Nur Sûresi43. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (38 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ألم | — | elem | Do not | |
| 2 | تر | ر ا يREY | tera | görmedin mi? | you see |
| 3 | أن | — | enne | şüphesiz ki | that |
| 4 | الله | — | llahe | Allah | Allah |
| 5 | يزجي | ز ج وZCV | yuzcī | sürer | drives |
| 6 | سحابا | س ح بSḪB | seHāben | bulutları | clouds |
| 7 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 8 | يؤلف | ا ل فELF | yu'ellifu | birleştirir | joins |
| 9 | بينه | ب ي نBYN | beynehu | onların arasını | between them |
| 10 | ثم | — | ṧumme | sonra | then |
| 11 | يجعله | ج ع لCAL | yec'ǎluhu | onları yığar (sıkıştırır) | makes them |
| 12 | ركاما | ر ك مRKM | rukāmen | birbiri üstüne | (into) a mass, |
| 13 | فترى | ر ا يREY | feterā | sonra görürsün | then you see |
| 14 | الودق | و د قVD̃G | l-vedḳa | yağmurun | the rain |
| 15 | يخرج | خ ر جḢRC | yeḣrucu | çıktığını | come forth |
| 16 | من | — | min | -ndan | from |
| 17 | خلاله | خ ل لḢLL | ḣilālihi | arası- | their midst? |
| 18 | وينزل | ن ز لNZL | ve yunezzilu | ve indirir | And He sends down |
| 19 | من | — | mine | -ten | from |
| 20 | السماء | س م وSMV | s-semāi | gök- | (the) sky, |
| 21 | من | — | min | -dan | [from] |
| 22 | جبال | ج ب لCBL | cibālin | dağlar- | mountains |
| 23 | فيها | — | fīhā | orada | within it |
| 24 | من | — | min | [of] | |
| 25 | برد | ب ر دBRD̃ | beradin | bir dolu | (is) hail |
| 26 | فيصيب | ص و بṦVB | fe yuSību | vurur | and He strikes |
| 27 | به | — | bihi | onunla | with it |
| 28 | من | — | men | whom | |
| 29 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediğini | He wills |
| 30 | ويصرفه | ص ر فṦRF | ve yeSrifuhu | ve onu öteye çevirir | and averts it |
| 31 | عن | — | ǎn | -nden | from |
| 32 | من | — | men | whom | |
| 33 | يشاء | ش ي اŞYE | yeşā'u | dilediği- | He wills. |
| 34 | يكاد | ك و دKVD̃ | yekādu | neredeyse | Nearly |
| 35 | سنا | س ن وSNV | senā | parıltısı | (the) flash |
| 36 | برقه | ب ر قBRG | berḳihi | şimşeğinin | (of) its lighting |
| 37 | يذهب | ذ ه بZ̃HB | yeƶhebu | alır | takes away |
| 38 | بالأبصار | ب ص رBṦR | bil-ebSāri | gözleri | the sight. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
الم تر ان الله يزجى سحابا ثم يولف بينه ثم يجعله ركاما فترى الودق يخرج من خلله وينزل من السماء من جبال فيها من برد فيصيب به من يشاء ويصرفه عن من يشاء يكاد سنا برقه يذهب بالابصر
Arapça (Harekeli)
أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ يُزْجِي سَحَابًا ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَامًا فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِهِ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَاءِ مِن جِبَالٍ فِيهَا مِن بَرَدٍ فَيُصِيبُ بِهِ مَن يَشَاءُ وَيَصْرِفُهُ عَن مَّن يَشَاءُ يَكَادُ سَنَا بَرْقِهِ يَذْهَبُ بِالْأَبْصَارِ
Transliterasyon
E lem tera ennallâhe yuzcî sehâben summe yuellifu beynehu summe yec´aluhu rukâmen fe teral vedka yahrucu min hılâlih|î|, ve yunezzilu mines semâi min cibâlin fîhâ min beredin fe yusîbu bihî men yeşâu ve yasrifuhu an men yeşâu, yekâdu senâ berkıhî yezhebu bil ebsâr|i|.
Transliteration (Eng.)
Alam tara anna All<span class="u">a</span>ha yuzjee sa<span class="u">ha</span>banthumma yu-allifu baynahu thumma yajAAaluhu ruk<span class="u">a</span>man fatar<span class="u">a</span>alwadqa yakhruju min khil<span class="u">a</span>lihi wayunazzilu mina a<span class="b">l</span>ssam<span class="u">a</span>-imin jib<span class="u">a</span>lin feeh<span class="u">a</span> min baradin fayu<span class="u">s</span>eebu bihiman yash<span class="u">a</span>o waya<span class="u">s</span>rifuhu AAan man yash<span class="u">a</span>o yak<span class="u">a</span>dusan<span class="u">a</span> barqihi ya<span class="u">th</span>habu bi<span class="b">a</span>l-ab<span class="u">sa</span>r<span class="b">i</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Görmez misin ki Allah, bulutları sürmede, sonra onları birbirine katıp birleştirmede, sonra yığın haline getirmededir. Görürsün ki bulutlardan yağmur yağmadadır ve gökte dağ gibi yığılmış bulutlarda dolu var, bunları yağdırmadadır da dilediğine âfetler vermededir, dilediğine de isâbet ettirmemede. Şimşeğinin parıltısıysa neredeyse gözleri alacak.
Ali Bulaç
Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indiriverir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.
Bayraktar Bayraklı
Görmez misiniz ki Allah, bulutları sürüyor, sonra onları bir araya getirip sonra üst üste yığıyor. Sen de onların arasından yağmur yağdığını görüyorsun. Gökten, içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir. Dilediğine onu uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözlerini kör edecektir!
Diyanet İşleri
Görmez misin ki Allah bir takım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; (bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!
Edip Yüksel
Bilmez misin ki ALLAH bulutları sürer, sonra onları birleştirir, sonra onları birbiri üstüne yığar ve sen de yağmurun onların arasından çıktığını görürsün? Gökten büyük kütlelerden dolu yağdırır, dilediği kimseyi ona uğratır ve dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Görmez misin ki Allah bulutları (dilediği yere) sürüklüyor; sonra onları biraraya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasında yağmur çıkıyor. O, gökten, sanki oradaki dağlardan da dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Erhan Aktaş
Allah’ın, bulutları sürüklediğini, sonra aralarını birleştirdiğini, sonra da onları küme haline getirdiğini görmüyor musun? Böylece aralarından yağmur çıkardığını görürsün. Ve gökten içinde dolu bulunan dağ gibi kümeleri getiriyor. Neredeyse parıltısı gözlerinizi alan şimşeği dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden de onu uzak tutuyor.
Hakkı Yılmaz
Şüphesiz Allah'ın, bulutları sürüklediğini, sonra onları bir araya getirdiğini, sonra da üstüste yığdığını görmedin mi/ hiç düşünmedin mi? İşte görüyorsun ki bunların arasından yağmuru çıkarıyor. Ve O, gökten, içinde dolu bulunan dağ gibi bulutları indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Muhammed Esed
Görmüyor musun, bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine yığan ve derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah'tır. Ve gökten doluyla yüklü (bulut) dağları indiriveren ve onların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırır(ken) dilediği kimseyi doluya uğratan, dilediği kimseden de onu uzak tutan Allah'tır!
Mustafa İslamoğlu
(Yine) sen fark etmez misin ki bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine istif edip kümeler haline getiren, derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah'tır. Gökten dolu yüklenmiş (bulut) dağları indiren, peşinden -dilediği kimseye onu isabet ettirip, dilediğinden onu uzak tutan da Allah'tır. (Düşün ki), neredeyse o (bulut)lardan çakan şimşeğin parıltısı gözleri almaktadır:
Suat Yıldırım
Baksana, Allah bulutları sevk ediyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunların arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, -oradaki dağlar büyüklüğünde bulutlardan- dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğini de ondan korur. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alıverecek!
Süleyman Ateş
Görmedin mi Allah bulutları sürer, sonra onları birbirine geçirir, sonra onları birbiri üstüne yığar (sıkıştırır), arasından yağmurun çıktığını görürsün. Gökteki dağlar(gibi büyük bulut parçaların)dan bir dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğinden de onu öteye çevirir. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Şaban Piriş
Görmüyor musun ki Allah, bulutları sürüyor, sonra bir araya getirip, üst üste yığıyor. İşte o zaman aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Gökten, içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir de, bu doluyu dilediğine isabet ettirir. Dilediğinden de uzak tutar. Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri kamaştırır.
Yaşar Nuri Öztürk
Görmedin mi, Allah, bulutları sürüyor, sonra onları kaynaştırıp içiçe sokuyor, sonra onları birbiri üstüne yığıyor. Nihayet onların arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onunla dilediğini çarpıyor, dilediğinden de onu yan geçiriyor. Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek.
Edip-Layth-Martha
Do you not see that God drives the clouds, then He gathers them together, then He piles them upon each other, then you see the soft rain coming out of them? He sends down hail from the sky from the mountains to afflict whomever He wills, and He diverts it from whomever He wills; the brightness of the snow almost blinds the eyes.
Muhammad Asad
Art thou not aware that it is God who causes the clouds to move onward, then joins them together, then piles them up in masses, until thou can see rain come forth from their midst? And He it is who sends down from the skies, by degrees, mountainous masses [of clouds] charged with hail, striking therewith whomever He wills and averting it from whomever He wills, [the while] the flash of His lightning well-nigh deprives [men of their] sight!
Rashad Khalifa
Do you not realize that GOD drives the clouds, then gathers them together, then piles them on each other, then you see the rain coming out of them? He sends down from the sky loads of snow to cover whomever He wills, while diverting it from whomever He wills. The brightness of the snow almost blinds the eyes.,
The Monotheist Group
Do you not see that God drives the clouds, then He joins them together, then He makes them into a stack; so you see the soft rain coming out of them? And He sends down hail from the sky from mountains, so He strikes with it whoever He wills, and He diverts it from whoever He wills; the vivid flash of its lightning almost blinds the eyes.