ithmi wa<span class="b">a</span>lla<span class="u">th</span>ee tawall<span class="u">a</span> kibrahuminhum lahu AAa<span class="u">tha</span>bun AAa<span class="i"><span class="u">th</span></span>eem<span class="b">un</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
O uydurma haberi size getiren sizden bir tâifedir; onu şer sanmayın kendinize, hattâ o, hayırdır size. Onlardan herbirinin kazandığı günah, kendisine âittir, içlerinden, suçun en büyüğünü yüklenene gelince: Onundur en büyük azap.
Ali Bulaç
Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
O iftirayı atanlar şüphesiz içinizden bir gruptur. Bu olayın, hakkınızda bir kötülük olduğunu sanmayınız. Tam aksine sizin için daha hayırlı olmuştur. Onlardan her biri işlediği suçun cezasını çekecektir. İçlerinden önderlik yapıp suçun büyüğünü yüklenen kişiye ise, büyük bir azap vardır.
Diyanet İşleri
(Peygamber'in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir guruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük sanmayın, aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan her bir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. Onlardan (elebaşlık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır.*
Edip Yüksel
O iftirayı, sizden bir çete uydurdu. Onun sizin için kötü olduğunu sanmayın; aksine sizin için iyi (bir ders) dir. Bu arada, onlardan her biri günahı paylaşmıştır. Elebaşılık yapanları da büyük bir cezayı haketmiştir.*
Elmalılı Hamdi Yazır
Haberiniz olsun ki (Muhammed'in eşine) bu ağır ifki (iftirayı) uyduranlar sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük saymayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan herbir kişiye, günah olarak ne işlemişse (onun karşılığı ceza) vardır. (Elebaşlılık yapan, bu yüzden de) bu günahın büyüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır.
Erhan Aktaş
Bu ifk’i* atanlar içinizden birileridir. Sizin için bunun bir şer olduğunu sanmayın. Aksine bu sizin için bir hayırdır. Onlardan her birine günahtan bir pay vardır. İçlerinden önderlik yapıp bunu organize eden kimse için de çok büyük bir azap vardır.
Hakkı Yılmaz
Şüphesiz bu ağır iftirayı getirenler, sizden bir gruptur. –Bunu kendiniz için bir kötülük saymayın; tersine o, sizin için bir iyiliktir.– Onlardan, her bir kişiye, günahtan kazandığı vardır. Onlardan günahın büyüğünü söyleyen kimse için de çok büyük bir azap vardır.
Muhammed Esed
Başkalarını yalan yere iffetsizlikle suçlayanlar içinizden bir güruhtur; (fakat, siz, bu haksız suçlamaya maruz kalanlar,) bunu kendiniz için kötü bir şey sanmayın; tersine bu sizin için hayırdır! (İftiracılara gelince,) onların her biri (böyle yaparak) işledikleri günahın yükünü taşıyacaklardır; ve onlardan bu (günahın) işlenmesinde başı çekenleri vahim bir azap beklemek-tedir!
Mustafa İslamoğlu
Gerçek şu ki, iftirayı tasarlayanlar içinizden bir güruhtur. Siz (ey bu iftiranın mağdurları)! Sanmayın ki bu size dokunan bir şerdir, aksine bu sizin için bir hayırdır! Onlardan her birinin kazandığı günah oranında (cezası) vardır; ama onlar içerisinden bu işin elebaşılığını üstlenen kimse var ya: onu korkunç bir azap beklemektedir.
Suat Yıldırım
O İftirayı çıkaranlar, içinizden küçük bir gruptur. Siz o iftirayı kendi hakkınızda fena bir şey sanmayın, bilakis o sizin için hayırlıdır. O iftiracılara gelince, onlardan her birinin, kazandığı günah nisbetinde cezası vardır. Bu yaygaranın elebaşılığını yapan şahsa ise cezanın en büyüğü vardır. *
Süleyman Ateş
O yalan haberi getir(ip ortaya at)anlar, içinizden bir topluluktur. Siz, onu sizin için şer sanmayın. Tersine o, sizin için hayırdır. Onlardan her kişi işlediği günah'ın cezasını görecektir. Onlardan o(yala)nın en büyüğünü idare edene de büyük bir azab vardır.*
Şaban Piriş
O iftirayı yapanlar içinizden bir topluluktur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. Aksine o, sizin için hayırlı olmuştur. Onlardan her biri için günah olarak kazandıkları şeyler vardır. En büyük azap da onlardan elebaşılık yapanadır.
Yaşar Nuri Öztürk
O ifki / yalan haberi getirenler, içinizden bir gruptur. Onu sizin için şer sanmayın. Aksine o, sizin için bir hayırdır. Onlardan her kişiye o günahtan kazandığı vardır. Onların, günahın büyüğünü yönetenine de büyük bir azap vardır.
Edip-Layth-Martha
Those who have brought forth the false accusation were a group from within you. Do not think it is bad for you, for it is good for you. Every person amongst them will have what he deserves of the sin. As for he who had the greatest portion of it, he will have a great retribution.*
Muhammad Asad
Verily, numerous among you are those who would falsely accuse others of unchastity:* [but, O you who are thus wronged,] deem it not a bad thing for you: nay, it is good for you!* [As for the slanderers,] unto every one of them [will be accounted] all that he has earned by [thus] sinning; and awesome suffering awaits any of them who takes it upon himself to enhance this [sin]!*
Rashad Khalifa
A gang among you produced a big lie. Do not think that it was bad for you; instead, it was good for you. Meanwhile, each one of them has earned his share of the guilt. As for the one who initiated the whole incident, he has incurred a terrible retribution.,
The Monotheist Group
Those who have brought forth the false accusation were a group from among you. Do not think it is bad for you, for it is good for you. Every person among them will have what he deserves of the sin. And as for he who had the greatest portion of it, he will have a great retribution.