Nur Sûresi62. Ayet

← Sure okumasına dön

Kelime Kelime (39 kelime)

#ArapçaKökOkunuşTürkçeİngilizce
1إنماinnemāşüphesizOnly
2المؤمنونا م نEMNl-mu'minūnemü'minlerthe believers
3الذينelleƶīne(are) those who
4آمنواا م نEMNāmenūinanırlarbelieve
5باللهbillahiAllah'ain Allah
6ورسولهر س لRSLve rasūlihive Elçisineand His Messenger,
7وإذاve iƶāve ne zaman kiand when
8كانواك و نKVNkānūolurlarthey are
9معهmeǎhuonunla beraberwith him
10علىǎlāiçinfor
11أمرا م رEMRemrinbir işa matter
12جامعج م عCMAcāmiǐntoplumsal(of) collective action,
13لمlemnot
14يذهبواذ ه بZ̃HByeƶhebūgitmezlerthey go
15حتىHattākadaruntil
16يستأذنوها ذ نEZ̃Nyeste'ƶinūhuondan izin alıncayathey (have) asked his permission.
17إنinneşüphesizIndeed,
18الذينelleƶīnethose who
19يستأذنونكا ذ نEZ̃Nyeste'ƶinūnekesenden izin alanlarask your permission,
20أولئكulāikeişte onlardırthose
21الذينelleƶīne[those who]
22يؤمنونا م نEMNyu'minūneinananlarbelieve
23باللهbillahiAllah'ain Allah
24ورسولهر س لRSLve rasūlihive Elçisineand His Messenger.
25فإذاfeiƶāzamanSo when
26استأذنوكا ذ نEZ̃Nste'ƶenūkesenden izin istediklerithey ask your permission
27لبعضب ع ضBAŽlibeǎ'Dibazıfor some
28شأنهمش ا نŞENşe'nihimişleri içinaffair of theirs,
29فأذنا ذ نEZ̃Nfe'ƶenizin verthen give permission
30لمنlimenkimseyeto whom
31شئتش ي اŞYEşi'tedilediğinyou will
32منهمminhumonlardanamong them,
33واستغفرغ ف رĞFRvesteğfirve mağfiret dileand ask forgiveness
34لهمlehumuonlar içinfor them
35اللهllaheAllah'tan(of) Allah.
36إنinneşüphesizIndeed,
37اللهllaheAllahAllah
38غفورغ ف رĞFRğafūrunçok bağışlayandır(is) Oft-Forgiving,
39رحيمر ح مRḪMraHīmunçok esirgeyendirMost Merciful.

Mealler

Arapça (Harekesiz)

انما المومنون الذين ءامنوا بالله ورسوله واذا كانوا معه على امر جامع لم يذهبوا حتى يستذنوه ان الذين يستذنونك اولئك الذين يومنون بالله ورسوله فاذا استذنوك لبعض شانهم فاذن لمن شئت منهم واستغفر لهم الله ان الله غفور رحيم

Arapça (Harekeli)

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَإِذَا كَانُوا مَعَهُ عَلَى أَمْرٍ جَامِعٍ لَّمْ يَذْهَبُوا حَتَّى يَسْتَأْذِنُوهُ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ أُولَئِكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ فَإِذَا اسْتَأْذَنُوكَ لِبَعْضِ شَأْنِهِمْ فَأْذَن لِّمَن شِئْتَ مِنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمُ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Transliterasyon

İnnelmel mu’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî ve izâ kânû meahu alâ emrin câmiın lem yezhebû hattâ yeste’zinûh|u|, innellezîne yeste’zinûneke ulâikellezîne yu’minûne billâhi ve resûlih|i|, fe izeste’zenûke li ba’dı şe’nihim fe’zen li men şi’te minhum vestağfir lehumullâh|e|, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Transliteration (Eng.)

Innam<span class="u">a</span> almu/minoona alla<span class="u">th</span>eena<span class="u">a</span>manoo bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hi warasoolihi wa-i<span class="u">tha</span> k<span class="u">a</span>noomaAAahu AAal<span class="u">a</span> amrin j<span class="u">a</span>miAAin lam ya<span class="u">th</span>haboo <span class="u">h</span>att<span class="u">a</span>yasta/<span class="u">th</span>inoohu inna alla<span class="u">th</span>eena yasta/<span class="u">th</span>inoonakaol<span class="u">a</span>-ika alla<span class="u">th</span>eena yu/minoona bi<span class="b">A</span>ll<span class="u">a</span>hiwarasoolihi fa-i<span class="u">tha</span> ista/<span class="u">th</span>anooka libaAA<span class="u">d</span>isha/nihim fa/<span class="u">th</span>an liman shi/ta minhum wa<span class="b">i</span>staghfirlahumu All<span class="u">a</span>ha inna All<span class="u">a</span>ha ghafoorun ra<span class="u">h</span>eem<span class="b">un</span>

Abdulbaki Gölpınarlı

İnananlar, ancak Allah'a ve Peygamberine inanırlar ve onunla berâber, topluluğu icâb ettiren bir işte bulunurlarsa izin almadan bırakıp gitmezler. Şüphe yok ki senden izin isteyenlerdir Allah'a ve Resûlüne inananlar. Bâzı işlerini görmek için izin istediler mi senden, sen de onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan yarlıganma dile; şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahîmdir.

Ali Bulaç

Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü’ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Bayraktar Bayraklı

Müminler, ancak Allah'a ve Peygamberine inanmış kimselerdir. Onlar Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken, ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. Senden izin isteyenler, gerçekten Allah'a ve Peygamberine iman etmiş kimselerdir. Öyleyse bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan af dile; Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

Diyanet İşleri

Müminler, ancak Allah'a ve Resulüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.

Edip Yüksel

Gerçek gerçeği onaylayanlar, ALLAH'a ve elçisini onaylayan ve toplumsal bir sorun için onunla beraber iken ondan izinsiz terketmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, ALLAH'a ve elçisini onaylayanlardır. Bazı işleri için senden izin istediklerinde dilediğine izin verebilirsin. Onlar için ALLAH'tan bağışlanma dile. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Müminler ancak, Allah'a ve Resülüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar o Peygamber ile birlikte sosyal bir işle meşgul iken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; çünkü Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.

Erhan Aktaş

Ancak Allah’a ve Rasul’üne içtenlikle iman etmiş mü’minler, toplumu ilgilendiren bir iş için onunla bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadıkça gitmezler. Senden izin isteyen kimseler, işte onlar Allah’a ve O’nun Rasul’üne iman edenlerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğin kimseye izin ver; onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Allah, Çok Bağışlayıcı’dır, Rahmeti Kesintisiz’dir.

Hakkı Yılmaz

Mü’minler ancak, Allah'a ve Elçisi'ne inanmış, Elçi ile birlikte sosyal bir işle meşgul iken o'ndan izin istemedikçe çekip gitmeyen kimselerdir. Şüphesiz senden izin isteyen şu kimseler; işte onlar, Allah'a ve Elçisi'ne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver, onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Muhammed Esed

(GERÇEK) MÜMİNLER öyle kimselerdir ki Allah'a ve O'nun Rasûlü'ne yürekten inanırlar ve o'nunla bütün cemaati ilgilendiren bir mesele için bir araya geldiklerinde (hangi karara varılacak olursa olsun) o'nun iznini almadıkça ayrılmazlar. Gerçekten de, senden izin al(madıkça karara bağlanan eylemden geri durmay)anlar, işte Allah'a ve O'nun Rasûlü'ne (yürekten) inananlar böyleleridir! Bunun içindir ki, onlar kendi bazı özel işleri için senden izin istedikleri zaman, uygun gördüğün kimselere bu izni ver; ve Allah'tan onlar için bağışlanma dile; çünkü Allah, şüphesiz, çok acıyan esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır!

Mustafa İslamoğlu

Mü'minler, ancak Allah'a ve O'nun Rasulü'ne yürekten inanıp güvenen kimselerdir; onunla toplumsal bir iş görüşmek için bir araya geldiklerinde, onun iznini almadıkça asla ayrılmazlar. Şüphesiz senden (farklı bir görüş geliştirmek için) izin alanlar (da), Allah'a ve O'nun Rasulü'ne yürekten inanıp güvenen kimselerdir. İşte bu yüzden, onlar senden bazı işleri için izin isterlerse onlardan uygun gördüklerine bu izni ver; Allah'tan da onlar için mağfiret dile: Şüphe yok ki Allah, rahmeti bol bir bağışlayıcıdır.

Suat Yıldırım

Gerçek müminler ancak öyle kimselerdir ki Allah'a ve Resulüne bütün kalpleriyle iman etmiş olup, bütün toplumu ilgilendiren meseleleri görüşmek üzere onun yanında bulundukları vakit ondan izin almadıkça ayrılıp gitmezler. Senden izin isteyenler hakikaten Allah'a ve Resulüne gerçekten iman edenlerdir. Öyle ise bazı işleri için senden izin istedikleri zaman, sen de onlardan dilediğin kimselere izin ver ve onlar için Allah'tan af dile. Muhakkak ki Allah gafurdur, rahîmdir.*

Süleyman Ateş

Mü'minler o kimselerdir ki Allah'a ve Elçisine (gönülden) inanmışlardır. Toplumsal bir iş için Allah'ın Elçisi ile beraber bulundukları zaman ondan izin almadan gitmezler. (Ey Muhammed), Senden izin alanlar, işte Allah'a ve Elçisine inananlar onlardır. Bazı işleri için senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Şaban Piriş

Müminler ancak, Allaha ve peygamberine iman ederler, onunla birlikte bir iş hususunda bir araya geldikleri zaman, ondan izin almadan gitmeyenlerdir. Senden izin isteyenler, Allaha ve Peygamberine iman edenlerdir. Bazı işleri dolayısıyla senden izin istedikleri zaman onlardan dilediğine izin ver. Onlar için Allahtan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve merhametlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Müminler o insanlardır ki, Allah'a ve O'nun resulüne inanırlar. Resulle beraber, ortaklaşa bir iş üzerinde bulundukları zaman, ondan izin almadan çekip gitmezler. O senden izin isteyenler var ya, onlar Allah'a ve O'nun resulüne iman edenlerdir. Bazı uğraşları için senden izin istediklerinde, onlardan dilediğine izin ver ve kendileri için af dile. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

Edip-Layth-Martha

The acknowledgers are those who acknowledge God and His messenger, and when they are with him in a meeting, they do not leave him without permission. Those who ask permission are the ones who do acknowledge God and His messenger. If they ask your permission, in order to tend to some of their affairs, you may grant permission to whomever you wish, and ask God to forgive them. God is Forgiver, Compassionate.

Muhammad Asad

[TRUE BELIEVERS are only they who have attained to faith in God and His Apostle, and who, whenever they are [engaged] with him upon a matter of concern to the whole community* do not depart [from whatever has been decided upon] unless they have sought [and obtained] his leave.* Verily, those who [do not abstain from the agreed &shy;upon action unless they] ask leave of thee - it is [only] they who [truly] believe in God and His Apostle! Hence, when they ask leave of thee for some [valid] reason of their own, grant thou this leave to whomsoever of them thou choose [to grant it],* and ask God to forgive them: for, behold, God is much-forgiving, a dispenser of grace!*

Rashad Khalifa

The true believers are those who believe in GOD and His messenger, and when they are with him in a community meeting, they do not leave him without permission. Those who ask permission are the ones who do believe in GOD and His messenger. If they ask your permission, in order to tend to some of their affairs, you may grant permission to whomever you wish, and ask GOD to forgive them. GOD is Forgiver, Most Merciful.,

The Monotheist Group

The believers are those who believe in God and His messenger, and when they are with him in a meeting, they do not leave him without permission. Those who ask permission are the ones who do believe in God and His messenger. If they ask your permission, in order to attend to some of their affairs, you may grant permission to whoever you wish, and ask God to forgive them. God is Forgiver, Merciful.