Furkan Sûresi50. Ayet
← Sure okumasına dönKelime Kelime (9 kelime)
| # | Arapça | Kök | Okunuş | Türkçe | İngilizce |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | ولقد | — | veleḳad | ve andolsun | And verily, |
| 2 | صرفناه | ص ر فṦRF | Sarrafnāhu | etraflıca anlattık | We have distributed it |
| 3 | بينهم | ب ي نBYN | beynehum | onların aralarında | among them |
| 4 | ليذكروا | ذ ك رZ̃KR | liyeƶƶekkerū | öğüt alsınlar diye | that they may remember, |
| 5 | فأبى | ا ب يEBY | feebā | ama direnmektedir | but refuse |
| 6 | أكثر | ك ث رKS̃R | ekṧeru | çoğu | most |
| 7 | الناس | ن و سNVS | n-nāsi | insanların | (of) the people |
| 8 | إلا | — | illā | ancak | except |
| 9 | كفورا | ك ف رKFR | kufūran | inkarda | disbelief. |
Mealler
Arapça (Harekesiz)
ولقد صرفنه بينهم ليذكروا فابى اكثر الناس الا كفورا
Arapça (Harekeli)
وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُوا فَأَبَى أَكْثَرُ النَّاسِ إِلَّا كُفُورًا
Transliterasyon
Ve lekad sarrafnâhu beynehum li yezzekkerû fe ebâ ekserun nâsi illâ kufûrâ(kufûran).
Transliteration (Eng.)
Walaqad <span class="u">s</span>arrafn<span class="u">a</span>hu baynahumliya<span class="u">thth</span>akkaroo faab<span class="u">a</span> aktharu a<span class="b">l</span>nn<span class="u">a</span>siill<span class="u">a</span> kufoor<span class="u">a</span><span class="b">n</span>
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki biz onu, bulundukları yerlere akıttık düşünüp ibret alsınlar diye, fakat insanların çoğu, ibret almaya yanaşmadı, nankör olup gitti.
Ali Bulaç
Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.
Bayraktar Bayraklı
Gerçek şu ki, düşünüp öğüt almaları için suyu, ülkeler arasında bir nizama göre dağıtmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
Diyanet İşleri
Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşitli şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.*
Edip Yüksel
Öğüt almaları için onu aralarında dağıtıp çevirdik. Ne var ki insanların çoğunluğu nankörlükte diretmektedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.
Erhan Aktaş
Ant olsun ki Biz, öğüt almaları için onu, onların aralarında paylaştırdık. Ancak insanların çoğu nankörlük etmekte direttiler.
Hakkı Yılmaz
Ve andolsun Biz, öğüt almaları için her şeyi, çeşit çeşit şekillerde anlattık, ama insanların çoğu sadece iyilikbilmezlikte dayattılar.
Muhammed Esed
Gerçek şu ki, Biz bütün bunları insanların gözü önüne hep seregelmişizdir ki, belki ders alıp akıllarında tutarlar; ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu Biz, onu (ve bütün bu örnekleri) ayrıntılı bir biçimde açıklayarak insanların önüne koyduk ki düşünüp ders alsınlar diye... Hal böyleyken insanların çoğu yine de yüz çevirmekte, nankörlükte direnmekteler.
Suat Yıldırım
Bu gerçeği, insanların iyice düşünmeleri için Biz, farklı üsluplarla anlatsak da onların çoğu nankörlükten başka bir şey yapmıyorlar. *
Süleyman Ateş
Andolsun biz, bu sözü onların aralarında çevirip çevirip anlattık ki öğüt alsınlar. Ama insanların çoğu, nankörlükte direnmektedir.*
Şaban Piriş
Düşünsünler, öğüt alsınlar diye, onu aralarında evirip çevirdik. Yine de insanların çoğu nankörlükten vazgeçmez.
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun, onu aralarında çeşitli biçimlerde ifade ettik ki öğüt alabilsinler. Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.
Edip-Layth-Martha
We have distributed it amongst them so that they may remember, but most people refuse to be anything but ingrates.
Muhammad Asad
And, indeed, many times have We repeated [all] this unto men,* so that they might take it to heart: but most men refuse to be aught but ingrate.
Rashad Khalifa
We have distributed it among them in exact measure, that they may take heed. But most people insist upon disbelieving.,
The Monotheist Group
AndWe have distributed it among them so that they may remember, but most of the people refuse to be anything but rejecters.